Ara
  • Olga Ateş

İktisadi İşletmeye Dahil Menkul Kıymetlerin Türleri İtibarıyla Değerleme Ölçü Ve Şekilleri

Dr. Mehmet YÜCEL

Lebib Yalkın Dergisi

Özet

Vergi Usul Kanunu'nda menkul kıymetlerin değerlemesi ile ilgili düzenlemeler yer almakla birlikte menkul kıymetin tanımına yer verilmemiştir. Menkul kıymetin tanımı esas itibariyle Sermaye Piyasası Kanunu'nda yer almaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu'nda sermaye piyasası araçları, menkul kıymetler ve türev araçlar ile yatırım sözleşmeleri de dahil olmak üzere Sermaye Piyasası Kurulunca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer sermaye piyasası araçları olarak belirlenmiştir. Menkul kıymetler, para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere; paylar, pay benzeri diğer kıymetler ile söz konusu paylara ilişkin depo sertifikalarını; borçlanma araçları veya menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları ile söz konusu kıymetlere ilişkin depo sertifikalarını ifade etmektedir. Vergi Usul Kanunu'nun 258'inci maddesinde değerleme, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespiti olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un devam eden maddelerinde değerleme yapılırken kullanılacak değerleme ölçüleri tanımlanmış ve işletmelerin bilançolarında yer alan aktif ve pasif kalemlerin nasıl değerleneceğine ilişkin hükümlere yer verilmiş, menkul kıymetlerin değerlemesi ise Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesinde hükme bağlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Menkul kıymetler, Vergi Usul Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, değerleme, değerleme ölçüleri, dönem sonu işlemleri, alış bedeli, borsa rayici, kıst getiri yöntemi, hisse senedi, hazine bonosu, devlet tahvili, finansman bonoları, gelir ortaklığı senetleri.

1. Giriş

Bilindiği üzere, bir muhasebe döneminin başından sonuna kadar yapılan muhasebe işlemleri dizisine muhasebe süreci denilmektedir. Muhasebe süreci, dönem başında yapılan işlemler, dönem içinde yapılan işlemler ve dönem sonunda yapılan işlemler olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Dönem sonu işlemleri, işletmeye dahil mevcutların, alacakların ve borçların tespit edilmesi ve tespit edilen bu kıymetlerin değerleme işlemleridir. Dönem sonu işlemleri belli bir tarih itibariyle işletmenin mali tablolarının, işletmenin faaliyet sonuçlarını ve işletmenin mali yapısını tam ve doğru olarak yansıtmasını sağlamak amacıyla mali tablolarda yer alacak bilgilerin gerçekliğinin ve doğruluğunun sağlanmasına yönelik işlemleri içermektedir.

Dönem sonu işlemleri, vergi mevzuatında tanımı yer alan bir kavram değildir. Muhasebe literatüründe, dönem sonu işlemleri ifadesiyle, işletmelerin dönem sonlarında yapılması gereken bir dizi işlem anlatılmak istenmektedir. Vergi mevzuatında ise envanter ve değerleme kavramları kullanılmıştır. Dönem sonu işlemleri vergi mevzuatı açısından değerlendirildiğinde, işletmelerin dönem sonunda yapmaları gereken işlemlerinde vergi mevzuatı açısından dikkate alınması gereken kurallar olarak ifade edilebilir. Değerleme belirli bir iktisadi kıymetin belirli bir zamandaki kıymetinin belli bir para cinsinden ifade edilmesi işlemidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu , 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda değerleme ile hedeflenen gayenin ve korunması amaçlanan hak ve menfaatlerin durumuna göre değerlemeye ilişkin hükümler bulunmaktadır.

2.Vergi Usul Kanunu'na Göre Değerleme ve Değerleme Ölçüleri

Vergi Usul Kanunu değerlemeye işletmenin ortakları ve diğer üçüncü kişilerin menfaatlerini korumaya yönelik olarak değil, işletmelerin gizli ortağı konumunda olan Devletin menfaatlerini (vergi gelirlerini) koruma güdüsüyle bakmaktadır. Bu anlayış gereği Vergi Usul Kanunu değerlemeye ilişkin inisiyatifi mümkün olduğunca kendi elinde tutmak istemekte, işletme yetkililerine bırakmak istememektedir.

