Ara
  • Olga Ateş

İşletme Ortağı İle İşletme Arasındaki Para Hareketleri ve Tevsik Zorunluluğu

Murat UÇKUN*, İbrahim Necdet AYYILDIZ**

Yaklaşım Dergisi

I- GİRİŞ

Bilindiği gibi kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında değişen ekonomik koşullara ve teknolojik gelişmelere uyum sağlanması amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Mükerrer 257. maddesiyle, bazı vergisel işlem ve kayıtların elektronik ortamda ya da bankacılık sistemine dâhil edilerek yapılması amaçlanmıştır.

Maliye Bakanlığı ilgili düzenlemeler kapsamında belli tutarı aşan ödemelerin belli usullerle yapılmasını öngörmüştür. Böylece gerçekte mal/hizmet hareketi olduğu halde fatura düzenlenmemesi ya da gerçekte bir işlem olmadığı halde fatura düzenlenmesi (sahte fatura) gibi durumların önüne geçilmesi, işletmelerin mal/hizmet hareketleri ile para hareketlerinin uyumlaştırılması, işletmelerin ortakları ya da 3. kişilerle olan para transferlerinin kayıt altına alınması hedeflenmiştir.

İşletmelerin özellikle ortakları ile yaptıkları para hareketleri ve daha sonrasında tahsilat ve ödemelerde gerçekleştirilen muhasebe kayıtları ile tevsik zorunluluğu uygulaması by-pass edilebilmekte, hatalı ve yanlış muhasebe kayıtları yapılabilmektedir. Bu yazımızda söz konusu hatalı ve yanlış işlemlere örnek verilerek, gerçekte olması gereken muhasebe kayıtları üzerinde durulmaya çalışılacaktır.

II- İLGİLİ MEVZUAT

VUK Mükerrer 257. maddenin 2. bendinde Maliye Bakanlığı’na, “Mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme” yetkisi verilmiştir. Bu yetkiye dayanılarak yayımlanan 320 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği’nde([1]) tevsik zorunluluğunun kapsamı, işlem tutarı ve başlangıç tarihi, 323 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği’nde([2]) tahsilat ve ödemelerin yapılacağı aracı kurumlar, tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar, 324 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği’nde([3]) işletmenin ortakları ile olan para transferlerinin kapsamda olup olmadığı ve 332 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği’nde([4]) ise tevsik kapsamındaki işlem tutarı ile ilgili düzenlemeler getirilmiştir.

Bu tebliğlerle birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafın kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden yapacakları (KDV dahil) 8.000,00 TL’yi aşan para hareketlerini (tahsilat ve ödemeleri) banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapacakları ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsik edecekleri, tevsik zorunluluğunun kapsamına işletmenin ortaklarıyla yapacağı para transferlerinin de dahil olduğu düzenlenmiştir. 320 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği’nde ayrıca bu yükümlülüğe uyulmaması halinde VUK Mükerrer 355. maddenin tatbik edileceği belirtilmiştir.

Burada dikkat edilecek önemli husus, işletmelerin kendi ortakları ile olan para hareketlerinin de tevsik zorunluluğu kapsamına alınmış olmasıdır. Özellikle şirketler, nakde ihtiyacı olması halinde bankadan borçlanmak yerine ortağından nakit alabilmekte veyahut ortağının nakde ihtiyacı duyması halinde tam tersi ortağına borç para verebilmektedir. Uygulama birçok şirket, ortağı ile bu para hareketini muhasebeleştirilirken, tevsik zorunluluğunu ihmal etmekte ve borçlu ya da alacaklı cari hesaplarla mahsuplaşma yaparak ödeme ya da tahsilât yapmaktadır. İşletmelerin ortakları ile olan bu münasebetleri, Türkiye’de kurulu şirketlerin birçoğunun aile şirketi olması, şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğu hususunun unutularak, “şirketin kasası patronun ya da ortağın cebi” söyleminden kaynaklanmaktadır. Şimdi bu konuda birkaç somut örnek vererek konuyu daha detaylı incelemeye çalışalım.

III- UYGULAMADA KARŞILAŞILAN DURUMLAR

Şirketlerin tahsilât ve ödemelerini 100-Kasa veya 102-Banka hesaplarını kullanılarak muhasebeleştirmesi halinde tevsik zorunluluğuna uyulup uyulmadığı açık olarak tespit edilebilmekle birlikte, 131-Ortaklardan Alacaklar veya 331-Ortaklara Borçlar hesaplarının tahsilât ve ödeme işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanıldığı durumlarda VUK Mükerrer 257. maddedeki yükümlülüğe uyulup uyulmadığının tespiti güçleşmektedir.

Aşağıda bu konuda iki örnek verilmiştir.

ÖRNEK 1:

1. Durum: Ortağın, işletmenin borcunu ödemesi:

__________________ / ________________

320 Satıcılar 10.000

331 Ortaklara Borçlar 10.000

__________________ / ________________

2. Durum: Ortağın 3. kişiden tahsil ettiği parayı yine kendisinin borç olarak alması:

__________________ / ________________

131 Ortaklardan Alacaklar 15.000

120 Alıcılar 15.000

__________________ / ________________

Bu örneğimizdeki ilk durumda, şirket, ortağından borç para alarak doğrudan cari hesabındaki borcunu ödemiştir. Diğer bir ifade ile borcunu borçla ödemiştir. Ancak bu işlemi yaparken şirket kendi ortağı ile satıcısını muhatap etmiş ve aradan kendisini tamamen çıkarmıştır. İkinci durumda ise, şirket, tahsil ettiği ticari alacağını doğrudan ortağına borç vermiştir. Burada da esasen şirket ortağı ile alıcı muhatap olmuş ve şirket yine aradan tamamen çıkmıştır. Bu her iki durumda da ödeme ve tahsilat 8.000 TL’yi aşmış olmasına rağmen, tevsik zorunluluğuna uyacak şekilde yapılmadığı görülmektedir.

