Ara
  • Olga Ateş

Şüpheli Alacaklarda Ne Zaman Karşılık Ayrılır ve Koşulları Nelerdir?

Özlem AYYILDIZ TAYLAN*

Yaklaşım Dergisi

I- GİRİŞ

Bilindiği üzere, vergi mevzuatımızda ticari ve zirai kazançlar yönünden gelirin elde edilme zamanı tahakkuk esasına dayanmaktadır. Miktar ve tutar itibariyle kesinleşen gelir tahakkuk etmiş olur ve elde edilmiş sayılarak vergiye tabi tutulur.

Ticari hayatta çoğu zaman çeşitli nedenlerden ötürü hasılat yazılan tutarların tahsili şüpheli, hatta imkansız hale gelebilmektedir. Bu durumda tahsili şüpheli olan ya da olanaksız hale gelen alacakların da vergilendirilmesi gibi bir sonuçla sıkça karşılaşmaktayız.

Bu nedenle vergi kanunlarımız, tahsili şüpheli olan ticari alacaklar için belirli şartlar altında karşılık ayrılmasına, tahsili olanaksız hale gelen alacakların ise yine belli şartlar çerçevesinde zarar yazılmasına müsaade vermiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun “Şüpheli Alacaklar” başlıklı 323. maddesi aşağıdaki gibidir:

“Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar,

2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;

şüpheli alacak sayılır.

Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte bir karşılık ayrılabilir.

Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.

Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları, tahsil edildikleri dönemde kâr-zarar hesabına intikal ettirilir.”

II- BİR ALACAĞI ŞÜPHELİ ALACAK OLARAK DEĞERLENDİREBİLMEK İÇİN GEREKLİ OLAN KOŞULLAR

A- ALACAK, TİCARİ VE ZİRAİ KAZANCIN ELDE EDİLMESİ VE İDAME ETTİRİLMESİ İLE İLGİLİ OLMALIDIR

Bir alacağın ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olduğunun kabul edilebilmesi için, o alacağın daha önce hasılat olarak kayıtlara intikal ettirilmiş olması zorunludur. Dolayısıyla daha önce hasılat olarak yazılmamış bir alacak için karşılık ayrılması mümkün değildir.

“Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak” şartını Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesine ekleyen 2365 sayılı Kanun’un 55. maddesinin gerekçesinde; “Karşılık ayrılmak suretiyle, zarara intikal ettirilecek alacağın ticari ve zirai faaliyetin elde edilmesi veya idamesi ile ilgili olması, diğer ifade ile alacağın daha önce hasılat hesaplarına intikal ettirilmiş bulunması gerekmektedir...” denilmektedir.

B- KARŞILIK ALACAĞIN ŞÜPHELİ HALE GELDİĞİ YILDA AYRILMALIDIR

Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesine göre; şirketin alacağın şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayırması gerekmektedir. VUK’un 323. maddesinin birinci bendinde; ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla dava veya icra safhasında bulunan alacakların şüpheli alacak sayılacakları belirtilmiştir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında; söz konusu şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabileceği açıklanmıştır. Tasarruf değeri ise VUK’un 264. maddesinde “Bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değeridir.” şeklinde tanımlanmıştır.

C- BİR ALACAĞIN KARŞILIK AYRILMAK SURETİYLE ZARAR YAZILABİLMESİ İÇİN, HASILAT HESAPLARINA İNTİKAL ETTİRİLMİŞ OLMASI GEREKİR

Şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılmasında alacağın, VUK’un 323. maddesinde geçen “ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi” ile ilgili olması bir ön şarttır. Bu ön şartın bulunmaması halinde diğer şartlar mevcut olsa dahi karşılık ayrılamaz. Diğer bir ifade ile bir alacak için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılarak zarar yazılabilmesi için kârın oluşumunu etkilemiş yani daha önce hasılat hesaplarına kaydedilmiş olması gerekir.