Vergi hukukunda ticaret hukukundaki prensibin aksine değerleme azami ölçüleri değil, değerleme asgari ölçüleri belirlenmiştir. Vergi hukukunda bu ölçüler konulurken vergide eşitlik ve genellik prensibinin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla son derece ihtiyatlı ve hassas davranılmıştır.

Vergi Usul Kanunu'nun 258. maddesine göre, envanter işlemlerinin ikinci aşaması olan değerleme, vergi matrahlarının hesaplanması ile ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir. Diğer bir ifade ile değerleme, sayılan varlıkların hangi fiyattan veya tutardan envanter defterine yazılacağını tespit etme işlemidir.

Vergi Usul Kanunu'nun 261. maddesinde değerleme ölçüleri; maliyet bedeli, borsa rayici, tasarruf değeri, mukayyet değer, itibari değer, vergi değeri, rayiç bedel, emsal bedeli ve ücreti olarak belirlenmiştir. Bir dönem sonu işlemi olan değerleme, iktisadi kıymetin nevi ve mahiyetine göre, bu ölçülerden biri ile yapılır.

3.Menkul Kıymetin Mahiyeti ve Türleri

Vergi Usul Kanunu'nun "Değerleme" başlıklı üçüncü kitabının birinci kısmı "İktisadi Kıymet Değerleri" ile ilgili hükümleri içermektedir. İktisadi İşletmelere Dahil Kıymetlerin değerlemesine ilişkin düzenleme ilkeleri ise söz konusu kitabın ikinci kısmının ikinci bölümünde yer almakta olup, menkul kıymetlerin envanter işlemleri sırasında nasıl değerlendirileceği konusu söz konusu bölüm içerisinde 279' uncu maddede düzenlenmiş bulunmaktadır.

Ancak vergi kanunlarında menkul kıymetlerle ilgili düzenlemeler yapılmasına rağmen menkul kıymetin ne olduğuna dair bir tanıma yer verilmemiştir. 1 Sıra No'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'nde ise menkul kıymetler; faiz ve kar payı sağlamak veya fiyat değişmelerinden yararlanarak karlar elde etmek amacıyla geçici bir süre elde tutulmak üzere alınan hisse senedi, tahvil, hazine bonosu, yatırım fonu katılma belgesi, kar-zarar ortaklığı belgesi, gelir ortaklığı senedi gibi kıymetler olarak tanımlanmıştır.

Yeni Sermaye Piyasası Kanunu'nun 3/o maddesine göre; menkul kıymetler, para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere; paylar, pay benzeri diğer kıymetler ile söz konusu paylara ilişkin depo sertifikalarını; borçlanma araçları veya menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları ile söz konusu kıymetlere ilişkin depo sertifikalarını ifade etmektedir. Buna göre menkul kıymet türleri kısaca; hisse senetleri, devlet tahvilleri,-özel kesim tahvil ve bonoları, tahvil türevleri,-hazine bonoları, eurobondlar, menkul kıymet yatırım fonu,-banka bonoları, banka garantili bonolar, finansman bonoları, varlığa dayalı menkul kıymetler, gayrimenkul sertifikaları, gelir ortaklığı kar-zarar ortaklığı belgesi olarak ifade edilebilir.

4.İktisadi İşletmeye Dahil Menkul Kıymetlerin Değerleme Ölçüleri

Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesine göre, hisse senetleri ile fon portföyünün en az yüzde 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir. Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere, işletmeye kayıtlı menkul kıymetlerin türlerine göre üç değişik değerleme ölçüsünün bulunduğu görülmektedir. Bunlar alış bedeli, borsa rayici ve kıst getiri ölçüsüdür. Buna göre menkul kıymet olarak kabul edilen ve yukarıda belirtilen bu değerlerin bir kısmının alış bedeli ile bir kısmının ise borsa rayici ile bir kısmının da kıst getiri ölçüsüyle değerlenmesi gerekmektedir.