Örneğimizde, işletme hem kendi ortağına/satıcısına yaptığı ödemeler, hem de ortağından ve alıcısından yaptığı tahsilâtları, tevsik zorunluluğuna uymadan gerçekleştirdiğinden dolayı iki farklı usulsüzlük işlemiş olacaktır. Böyle bir kayıt neticesinde şirket VUK Mükerrer 355. maddesine göre ödeme ve tahsilâtının her biri için iki defa usulsüzlük cezasına muhatap tutulması gerekecektir.

Şirket, ödeme ve tahsilâtlarını aşağıdaki gibi muhasebeleştirmesi halinde, cezai sorumluluktan kurtulabilmesi mümkün olacaktır.

1. Durum: İşletmenin, ortaktan borçlanarak, satıcılara olan borcunu ödemesi:

__________________ / ________________

102 Banka 10.000

331 Ortaklara Borçlar 10.000

__________________ / ________________

320 Satıcılar 10.000

102 Banka 10.000

__________________ / ________________

2. Durum: Ortağın, 3. kişiden tahsil ettiği parayı, yine aynı ortağına borç olarak vermesi:

__________________ / ________________

102 Banka 15.000

120 Alıcılar 15.000

__________________ / ________________

131 Ortaklardan Alacaklar 15.000

102 Banka 15.000

__________________ / ________________

Diğer örneğimiz ise şöyledir;

ÖRNEK 2:

Ortağın, ticari alacak karşılığında alınmış olan çeki tahsil etmesi ve yine kendisinin bunu borç olarak alması:

______________20/04/2014 _____________

131 Ortaklardan Alacaklar 10.000

101 Alınan Çekler 10.000

__________________ / ________________

Bu örneğimizde de, şirket, ticari alacağına karşılık aldığı çeki, ortağı ile doğrudan ilişkilendirmiştir. Esasen burada yine şirket devreden çıkmış durumdadır ve çek ortak tarafından elden tahsil edilmiş ve tahsil edilen tutar yine aynı ortakça borç olarak alınmıştır. Şirket yine ortağına yaptığı ödemeyi, tevsik zorunluluğuna uymayarak gerçekleştirmiştir. Ayrıca ticari alacak niteliğindeki bir çekini ortağına vermek suretiyle, bu çeki bir hatır çeki haline, ticari olmayan bir alacak şekline dönüştürmüştür. Burada ortağın, çek karşılığı aldığı borcu tevsik ettiği düşünülebilir. Ancak biz her hal ve takdirde ticari olan bir çekin, tahsili neticesinde ayrı bir tüzel kişiliği olan işletmenin kasasına girmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu nedenle, şirketlerin usul yönünden cezai bir yaptırımla karşılaşmamaları için bu işlemi aşağıdaki gibi muhasebeleştirmelerinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.

______________20/04/2014 _____________

100/102 Kasa/Banka 10.000

101 Alınan Çekler 10.000

______________20/04/2014 _____________

131 Ortaklardan Alacaklar 10.000

102 Banka 10.000

__________________ / ________________

IV- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

VUK Mükerrer 257. madde ile işletmelerin belli iş ve işlemlerinin elektronik ortamda yapılması, kayıt altına alınması, bankacılık sistemine dâhil edilmesi amaçlanmakla beraber, kurumsallaşmanın gelişmediği şahıs/aile işletmelerinde işletmeler ortakların/sahiplerin şahsından ayrı düşünülmemekte, işletme kasası ile ortak hesapları iç içe geçmektedir. Bu da kanunla amaçlanan tevsik zorunluluğunun ihmal edilmesine ve işletmelerin borç ve alacak hareketlerinin kayıt dışına itilmesine sebep olmaktadır.

Yukarıda verdiğimiz örneklerdeki gibi işletmenin devreden çıkarıldığı ve işletme ortağının üçüncü kişilerle doğrudan irtibatlandırılarak işletmenin alacak ve borçlarıyla ilgili işlem yapılması, ödeme ve tahsilâtlarla ilgili işletmenin tevsik zorunluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

Diğer yandan, VUK’un 175 ve Mükerrer 257. maddelerine istinaden yayımlanan 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde “Muhasebenin Temel Kavramları” başlığı altında “Kişilik Kavramı” ile ilgili yapılan “işletmenin sahip veya sahiplerinden, yöneticilerinden, personelinden ve diğer ilgililerden ayrı bir kişiliğe sahip olduğunu ve o işletmenin muhasebe işlemlerinin sadece bu kişilik adına yürütülmesi gerektiği” hükmü göz önüne alındığında, işletme ortağının işletmenin tahsilât ve ödemelerini doğrudan yapmasının tek düzen muhasebe düzeni açısından da doğru olmadığı görülecektir.

İşletmelerin, VUK’un Mükerrer 355. maddesinde yazılı usulsüzlük cezası ile muhatap olmamaları için muhasebe kayıtlarını daha şeffaf, tevsik zorunluluğuna uyulduğunu gösterir şekilde tutmaları daha faydalı olacaktır.

(*) Vergi Müfettişi

(**) Vergi Müfettiş Yrd.

[1] 04.07.2003 tarih ve 25158 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[2] 01.08.2003 tarih ve 25186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[3] 28.10.2003 tarih ve 25273 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[4] 05.05.2004 tarih ve 25453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Yazarlar : 'MURAT UÇKUN' 'İBRAHİM NECDET AYYILDIZ'

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81