Ara
  • Olga Ateş

Sermaye Şirketlerinde Genel Kurul Toplantılarının Zamanında Yapıl(A)Mamasının Sonuçları

Soner ALTAŞ

Lebib Yalkın Dergisi

Özet

Türk Ticaret Kanunu'na göre sermaye şirketleri anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerden oluşmaktadır. Sermaye şirketlerinde genel kurulun yılda en az bir kez olağan olarak toplanması şarttır. Genel kurul toplantısının hiç yahut zamanında yapılmaması, kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden, şirketin feshi de dahil olmak üzere bir takım olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu çalışmada, sermaye şirketlerinde genel kurul toplantısının hiç veya zamanında yapılmamasının doğurabileceği sonuçlar ele alınmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Sermaye şirketi, genel kurul toplantısı, fesih, hukuki sorumluluk, cezai sorumluluk, ibra, bağımsız denetçi, adli para cezası.

1. Giriş

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ' nun 124'üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılmaktadır. 2014 yılı Haziran ayı itibariyle ülkemizde 94.828 adet anonim şirket, 713.861 adet limited şirket, 331 adet de komandit şirket bulunmaktadır .

Dolayısıyla, hem ticaret hem de sermaye şirketlerinin ağırlıklı kısmını anonim ile limited şirketler oluşturmaktadır. TTK'nın sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere ilişkin 565'inci maddesinin birinci fıkrasında "Komanditelerin birbirleriyle, komanditerlerin tümüyle ve üçüncü kişilerle hukuki ilişkileri, özellikle şirketin yönetimine ve temsiline ilişkin görev ve yetkileri, şirketten ayrılmaları, komandit şirketlerdeki hükümlere tabidir." denilmiş, anılan maddenin ikinci fıkrasında ise "Birinci fıkrada gösterilen hususların dışında, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça anonim şirket hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu'nda olduğu üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre de, sermaye şirketlerinde yasal olarak bulunması gereken organlardan birisi genel kuruldur. Genel kurul, anonim şirketlerde pay sahiplerinin, limited ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde ise ortakların katılımıyla oluşur. TTK'ya göre sermaye şirketlerinde genel kurulun yılda en az bir kez ve olağan olarak toplanması şarttır. Ancak, yönetim organı (anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde müdür veya müdürler kurulu, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde ise yönetici veya yöneticiler) gibi sürekli olarak görev yapan bir organ olmaması nedeniyle, genel kurul gerek ihmal gerek unutkanlık nedeniyle sermaye şirketlerinin yönetim organları tarafından hiç ya da süresi içerisinde toplantıya çağrılmamaktadır, Bu nedenle de genel kurul toplantısı ya uzun yıllar boyunca yapılmamakta ya da zamanı geçtikten sonra yapılmaktadır.

Oysa, genel kurul toplantısının hiç yahut zamanında yapılmaması, TTK'nın emredici hükümlerine aykırılık teşkil etmekte ve şirketin feshinin istenmesi de dahil olmak üzere birtakım olumsuz sonuçları gündeme getirmektedir. İşte bu çalışmamızda, sermaye şirketlerinde genel kurul toplantısının hiç veya zamanında yapılmamasının doğurabileceği olumsuz sonuçlar üzerinde durulacaktır. Çalışmamızda, sayıca az olmaları nedeniyle, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere ayrıca değinilmeyecek, TTK'nın 565nci maddesi ile yapılan yollama gereği anonim şirketler için öngörülen hususlar sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere de uygulanacaktır.