4.1. Alış Bedeli ile Değerlenecek Menkul Kıymetler

Vergi Usul Kanunu'nda alış bedelinin tanımına yer verilmemiştir. Alış bedelinin, bir iktisadi kıymetin iktisabı için satıcıya ödenen veya borçlanılan meblağ olduğu yönündeki görüş geniş ölçüde kabul görmektedir. Buna göre menkul kıymetin alış bedeli saptanırken, söz konusu menkul kıymetin edinimi için yüklenilen finansman gideri, kur farkı, komisyon gibi giderlerden pay verilmemesi gerekmektedir. Ayrıca, vadesi geldiği halde üzerinde tahsil edilmemiş kuponu ile birlikte menkul kıymet satın alınması durumunda, değerlemede menkul kıymetin alış bedeline kupon bedelinin dahil edilmemesi gerekir.

Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesine göre, iktisadi işletmeye dahil olan hisse senetleri ile fon portföylerinin en az % 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ile değerlenir. Ayrıca, borsa rayici ile değerlenmesi gerekmekle birlikte borsa rayici bulunmayan ya da getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle getirisi hesaplanamayan menkul kıymetler de alış bedeli ile değerlenir.

4.2. Borsa Rayici ile Değerlenecek Menkul Kıymetler

Vergi Usul Kanunu'nun 263. maddesine göre borsa rayici, gerek menkul kıymetler ve kambiyo borsasına, gerekse ticaret borsasına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden evvelki son muamele gününde borsadaki işlemlerin ortalama değeri olarak tanımlanmıştır. Bununla beraber, normal dalgalanmalar haricinde fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülmesi halinde, son muamele günü yerine değerleme gününden önceki 30 gün içindeki ortalama rayici esas aldırmaya ilişkin Maliye Bakanlığı'nın yetkisi bulunmaktadır.

Hisse senetleri ile fon portföylerinin en az yüzde 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri haricindeki bütün menkul kıymetlerin değerlemesi sırasında öncelikle borsa rayicinin bulunup bulunmadığına bakılır. Borsa rayicinin bulunması halinde değerleme günü itibariyle kesinleşen getirisi bulunsa bile dikkate alınmaz. Değerleme günü itibariyle borsa rayici ile maliyet bedeli arasında oluşan fark kar-zarara yansıtılır. Borsa rayici açısından borsanın Türkiye'de bulunması gerekir. Uluslararası borsalarda işlem gören kıymetlerin Borsa İstanbul'da işlem görmesi halinde buradaki borsa değeri esas alınır. Aksi takdirde kıst getiri veya alış bedeli dikkate alınmalıdır.

4.3. Kıst Getiri (Kısmi Kâr İlâveli Alış Bedeli) Yöntemi ile Değerlenecek Menkul Kıymetler

Borsa rayicine göre değerlenmesi gereken menkul kıymetlerin, borsa rayicinin olmaması veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğunun anlaşılması halinde, değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanacaktır. Diğer bir ifade ile, borsa rayici ile değerlenmesi gerekmekle birlikte borsa rayici bulunmayan ya da getirisi ihraç edenin kâr ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle getirisi hesaplanan kıymetler kıst getiri yöntemi ile değerlenir. Kıst getiri yönteminde değerlemeye esas bedel; menkul kıymetin alış bedeline, vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden, değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının getirisi ilave edilerek tespit edilir. Kıst getiri hesaplanacak menkul kıymetler genel olarak sabit bir getiriye sahip olan kıymetlerdir. Aksi halde değerleme günü itibariyle vadesinde elde edilecek gelirin bilinmesi mümkün değildir.

5.Menkul Kıymet Türleri İtibarıyla Değerleme Şekilleri

5.1. Hisse Senetlerinin Değerlemesi

Hisse senedi, bir anonim şirketin birbirine eşit paylarından bir parçasını temsil eden, kanuni şekil şartlarına uygun olarak düzenlenen ve sahibine ortaklık hakkı sağlayan hukuken kıymetli evrak hükmünde bir belgedir. Şirket faaliyetini sürdürdüğü ve kar ettiği sürece sahibine kar payı getirir. Sabit veya önceden hesaplanabilir bir getiri söz konusu değildir. Elde edilen kar payı şirketin karlılığına ve elde edilen karın dağıtım kararlarına göre yıldan yıla farklılık gösterir.

Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesine göre hisse senetleri, alış bedeli ile değerlenir. Bu kapsamda, bilânçonun aktifinde yer alan hisse senetlerinin değer kaybı veya artışı vergi hukuku açısından matrahı etkilememektedir. Bilançoya dahil bulunan bu hisse senetlerinin, Türkiye'de kurulu olan veya yurt dışında bulunan bir şirket tarafından çıkarılmış olmasının değerleme açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

Hisse senetlerinin döviz cinsinden borçlanılarak veya kredi ile alınmış olması durumunda ortaya çıkan kur farkları ya da faiz, komisyon ve benzeri giderler alış bedeline eklenmez. Diğer bir anlatımla, hisse senetlerinin değerlemesi sırasında, bu kıymetlerin edinimi dolayısıyla yüklenilen finansman giderlerinden pay verilmez.

Kar yedekleri karşılığı olarak dağıtılan bedelsiz hisse senetlerinin, bunları alan işletmelerin aktifinde nominal değerle yer alması ve değerleme günü itibarıyla da nominal değerleri üzerinden değerlenmesi gerekmektedir. Buna karşılık sermaye yedekleri karşılığı olarak dağıtılan bedelsiz hisse senetlerinin, bunları alan işletmelerin aktifinde yer alan iştirakler hesabında herhangi bir değişiklik yaratmaz ancak miktar olarak ilave edilir, bu durumda bilanço dipnotlarında belirtilir.

5.1.1. Yatırım Ortaklıkları Hisse Senetlerinin Değerlemesi:

Yatırım ortaklıkları, sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır. Yatırım ortaklıkları anonim ortaklık şeklinde kurulduğu için, bu ortaklıkların sermayesini temsil eden hisse senetlerinin de alış bedeliyle değerlenmesi gerekmektedir.

5.2. Menkul Kıymet Yatırım Fonlarının (Yatırım Fonu Katılma Belgelerinin) Değerlemesi

Yatırım fonu, halktan katılma belgeleri karşılığında toplanan paralarla, belge sahipleri hesabına, riskin dağıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre sermaye piyasası araçları, gayrimenkul, altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek amacıyla kurulan mal varlığıdır. Yatırım fonu katılma belgesi, belge sahibinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona kaç pay ile katıldığını gösteren kıymetli evrak niteliğinde bir senettir. Katılma belgelerinin itibari değeri bulunmamaktadır. Bir fonun pay değeri, toplam fon değerinin tedavüldeki katılma belgelerinin kapsadığı pay sayısına bölünerek elde edilmektedir. Bu değer kurucu tarafından hesaplanmakta ve açıklanmaktadır.

Yatırım fonu katılma belgelerinin değerlemesi ile ilgili olarak Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesinde özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre, fon portföyünün en az % 51'i Türkiye'de kurulmuş olan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ile değerlenecektir. Diğer bir ifade ile fon portföyü en az yüzde 51 Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketler tarafından ihraç edilmiş hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılım belgeleri alış bedeli ile bunun dışında kalan yatırım fonu katılma belgelerinin ise borsa rayiciyle değerlenmesi gerekir. Alış bedeli ile değerlenecek olan yatırım fonu katılım belgelerine ait fon portföyünün en az yüzde 51'inin hisse senetlerinden oluşması koşulunun yıl içerisinde sürekli olarak sağlanmış olması gereklidir. Bu sürekliliğin sağlanamadığı durumlarda, katılma belgeleri varsa borsa rayici yoksa değerleme günü itibariyle hesaplanan getirisinin eklenmesi suretiyle (kıst getiri suretiyle) hesaplanacaktır.

Diğer yandan, ülkemizde yatırım fonu katılma belgeleri borsada işlem görmemektedir. Bu tür kıymetlerin değeri günlük olarak bunları ihraç eden (kurumlar) fon yönetimleri tarafından hesaplanıp ilan edilmekte ve paraya çevrilmektedir. Bu çerçevede, alış bedeli ile değerlenmesi ile mümkün olmayan katılma belgeleri, fon yönetimince açıklanmış değerler üzerinden değerlendirilmesi gerekir. Diğer yandan, katılma belgesinin, değerleme günündeki değerinin iktisap tarihindeki değerinden düşük olması durumunda getiri yerine zarar oluşacağından bu zararında normal olarak, dönem kar ve zararına intikali gerekir.