D- BİLANÇO ESASINA GÖRE DEFTER TUTULMASI GEREKMEKTEDİR

Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesinde, şüpheli alacakların gider yazılabilmesi için “pasifte karşılık ayrılması” zorunlu olduğundan sadece bilanço esasına göre defter tutan mükellefler şüpheli alacak karşılığı ayırabileceklerdir.

E- ALACAK TEMİNATSIZ OLMALIDIR

Yine aynı Kanun’da, “teminatlı alacaklarda karşılığın teminatı aşan kısım için ayrılabileceği” belirtilmek suretiyle, alacağın teminatsız olması şüpheli alacak karşılığı ayırmanın ve gider yazmanın şartları arasında sayılmıştır. Alacağın bir kısmının teminata bağlanmış olması durumunda, teminattan geri kalan kısım için karşılık ayrılabilecektir.

F- ALACAĞIN TAHSİLİ ŞÜPHELİ HALE GELMELİDİR

Alacağın tahsilinin şüpheli hale geldiğinin ispatıdır.

Dava veya icra safhasında olan veya yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük olan, alacaklar şüpheli alacak olarak değerlendirilmektedir.

G- KARŞILIK AYRILMA DÖNEMİ

Karşılık, alacağın şüpheli hale geldiği dönemde, bir başka deyişle alacak için dava açıldığı veya icra işlemlerine başlandığı dönemde ayrılır. Alacağın şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayrılmaması durumunda daha sonra karşılık ayrılamaz.

Nitekim, Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 08.12.2006 tarihli ve E: 2006/291, K: 2006/334 sayı ve kararında da karşılığın alacağın şüpheli hale geldiği dönemde ayrılabileceği belirtilmiştir.

III- KARŞILIK AYRILACAK TUTARA KDV DAHİL Mİ HARİÇ Mİ OLACAKTIR?

Katma değer vergisinden kaynaklanan alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi; alacağın ilgili dönemin kayıtlarına girmesi ve katma değer vergisi beyannamelerinde beyan edilmesi halinde mümkün olacaktır. Bu husus 334 Seri Numaralı VUK Genel Tebliği’nde de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, KDV’den kaynaklanan alacaklar üzerinden şüpheli alacak karşılığı ayrılabilecektir.

Konu ile ilgili olarak, Konya Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 25.06.2009 tarih ve B.07.1.GİB.4.42.17.02/VUK-2-2915/739 sayılı özelgede de aynı açıklamalara yer verilmiştir.

“…Yine 334 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği­’nin "V-Katma Değer Vergisi için Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılması" başlıklı bölümünde, "...Katma değer vergisi, ekonomik faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ve işletmenin alışları sırasında ödediği, işlet­me alacaklarının bir unsurunu teşkil eden ve doğrudan doğruya mal (veya hizmet) tesliminden (veya ifasından) kaynaklanan bir alacaktır. Bu itibarla, katma değer vergi­sinden kaynaklanan alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi; yukarıdaki madde hükmünde yer alan şartların mevcut olması, alacağın ilgili dönem kayıtlarına girmesi ve katma değer vergisi beyannamelerinde beyan edilmesi halinde mümkün olacaktır."

IV- SONUÇ

Makalemizde de değindiğimiz gibi, şüpheli alacaklara karşılık ayrılabilmesinin bazı koşulları vardır.

Alacaklı açısından daha önce hasılat hesaplarına intikal ettirilmiş alacaklardan tahsili imkansız hale gelenler bu mahiyeti kazandıkları tarihte değersiz alacak olarak, şüpheli hale gelmiş olanlar şüpheli hale geldiği hesap dönemi içerisinde karşılık ayrılmak suretiyle giderleştirilebilmektedir.

_____________________

(*) SMMM, SPK Bağımsız Denetçi

Yazarlar : 'ÖZLEM AYYILDIZ TAYLAN'

65 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81