2.Sermaye Şirketlerinde Genel Kurul Toplantısı Yapma Yükümlülüğü

Konumuza geçmeden önce, sermaye şirketlerinde genel kurul toplantısı yapma yükümlülüğüne kısaca değinilmesi faydalı olacaktır. Anonim şirket genel kurulu, pay sahiplerinin katılımıyla oluşan ve yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görevden alınması, ibrası, kârın dağıtımı, esas sözleşmenin değiştirilmesi, sermayenin artırılması, şirketin finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun tasdiki gibi Kanunla sadece kendisine tanınmış olan konularda karar alan organdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, anonim şirketlerde genel kurul olağan ve olağanüstü olmak üzere iki şekilde toplanır. Olağan genel kurul toplantısının her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması gerekmektedir (TTK, m.409/f.1). Dolayısıyla, hesap dönemi takvim yılı olan anonim şirketlerde olağan genel kurul toplantıları (hesap dönemini izleyen) yılın ilk üç ayı içinde (yani en geç Mart ayı sonuna kadar), özel hesap dönemi olan şirketlerde ise hesap döneminin bittiği günü izleyen ilk üç ay içinde yapılır. Olağanüstü genel kurul toplantısı ise, gerektiği takdirde her zaman için yapılabilir (TTK, m.409/f.3). İstisnai hallerde yapılan olağanüstü genel kurul toplantılarını hariç tutacak olursak, anonim şirket olağan genel kurul toplantısının yıllık olarak yapılması yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından yeterli kabul edilmektedir.

Limited şirket genel kurulu da, şirket ortaklarının katılımıyla oluşan ve müdürlerin atanmaları, görevden alınmaları, ibraları, kârın dağıtımı, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi, sermayenin artırılması, azaltılması, şirketin finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporunun onaylanması gibi Kanunla sadece kendisine tanınmış olan konularda karar alan organdır. TTK'ya göre, limited şirketlerde genel kurul olağan ve olağanüstü olmak üzere iki şekilde toplanır. Olağan genel kurul toplantısının her yıl için hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde ve en az yılda bir defa yapılması gerekmektedir (TTK, m.617/f.1). Bu itibarla, hesap dönemi takvim yılı olan limited şirketlerde olağan genel kurul toplantıları (hesap dönemini izleyen) yılın ilk üç ayı içinde (yani en geç Mart ayı sonuna kadar), özel hesap dönemi olan şirketlerde ise hesap döneminin bittiği günü izleyen ilk üç ay içinde yapılır. Olağanüstü genel kurul toplantısı ise belli bir zamanı yoktur, şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe her zaman için yapılabilir (TTK, m.617/f.1). İstisnai hallerde yapılan olağanüstü genel kurul toplantılarını hariç tutacak olursak, limited şirket olağan genel kurul toplantısının yıllık olarak yapılması yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından yeterli kabul edilmektedir.

3.Sermaye Şirketlerinde Genel Kurul Toplantısı Yapmamanın Sonuçları

6762 sayılı eski Ticaret Kanunu'nda olduğu üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda da, sermaye şirketlerine yılda en az bir kez olağan genel kurul toplantısı yapma yükümlülüğü getirilmiş, ancak genel kurulun hiç yahut zamanında toplanmaması ya da toplantıya çağrılmaması hali için herhangi bir cezai müeyyide öngörmemiştir. Böyle bir cezai yaptırımın olmayışı ve bazı şirketlerce genel kurul toplantılarının anlam ve öneminin yeterince kavranmamış olması nedeniyle, sermaye şirketlerinin yönetim organları, bu konudaki görevlerini yerine getirmekte bazen gerekli özeni göstermekten imtina edebilmektedir. Oysa, bu konuda herhangi bir cezai yaptırım öngörülmemiş olsa dahi, genel kurul toplantısının hiç veya zamanında yapılmaması hali, Kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil etmekte ve şirket ile yönetim organı üyeleri aleyhine olumsuz bazı sonuçların doğmasına sebebiyet verebilmektedir. Hatta, bu konuda doğrudan bir ceza öngörülmemiş olsa dahi, dolaylı olarak cezai sorumluluğun doğmasına sebebiyet verebilecek düzenlemeler de bulunmaktadır. Kapsama başka hususlar da dahil edilebilmekle birlikte, genel kurul toplantısının hiç yahut zamanında yapılmaması durumunda ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçların başlıcaları aşağıda başlıklar halinde izah edilmiştir.

3.1. Genel Kurul Toplantısının Yapılmamasının Şirketin Feshini Gerektirmesi

TTK'nın anonim şirketlere ilişkin 530'uncu maddesinde; "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir." denilmektedir.

TTK'nın limited şirketlere ilişkin 636'ncı maddesinin ikinci fıkrasında ise; "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir." denilmiştir.