5.3. Devlet Tahvillerinin Değerlemesi

Devlet tahvili devletin 1 yıldan uzun vadeli borçlanma ihtiyaçlarını karşılamak için Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan borçlanma senetleridir. Bu finansal araç uygulamasında devlet belirtilen tarihte -vade- faiz getirisiyle beraber ödeme yapmayı garanti eder. Devlet tahvilleri üzerinde yazılı değer fiilen borçlanılan tutarı gösterir. Hazine bonolarından farklı olarak devlet tahvillerinde kupon bulunur. Ödeme planına göre borçlanılan tutar üzerinde kupon karşılığı faiz ödemesi yapılır. Getiri sabittir ve önceden hesaplanabilir. Devlet tahvilleri, Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası'nda işlem görmektedir ve bunları borsa rayici bulunmaktadır.

Dolayısıyla Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesi hükmü gereği devlet tahvillerinin borsa rayici ile değerlenmesi gerekmektedir. Ancak, bu tahvillerden Borsa İstanbul'da işlem görmeyenler ile borsa rayici oluşmayanlarda borsa rayicinden söz edilemez. Bu durumlarda, Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesine göre değerleme kıst getiri esasına göre yapılması gerekir. Diğer bir anlatımla değerleme, devlet tahvilinin vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçecek süreye isabet eden kıst getirisinin hesaplanarak alış bedeline eklenmesi suretiyle değerlemeye esas alınması gerekir.

5.4. Hazine Bonolarının Değerlemesi

Hazine bonosu; kamu kesimi finansman açıklarının giderilmesi amacıyla çıkarılan ve vadesi bir yıldan daha az olan devlet iç borçlanma senedidir. Hazine bonolarında kupon bulunmaz. Bu menkul kıymet iç iskonto esasına (ihraç tarihinde nominal değeri altında ihraç edilip vadesinde üzerinde yazılı bedel ödenir) göre ihraç edilir. Diğer bir anlatımla, hazine bonolarının üzerinde gösterilen tutar vade sonunda anapara ve faiz dahil ödenecek parayı göstermektedir. Dolayısıyla, bonoların ihracında fiilen borçlanılan tutar, bononun nominal değerinden içerdiği faiz tutarı düşülerek bulunur. Hazine bonolarında getirisi sabittir ve önceden hesaplanabilir. Hazine bonolarının yine yasal düzenleme gereği olarak borsa rayici ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere devlet tahvilleri ile Hazine bonoları Borsa İstanbul'da işlem görmektedir. Bu nedenle borsa rayiçleri bulunmaktadır. Buna göre Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesi uyarınca hazine bonoları borsa rayiciyle değerlenir. Ancak, bu bonolardan Borsa İstanbul'da işlem görmeyenler ile borsa rayici oluşmayanların borsa rayici ile değerlenmesi söz konusu olamayacağından, bunların ilgili döneme isabet eden kıst getirilerinin hesaplanarak alış bedeline eklenmesi suretiyle değerlemeye esas alınması gerekir.

5.5. Özel Kesim Tahvil ve Bonolarının Değerlemesi

Özel kesim tahvil ve bonoları, anonim şirketlerin kaynak bulmak amacıyla çıkardığı, karşılığında faiz verdiği belgelerdir. Özel kesim tahvil ve bonoları, Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası'nda işlem görebilecek menkul kıymetler arasında sayılmıştır. Ancak ülkemizde finansman bonoları borsada henüz işlem görmemektedir. Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesi uyarınca özel sektör tahvil ve bonoları esas itibariyle borsa rayiciyle değerlenir. Dolayısıyla borsada işlem gören özel sektör tahvillerinin varsa borsa rayici değerlenmesi gerekmektedir. Borsada işlem görmeyen veya borsa rayici tespit edilemeyen özel sektör tahvillerini aktifinde bulunduran iktisadi işletmeler kıst getiri hesaplanmak suretiyle ilgili kıymetleri değerlemeye tabi tutacaktır. Aynı şekilde, farklı adlarla çıkartılmış olmakla birlikte, özel kesim tahvili niteliğinde olan finansman bonoları, banka bonoları ve banka garantili bonolar da borsada işlem görmüyorlarsa kıst getiri esasında değerlenecektir.

