Ara
  • Olga Ateş

Almanya’da Mukim Şirketlerin Türkiye’deki Şubelerinin Şube Kazançlarının ve Şubelerin Ana Merkeze Ak

Levent BAŞAK*

Yaklaşım Dergisi

I- GİRİŞ

Yurt dışında mukim mesela, Almanya’da kurulmuş olan bir şirketin Türkiye’deki faaliyetlerinde 4875 sayılı “Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu”na(1) göre şu üç tür organizasyon modeli geçerlidir:

1- Almanya’da mukim şirketler Türkiye’de şirket kurabilirler veya Türkiye’de daha önce kurulmuş olan şirketlere ortak olabilirler.

2- Türkiye’de irtibat bürosu açabilirler.

3- Türkiye’de şube açabilirler.

Almanya’da mukim şirketler tarafından Türkiye’de açılan şubeler 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 156. maddesine göre işyeri statüsündedir. Bu nedenle, bu şubelerin vergilendirilmesinde yabancı şirketlerin Türkiye’deki işyerlerinin vergilendirilmesine ilişkin olarak Almanya Anlaşması’nda yer alan hükümler uygulanacaktır.

Şube kazançlarının vergilendirilmesinde kurumlar vergisi dışında bir de şubenin Türkiye’deki kazançları üzerinden ödemiş olduğu vergiler düşüldükten sonra kalan kısmın yurt dışına aktarılması halinde, ana merkeze aktarılan tutar üzerinden 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre kurum bünyesinde kurumlar vergisi tevkifatı yapılacaktır.

Bu makalemizde öncelikle, Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye’deki şubelerinin 2014 hesap döneminde elde ettikleri kazançların vergilendirilmesi esasları üzerinde kısaca durulacak; daha sonra ise yeni Almanya Anlaşması’na göre, şubelerin ana merkeze aktardıkları tutarların vergilendirilmesi esasları irdelenecektir.

Ana merkeze aktarılan tutarların vergilendirilmesinde eski ve yeni Almanya Anlaşmaları’nda farklı düzenlemelere yer verildiği için vergilendirme esasları eski ve yeni Almanya Anlaşması kıyaslanmak suretiyle analiz edilecektir. Böylece, yeni Almanya Anlaşması ile şube kazançlarının vergilendirilmesinde getirilmiş olan bir vergi teşvik hükmü irdelenecektir.

II- ALMAN ŞİRKETLERİNİN TÜRKİYE’DEKİ ŞUBELERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ ESASLARI

Almanya’da mukim bir şirket tarafından Türkiye’de açılmış olan şubeler, Türkiye’de ticarî faaliyet ile iştigal ettiklerinden, bu şubelerden elde edilen kazançları Türkiye’nin kaynak ülke olarak vergilendirme yetkisine sahip olup olmadığının belirlenmesinde Almanya Anlaşması’nın “Ticari Kazançlar” başlıklı 7. maddesi hükmünün tetkik edilmesi gereklidir.

Yeni Almanya Anlaşması’nın 7. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, Almanya’da mukim şirketler tarafından Türkiye’de elde edilen ticarî kazançları Türkiye’nin kaynak ülke olarak vergilendirme yetkisine sahip olabilmesi için Alman şirketlerinin Türkiye’de işyerinin bulunması gereklidir.

Yeni Almanya Anlaşması’nın “İşyeri” başlıklı 5. maddesi hükmüne göre, her iki akit devlette de açılmış olan şube Anlaşma’nın uygulanması bakımından işyeri olarak kabul edilecektir. Dolayısıyla Alman şirketleri tarafından Türkiye’de açılmış olan şubeler Anlaşma’nın 5. maddesine göre işyeri olarak kabul edilecektir.

Bu çerçevede, bir Alman şirketinin Türkiye’de şube açması halinde, bu şubede elde edilen kazançlarla sınırlı olmak üzere şube kazancını kaynak ülke olarak Türkiye’nin de vergilendirme yetkisi vardır. Türkiye’ye verilen vergilendirme yetkisinin kullanım şeklini KVK belirleyecektir.

KVK’nın 22. maddesi hükmüne göre, dar mükellefiyete tâbi kurumların Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde ettiği kazançların tespitinde, aksi belirtilmediği taktirde tam mükellefiyete tâbi kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanacaktır.

Buna göre, Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye’de açtıkları şubelerin kazançlarının tespitinde gerek gelir gerekse gider hukuku açısından tam mükellefiyete tâbi kurumlar için getirilmiş olan kurallar uygulanacaktır. Şube kazancının beyanı noktasında da benzer hükümler geçerlidir.