Bu itibarla, genel kurul toplantısının yapılmamasının süreklilik arz etmesi (olağan genel kurul toplantısının hiç yapılmaması, ayrıca genel kurulun olağanüstü toplantı da yapmaması gibi hallerde), şirketin zorunlu organlarından olan genel kurulun yokluğu olarak değerlendirilecek ve şirket ortaklarına, alacaklılara, ayrıca anonim şirketlerde ayrıca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na şirket aleyhine fesih davası açma hakkı verecektir.

3.2. Genel Kurul Toplantısının Yapılmamasının Yönetim Organı Üyelerinin Hukuki Sorumluluklarını Doğurması

Anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile limited şirket müdürleri, genel kurulu hiç yahut zamanında toplantıya çağırmadıkları, dolayısıyla da genel kurulun toplantı yapmamasına sebebiyet verdikleri için, TTK'nın 533'üncü ve 644'üncü maddeleri uyarınca, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettiklerinden dolayı ortaya çıkabilecek doğrudan ve dolaylı zararlardan ötürü sorumlu olacaklar ve bu zararın tazmini için şirket, ortaklar ve şirket alacaklıları dava açabilecektir.

3.3. Finansal Tabloların Onaylanmaması, Yöneticilerinin Ücretlerinin Belirlenememesi, Şirket Kârının Dağıtılamaması

TTK'nın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasında, anonim şirket genel kurulunun devredemeyeceği görev ve yetkilere yer verilmiştir. Anılan fıkraya göre; yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi; finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması ancak genel kurul kararı ile mümkün olabilecektir.

Benzer şekilde, TTK'nın 616'ncı maddesinin birinci fıkrası gereği, limited şirket genel kurulu yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması; kâr payı hakkında karar verilmesi; kazanç paylarının belirlenmesi, müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi yetkilerini devir ve terk edemez.

Bu açıdan bakıldığında, genel kurul toplantısının yapılmaması halinde, genel kurul yukarıda sayılan yetkilerini de kullanamaz. Hal böyle olunca, yönetim organı üyelerinin ücretlerinin belirlenmesi, şirket kârının dağıtılması, finansal tabloların müzakeresi ve onaylanması hususları askıda kalır. Finansal tabloların müzakere edilmemesinin anonim şirketler yönünden doğurabileceği diğer bir olumsuz sonuç da, ibradan mahrum kalmaktır. Zira, TTK'nın 424'üncü maddesine göre; finansal tablolar arasında yer alan bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Genel kurul toplantısı yapılmadığı takdirde, anılan olumlu sonuç da doğmayacaktır.

3.4. Yönetim Organı Üyelerinin İbra Edilmemesi Nedeniyle Hukuki Sorumluluklarının Devam Etmesi

TTK'nın 408'inci maddesinin ikinci fıkrası ile 616'ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin, limited şirketlerde ise müdürlerin ibraları genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerindendir. İbra, sermaye şirketlerinde yönetim organı üyelerinin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıran usullerden birisidir. Kelime olarak "aklama, temize çıkarma " demek olan ibra, yönetim organı üyelerinin, yapmış oldukları işlemlerden dolayı şirket zararı doğmuş olsa dahi, pay sahiplerinin bu duruma razı olduğu ve üyelerin sorumluluklarına gitmeyeceği anlamına gelir. TTK'nın 558'inci maddesinin birinci fıkrasında "İbra kararı genel kurul kararıyla kaldırılamaz. 445'inci madde hükmü saklıdır." denilmiştir. Bu çerçevede, anonim ile limited şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, sonradan başka bir genel kurul kararı ile kaldırılamaz. Ancak, ibraya ilişkin genel kurul kararının iptali talep edilebilir (TTK, m.644/a, m.558/f.1, m. 445).

Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır (TTK, m.558/f.2). Diğer pay sahiplerinin dava hakları ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer (TTK, m.558/f.2). Altı aylık süre hak düşürücü süredir. Bu yönüyle, genel kurul toplantısının yapılmaması, bu nedenle de yönetim organı üyelerinin ibralarının görüşülüp karara bağlanmaması, yönetim organı üyelerinin yapmış oldukları işlemlerden dolayı hukuki sorumluluklarını gidilmesinin yolunu bahsigeçen karar alınana kadar açık tutar.