5.6. Finansman Bonolarının Değerlemesi

Finansman bonoları, anonim şirketlerin kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere çıkardıkları kısa vadeli senetlerdir. Finansman bonolarının üzerinde yazılı olan nominal bedel, anapara ve faizden oluşur. Finansman bonolarından elde edilen gelir sabittir. Finansman bonoları, Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası'nda işlem görebilecek menkul kıymetler arasında sayılmıştır. Ancak ülkemizde finansman bonoları borsada işlem görmemektedir. Dolayısıyla Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesi gereği borsa rayici olmayan finansman bonolarının ilgili döneme isabet eden kıst getirilerinin hesaplanarak alış bedeline ilave edilmesi suretiyle değerlemeye tabi tutulması gerekmektedir.

5.7. Eurobondların Değerlemesi

Çok uluslu bankalar ile güvence veren diğer kurumların oluşturduğu sendikasyonla, tahvili çıkaran ülkenin dışında diğer ülkelere satılmak üzere çıkardıkları tahvillere eurobond denilmektedir. Eurobondlar yurtdışındaki kişilere satılmak üzere çıkartılmakla birlikte yurtiçinde yerleşik kişi ve kurumlara da satışı söz konusu olmaktadır. Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesi uyarınca Eurobondlar borsa rayiciyle değerlenmesi esastır. Değerlemeye esas borsanın da Türkiye'de bulunması ve fiyatında Türkiye'de oluşması şart değildir. Uluslararası borsalarda işlem gören Eurobondlar, bu borsalarda, işlem gördükleri borsa rayiciyle değerlenecektir. Borsa rayicinin bulunmaması halinde ise, kur farkları dahil olmak üzere eurobondun kıst getirisinin hesaplanması ve bu tutarın söz konusu menkul kıymetin alış bedeline eklenmesi suretiyle değerlenmesi gerekir.

5.8. Gelir Ortaklığı Senetlerinin Değerlemesi

Gelir ortaklığı senetleri, köprü, baraj, elektrik santrali, karayolu, demiryolu, sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları gibi kıymetlerden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanların gelirlerine ortaklık hakkı veren senetlerdir. Gelir ortaklığı senetleri istenildiği zaman paraya çevrilebilme özelliğine haizdir. Vadeleri genelde üç veya beş yıldır. Bu senetler, genellikle başlangıç itibariyle ne kadar gelir sağlayacağı belli olmayan, Kamu Ortaklığı İdaresi tarafından üçer aylık dönemlerde bu tür kağıtların gelirlerine dönük hesaplamalar yapılan ve ödenme tarihlerinde ödenmenin yapıldığı bankalarda değerleri belirlenmiş olarak ilgilisine getirisi ödenen kıymetli evraktır.

Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesi gereğince, gelir ortaklığı senetlerinin borsa rayiciyle değerlenmesi esastır. Gelir ortaklığı senetleri borsada işlem görmediklerinden borsa rayici oluşmamaktadır. Gelir ortaklığı senetlerinin değerleme günü itibariyle değerlerinin, yani kıst getirisinin kamu ortaklığı idaresi veya ilgili bankalardan öğrenilmesi mümkündür. Bu itibarla, gelir ortaklığı senetlerinin, Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesi uyarınca kıst getiri esasında değerlenmesi gerekmektedir. Bu kıymetlerin, dövize endeksli olarak çıkartılması halinde, kur farkları da kıst getiriye dahil edilecektir.

5.9. Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlerin Değerlemesi

Varlığa dayalı menkul kıymetler; genel finans ortaklıkları, bankalar, finansman şirketleri ve finansal kiralamaya yetkili kuruluşlar ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya SPK mevzuatı çerçevesinde temellük edecekleri alacaklar karşılığında ihraç ettiği kıymetli evraktır. İskonto esasına göre çıkarılabileceği gibi, dönemsel ve değişken faiz ödemeli olarak da ihraç edilebilir. Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesi gereğince, varlığa dayalı menkul kıymetlerin borsa rayiciyle değerlenmesi gerekir. Ancak, Türkiye'de özel sektör tahvili niteliğinde olan bu menkul kıymetler için oluşmuş bir borsa bulunmamaktadır. Bu durumda, değerlemenin Vergi Usul Kanunu'nun 279. maddesine göre kıst getiri esasında yapılması gerekir.