3.5. Yönetim Organı Üyelerinin Görev Sürelerinin Sona Ermesi ve Hukuki Konumlarının Tartışmalı Hale Gelmesi

TTK'nın 408'inci maddesinin ikinci fıkrasına göre anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görev süreleri genel kurul tarafından kararlaştırılır. TTK'nın 362'nci maddesinde "Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, aynı kişi yeniden seçilebilir." denilmiştir. Dolayısıyla, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilebilecek, şirket esas sözleşmesinde tekrar seçilmelerini engelleyen bir hüküm yok ise, görev sürelerinin bitiminde yeniden seçilebileceklerdir. Kanunun öngördüğü üç yıllık süre azami olarak belirlenmiştir. Genel kurul dilerse, yönetim kurulu üyelerini bir ya da iki yıl görev yapmak üzere de seçebilir. Bu yönüyle, yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri genel kurul tarafından belirlenir ve bu sürenin bitiminde ya yeni üye seçimine gidilmesi ya da mevcut üyelerin yeniden seçilmesi gerekir. Kanun, yeni seçim yapılmadığı takdirde, eski üyelerin üyeliklerinin otomatik olarak yenileceğine dair bir hüküm ihtiva etmemektedir. Her ne kadar, TTK, yönetim kurulunun "süresi dolmuş olsa" dahi genel kurulu toplantıya çağırabileceğini belirtse de (TTK, m.410/f.1), süresi geçtiği takdirde genel kurulun yapılıp yapılmayacağı konusundaki tartışmaları sona erdirmek amacıyla getirilen bu hüküm sadece anılan hususla sınırlı olarak tanınmış bir istisnadır. Dolayısıyla, genel kurul toplantısının yapılmaması yahut zamanında yapılmaması nedeniyle görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları işlemlerin hukuki sıhhati tartışmalı hale gelecektir. Nitekim, ticaret sicili müdürlüklerinin görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerince yapılan tescil başvurularını reddettikleri, öncelikle yeni yönetimin belirlenmesi, sonrasında tescil talebinde bulunulması yönünde telkinde bulundukları hallere rastlamak mümkündür.

TTK'nın 616'ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, limited şirket müdürlerinin atanmaları genel kurulun yetkisinde olmakla birlikte, Kanun, limited şirket müdürlerinin görev sürelerine dair bir sınır getirmemiştir. Dolayısıyla, limited şirketlerde müdürlerin on, onbeş yıl gibi uzun sürelerle görev yapmak üzere seçilmeleri mümkün olabilmektedir. Ancak, görev süreleri uzun tayin edilse dahi, görev sürelerinin dolmuş olması durumunda, genel kurul toplantısının yapılmaması nedeniyle anonim şirket yönetim organı üyeleri için öngörülen olumsuz sonuçlar limited şirket müdürleri için de bahis mevzuu olabilecektir.

3.6. Bağımsız Denetçinin Şirket Yerine Mahkeme Tarafından Atanması

TTK'nın 397'nci maddesi uyarınca bağımsız denetime tabi olan sermaye şirketlerinde, bağımsız denetçi ve denetim kuruluşu, kural olarak, sermaye şirketinin genel kurulu tarafından seçilir. Şirketler topluluğunda ise, topluluk denetçisi, ana şirketin genel kurulunca seçilir (TTK, m.399/f.1, m.635, m.565/f.2). TTK'da denetçinin "her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi" şart koşulmaktadır (TTK, m.399/f.1). Bu itibarla, denetçi seçimi, her faaliyet dönemi için ayrı ayrı yapılır.

Kanuna göre, denetçinin, faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, faaliyet dönemi hesap yılı olan şirketlerde, seçimin en geç Aralık ayı sonuna kadar yapılması zarureti ortaya çıkmaktadır. Ancak, TTK'da, faaliyet döneminin ilk üç ayı içerisinde genel kurulun denetçi seçememesi hali için özel bir düzenleme getirilmektedir. Buna göre, faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilemez ise;

- Anonim şirketlerde yönetim kurulu, yönetim kurulu üyelerinden herhangi birisi ya da herhangi bir pay sahibi,

- Limited şirketlerde müdürler kurulu, müdürlerden herhangi birisi (tek ise o müdür) veya herhangi bir ortak,

- Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticilerden ve ortaklardan herhangi birisi,

şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine müracaat ederek, denetçi atanması talebinde bulunabilecektir (TTK, m.399/f.6, m.635, m.565/f. 2). Bu durumda, denetçi, mahkeme tarafından atanacaktır. TTK'da üç aylık bir süre öngörülmesinin sebebinin, denetçi seçiminin, faaliyet döneminin ilk üç ayı içerisinde yapılması zorunlu olan olağan genel kurula (TTK, m.409, m.565/f.2, m.617/f. 1) bırakılması düşüncesinden kaynaklandığı kanısındayız. Dolayısıyla, genel kurul toplantısının hiç yahut zamanında yapılmaması halinde, şirket genel kurulu bağımsız denetçiyi seçme yetkisini de kaybedebilecektir.