5.10. Kâr-Zarar Ortaklığı Belgelerinin Değerlemesi

Kar zarar ortaklığı belgeleri, anonim şirketlerin kar ve zarara ortak olmak üzere yurt içinde ve yurtdışında satılmak üzere ihraç ettikleri menkul kıymetlerdir. Bu belge sahiplerinin oy kullanım hakları bulunmaz. İhraç edilecek bu belgelerin üzerinde, kar ve zarara katılınacağı ve bu belgelere kar garantisi verilmeyeceği açıkça yazılır. Dolayısıyla bu belgelerin sabit bir getirisi yoktur. Belgeyi ihraç eden şirketin karlılığına göre getiri elde edilmesi söz konusudur. Söz konusu menkul kıymetler borsada işlem görmemektedir. Kar-Zarar ortaklığı belgelerinin esasen borsa rayiciyle değerlenmesi gerekmektedir. Ancak, söz konusu menkul kıymetlerin henüz borsa rayici bulunmamaktadır. Kar-zarar ortaklığı belgelerinin getirisi, belgeyi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğmakta ve değerleme günü itibariyle hesaplanamamaktadır. Dolayısıyla Vergi Usul Kanunu'nun 279' uncu maddesi gereği bu tür menkul kıymetlerin alış bedeli ile değerlenmesi gerekmektedir.

5.11. Banka Bonoları ve Banka Garantili Bonoların Değerlemesi

Yatırım ve kalkınma bankaları ile anonim şirketlerin kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere, ihtiyaç duydukları ölçüde ihdas edilen bonolardır. Bunlar seri halde çıkarılmazlar ve dönemsel gelir getirmezler. Halka arz edilmesi söz konusu olmaz. Daha çok ikili ilişkiler çerçevesinde büyük miktarlarda çıkarılır ve belirli yerlere plase edilir. Bunların üzerinde yazılı olan nominal bedel, anapara ve faizi kapsamaktadır. Satış sırasında bu bedel iskonto edilir ve iskontodan sonra tahsil edilen tutar borçlanılan tutarı gösterir. Bu tür menkul kıymetlerden elde edilen getiri sabittir. Banka bonoları ve banka garantili bonoların borsa rayici ile değerlenmesi gerekmektedir. Ancak söz konusu menkul kıymetler borsada işlem görmemektedir. Dolayısıyla Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesi gereği borsa rayici olmayan banka bonoları ve banka garantili bonoların ilgili döneme isabet eden kıst getirilerinin hesaplanarak alış bedeline ilave edilmesi suretiyle değerlemeye tabi tutulması gerekmektedir.

5.12. Gayrimenkul Sertifikalarının Değerlemesi

Gayrimenkul sertifikaları, belirli bir gayrimenkul projesini gerçekleştirmeyi üstlenen ve gayrimenkul sertifikasının içerdiği edimleri yerine getirmekle yükümlü olan anonim ortaklıkların, bedellerini inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri nominal değeri eşit hamiline yazılı menkul kıymetlerdir. Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesi hükmüne göre, gayrimenkul sertifikalarının borsa rayici ile değerlenmesi, borsa rayici yoksa bunların ilgili döneme isabet eden kıst getirilerinin hesaplanarak alış bedeline eklenmesi suretiyle değerlenmesi gerekmektedir. Gayrimenkul sertifikaları, Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası'nda işlem görebilecek menkul kıymetler arasında sayılmıştır. Ancak ülkemizde finansman bonoları borsada henüz işlem görmemektedir. Dolayısıyla borsada işlem gören gayrimenkul sertifikaları varsa borsa rayici ile; borsada işlem görmeyen veya borsa rayici tespit edilemeyen gayrimenkul sertifikalarını aktifinde bulunduran iktisadi işletmeler kıst getiri hesaplamak suretiyle ilgili kıymetleri değerlemeye tabi tutacaktır.

5.13. Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerinin Durumu

Vadeli işlem sözleşmeleri, belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikteki malı, kıymetli madeni, finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını ya da dövizi alma ya da satma yükümlülüğü veren sözleşmelerdir. Opsiyon sözleşmesi ise, iki taraf arasında yapılan ve alıcıya, ödeyeceği belli bir tutar (opsiyon primi) karşılığında, belirli bir vadeye kadar (veya belirli bir vadede), bugünden belirlenen bir fiyat (kullanım fiyatı) üzerinden opsiyona dayanak teşkil eden bir malı, kıymeti veya finansal göstergeyi satın alma veya satma hakkı tanıyan, satıcıya da alıcının bu sözleşmeden doğan hakkını kullanması durumunda sözleşmeye dayanak teşkil eden malı, kıymeti, veya finansal göstergeyi satma veya alma yükümlülüğü getiren sözleşmedir. Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ise mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde menkul kıymet tanımına girmemektedir. Dolayısıyla bu tür sözleşmeleri Vergi Usul Kanunu'nun 279' uncu maddesi kapsamında dikkate almak mümkün değildir.

Vergi Usul Kanununun 289'uncu maddesinde, "Bu bölümde yazılı olmayan veyahut yazılı olup da kendi ölçüleriyle değerlenmesine imkan bulunmayan iktisadi kıymetlerden bina ve arazi vergi değerleriyle, diğerleri, varsa borsa rayici, yoksa mukayyet değerleri, o da yoksa emsal bedeliyle değerlenir." hükmü yer almaktadır.

Buna göre;

- Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasında gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Vergi Usul Kanununun 289'uncu maddesi uyarınca borsa rayici ile değerleneceğinden, anılan sözleşmelerin değerleme günü itibarıyla borsada oluşan uzlaşma fiyatına (borsa rayici) göre oluşan farkın, kurum kazancı ile ilişkilendirilmesi gerekecektir.

6. Sonuç

Vergi Usul Kanunu'nun 258 ila 298. maddeleri arasında düzenlenen değerleme hükümleri dönem sonu envanter işlemlerinin yapılmasında, muhasebe kayıtlarının düzenli olarak kaydedilmesinde ve bilanço ve gelir tablolarının sağlıklı olarak oluşturabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Değerleme, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin (iktisadi işletmeye dahil mevcutlar, alacaklar ve borçlar) vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlardaki (değerleme günü) değerlerinin takdir ve tespitidir. Vergi Usul Kanunu'nun 260. maddesine göre, değerlemede iktisadi kıymetlerden her biri tek başına dikkate alınmakta, aynı cinsten sayılan mallar ve düşük kıymetli müteferrik eşya toplu olarak değerlenmektedir.

Menkul kıymetler; faiz geliri veya kâr payı sağlamak veya fiyat değişmelerinden yararlanarak kâr elde etmek amacı ile geçici bir süre elde tutulmak üzere alınan hisse senedi, tahvil, hazine bonosu, finansman bonosu, yatırım fonu katılma belgesi, kâr-zarar ortaklığı belgesi, gelir ortaklığı senedi gibi finansal araçlardır. Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesinde, bilanço esasına göre defter tutan ticari işletmelerin aktiflerinde yer alan menkul kıymetlerin değerlenmesine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Söz konusu maddeye göre, hisse senetleri ile fon portföyünün en az yüzde 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir. Yani Vergi Usul Kanunu'nun 279'uncu maddesi gereğince, bir kısım menkul kıymetler alış bedeli, bir kısım menkul kıymetler borsa rayici ile bir kısım menkul kıymetler ise kar ilaveli alış bedeli (kıst getiri ölçütü) ile değerlenmektedir.

Kaynakça

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu

-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

-6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu

-F. İsmail Hakkı AYDOĞDU; Vergi Usul Kanunu'na Göre İktisadi İşletmeye Dahil Menkul Kıymetleri Değerleme Ölçüleri, Vergi Sorunları, Aralık 2009, Sayı:255

-HUD, Beyanname Düzenleme Kılavuzu 2010; Maliye Hesap Uzmanları Derneği, İstanbul 2010.

-İlker KICALI, Menkul Kıymetlerin Değerlemesi, Vergi Dünyası, Aralık 2008, Sayı:328.

-Mehmet ALTINDAĞ; Vergi ve Revizyon Rehberi, Ankara 2001.

-Mehmet Ali ÖZYER; Vergi Usul Kanunu Uygulaması, İstanbul 2011.

-Ömer GÜZELDAL; Menkul Kıymetlerin Değerlemesi, Vergi Dünyası, Aralık 2005, Sayı:292

-Sema KÜÇÜK; Değerleme ve Dönem Sonu İşlemleri, Yaklaşım Yayınları, Ankara 2010.

-Sermaye Piyasası Kurulu, Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmeleri, SPK Yatırımcı Bilgilendirme Kitapçıkları-8.

-Veysi SEVİĞ; İktisadi İşletmeye Dahil Menkul Kıymetler, Referans, 20.11.2007.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81