3.7. Genel Kurul Toplantısı Yapmamanın Cezai Sorumluluk Boyutu

Çalışmamızın önceki bölümlerinde belirtildiği üzere, TTK, genel kurulun hiç yahut zamanında toplanmaması ya da toplantıya çağrılmaması hali için herhangi bir cezai müeyyide öngörmemiştir. Bununla birlikte, genel kurul toplantısının yapılmaması, sermaye şirketlerinde, dolaylı da olsa cezai sorumluluk doğurabilir. Dolaylı demekteyiz, zira, ceza, esasında genel kurul toplantısının yapılmaması ile değil, toplantıların kaydedileceği defter ile ilgilidir. Bilindiği üzere, TTK'nın 64üncü maddesinin birinci fıkrasında "Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır." denilmiş, aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise "Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir." hükmüne yer verilerek, genel kurul toplantı ve müzakere defterinin de "defter tutma yükümlülüğü" kapsamında yer aldığı hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde vurgulanmıştır. 19 Aralık 2012 tarihli ve 28502 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ'in 4'üncü maddesinin birinci fıkrasına göre; kollektif, komandit, anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutmakla yükümlüdürler. Tebliğ'de, genel kurul toplantı ve müzakere defteri, tüzel kişi tacirlerin genel kurul toplantılarında görüşülen hususların ve alınan kararların kaydedildiği ciltli ve sayfa numaraları teselsül eden defter olarak tarif edilmektedir (Tebliğ, m.11/f.1).

TTK'nın 13 Ocak 2011 tarihinde kabul edilen ilk halinde yer almamakla birlikte, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 30. maddesi ile TTK'nın 562'nci maddesinin altıncı fıkrası hükmü, "Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hallerinde, sorumlular üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır." şeklinde değiştirilmiştir. Bu çerçevede, genel kurul toplantı ve müzakere defterinin hiçbir kayıt içermemesi halinde, sorumlular 300 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar. 12/10/2004 tarihli ve 25611 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26/9/ 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52'nci maddesinin birinci fıkrasında adli para cezasının "beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesi"nden ibaret olduğu belirtilmiştir. TCK'nın bahsi geçen 52'nci maddesinin ikinci fıkrasında ise bir gün karşılığı adli para cezasının miktarının en az yirmi, en fazla yüz Türk Lirası olması hükme bağlanmış ve miktarın -bu alt ve üst sınırlar arasında- kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edileceği ifade edilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde, TTK'nın 562'nci maddesinin altıncı fıkrasındaki hükme uymayanlara, 6.000 (300x20=6.000) TL'den 73.000 (730x100=73.000) TL'ye kadar adli para cezası verilebilecektir.

Örneğin; 2012 yılında kurulan bir anonim şirket, kuruluş esnasında genel kurul toplantı ve müzakere defterini onaylatmış ancak kurulduğu tarihten bugüne değin genel kurul toplantısı yapmamış, dolayısıyla da genel kurul toplantı ve müzakere defterinde hiçbir kayda yer vermemiş ise, yapılacak bir denetimde genel kurul toplantı ve müzakere defterinin içerisinde hiçbir kayda yer verilmemesi nedeniyle, sorumlulara, en az 6.000 TL, en fazla 73.000 TL adli para cezası verilecektir (TTK, m.562/ f.6). Bu konuda, kaydı gerektirir bir işlemin olmaması nedeniyle defterin hiçbir kayıt içermediği ileri sürülebilirse de, böyle bir gerekçenin adli merciler nezdinde kabul edilip edilmeyeceğini, bu konuda bir içtihat bulunmaması nedeniyle bugünden kestirmek güçtür. Ancak, genel kurul toplantısını yapmayan ve bu nedenle genel kurul toplantı ve müzakere defterinde hiçbir kayıt bulunmayan sermaye şirketlerini böyle bir riskin beklediğini belirtmekte fayda vardır.

4.Özet ve Sonuç

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, sermaye şirketlerinde yasal olarak bulunması gereken organlardan birisi genel kuruldur ve genel kurulun yılda en az bir kez olağan olarak toplanması zorunludur. Genel kurul toplantısının yapılmamasının süreklilik arz etmesi, şirketin zorunlu organlarından olan genel kurulun yokluğu olarak değerlendirilebilmekte ve şirket ortaklarına, alacaklılara, anonim şirketlerde ayrıca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na şirket aleyhine fesih davası açma hakkı vermektedir. Ayrıca, yönetim organı üyelerinin, genel kurulu toplantıya çağırmadıkları, dolayısıyla da genel kurulun toplantı yapmamasına sebebiyet verdikleri için, ortaya çıkabilecek doğrudan ve dolaylı zararlardan ötürü hukuki sorumluluklarına gidilmesi mümkündür.

Sermaye şirketlerinde genel kurul toplantısının yapılmaması, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket müdürlerinin ibra edilmemesi, finansal tabloların onaylanmaması, kâr dağıtımına gidilememesi, süresi sona eren yönetim organı üyelerinin yapacakları işlemlerin hukuki sıhhatlerinin tartışmalı hale gelmesi, bağımsız denetime tabi şirketlerde denetçinin şirket yerine mahkeme tarafından atanması gibi olumsuz birtakım sonuçlar doğurabilmektedir. Ayrıca, genel kurul toplantısını hiç yapmaması, bu nedenle genel kurul toplantı ve müzakere defterinde hiçbir kayda yer vermemesi nedeniyle, anılan şirketlere 6.000 TL'den 73.000 TL'ye kadar adli para cezası verilmesi imkan dahilindedir. Dolayısıyla, şirketin feshinin talep edilmesi ya da sorumluluklarının gündeme gelmesi gibi olumsuz bir netice ile karşılaşmamak için, sermaye şirketlerinde yönetim organı üyelerinin, olağan genel toplantılarının süresinde yapılmasına özen göstermeleri ve bu amaçla genel kurulu zamanında olağan toplantıya davet etmeleri hem kendilerinin hem de şirketlerinin menfaatlerine olacaktır. Yeri gelmişken, genel kurul toplantılarının zamanında yahut hiç yapılmamasının, esasında, TTK'da ve sair mevzuatta yapılacak ufak birtakım düzenlemelerle giderilmesinin mümkün olduğu düşünülmektedir. Örneğin, TTK'da yapılacak bir düzenleme ile genel kurul toplantısını hiç ya da zamanında yapmayan sermaye şirketlerine idari para cezası verilmesi ve genel kurul toplantıları için öngörülen sürenin Mart ayı yerine Mayıs yahut Haziran ayı sonuna kadar uzatılması yönünde değişiklik yapılması; Maliye Bakanlığı'nın kurumlar vergisi beyannamesi ekinde, şirket genel kurulunca onaylanmış finansal tabloları talep etmesi, kamu ihalelerine girecek şirketlerden genel kurullarınca onaylanmış finansal tabloların istenmesi durumunda, bahsigeçen şirketler genel kurul toplantısını yapma hususunda bu kadar isteksiz ve ihmalkâr davranmayacak, böylece bu sorun büyük ölçüde ortadan kalkmış olacaktır.

Kaynakça

-T.C. Yasalar (14.02.2011) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Ankara: Resmi Gazete (27846 sayılı)

-T.C. Yasalar (09.07.1956) 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Ankara: Resmi Gazete (9353 sayılı)

-T.C. Yasalar (30.06.2012) 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Ankara: Resmi Gazete (28339 sayılı)

-T.C. Tebliğler (19.12.2012) Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ, Ankara: Resmi Gazete (28502 sayılı)

-Komisyon Raporu: Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, Esas No: 1/324, TBMM Tutanak Dergisi, Dönem:23, Yasama Yılı:2, S.Sayısı:96, Nr.112

-----------------------------

* Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarına ait olup,

çalıştığı Kurumunu bağlamaz.

365 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81