Şube kazancı belirlenirken Almanya Anlaşması’nın 7. maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmünün uygulanması ise özel önem arz etmektedir. Bu hükme göre, Alman şirketlerinin Türkiye’deki şube kazancı belirlenirken işyerinin bulunduğu Türkiye’de veya başka herhangi bir yerde yapılan, yönetim ve genel idare giderleri de dahil olmak üzere, işyerinin amaçlarına uygun olan giderlerin indirilmesi mümkündür.

Bu çerçevede, bir Alman şirketi tarafından Türkiye’de açılmış olan şubeler 2014 hesap döneminde şube kazançları için yıllık kurumlar vergisi beyannamesi vermek ve beyanname üzerinden KVK’nın 32. maddesi hükmüne göre, %20 oranında kurumlar vergisi ödemek zorundadır.

III- ŞUBE KAZANÇLARI ÜZERİNDEN ÖDENMESİ GEREKEN EK VERGİYE İLİŞKİN HÜKÜMLER

KVK’ya göre, yabancı bir şirketin Türkiye’deki şubesinin vergilendirilmesinde şube kazançları kurum kazancı olarak kurumlar vergisine tâbi tutulurken buna ek olarak KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre kurum bünyesinde kurumlar vergisi tevkifatı yapılmaktadır.

Buna göre, şube kazançlarının vergilendirilmesinde kurumlar vergisi dışında bir de ek vergi alınmaktadır. Yabancı şirketlerin Türkiye’deki şube kazançları üzerinden kurumlar vergisi dışında KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre alınan vergi bazı vergi anlaşmalarında “ek vergi” terimi ile ifade edilmektedir. Bu vergi ile ilgili olarak şu terimlerin oluşturulması mümkündür:

1- Şirket temettüsü: Yabancı sermayeli şirketlerin yabancı ortaklarına yaptıkları kâr payı ödemeleri üzerinden yapılacak temettüyü ifade eder.

2- Şube temettüsü: KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre alınan “ek vergi”yi ifade eder.

Bununla birlikte, Türkiye’nin şube kazançları üzerinden KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre ek bir vergi alabilmesi için buna ilişkin olarak vergi anlaşmasında kaynak ülkeye vergilendirme yetkisinin verilmesi gereklidir. Bu çerçevede, Türkiye’nin kaynak ülke olarak şube kazançları üzerinden ek bir vergi alabilmesi için yeni Almanya Anlaşması hükümlerinin tetkik edilmesi gereklidir.

IV- ALMANYA ANLAŞMASINA GÖRE ŞUBE TEMETTÜLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR

Almanya Anlaşması’nın şube temettülerinin vergilendirilmesine ilişkin hükümlerinin tetkik edilebilmesi için öncelikle genel olarak vergi anlaşmalarında bu konuda yapılan düzenlemelerin analiz edilmesi gereklidir. Çünkü her anlaşmada şube kazançları üzerinden alınacak ek vergiye ilişkin farklı maddelerde düzenleme yapılmıştır.

Vergi Anlaşmaları’nda şube kazançları üzerinden ödenecek olan ek vergiye ilişkin hükümler bazı anlaşmalarda ticarî kazançları düzenleyen 7. madde hükmünde, bazı anlaşmalarda temettüleri düzenleyen 10. madde hükmünde, bazı anlaşmalarda ise Protokol maddesinde yer almaktadır.

A- ROMANYA ANLAŞMASI’NDA YER ALAN ŞUBE KAZANÇLARI ÜZERİNDEN ALINACAK EK VERGİYE İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Romanya Anlaşması’nın “Ticari Kazançlar” başlıklı 7. maddesinin (6) numaralı fıkrasında şu düzenleme yapılmıştır:

“6. Bir Akit Devlet şirketinin diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla yürüttüğü ticari faaliyetten dolayı elde ettiği kazanç, bu maddeye göre vergilendirildikten sonra, kalan miktar üzerinden, bu işyerinin bulunduğu Devlette ve bu Devletin mevzuatına göre vergilendirebilir; fakat bu surette alınan vergi yüzde 15’i aşamaz.”

Buna göre, Romanya’da mukim bir şirketin Türkiye’de bir şube açması halinde, şube kazançları Anlaşma’nın 7. maddesine göre ticarî kazanç olarak vergilendirildikten sonra şube kazancının kalan kısmı üzerinden kaynak ülke olarak Türkiye’nin ayrıca azami %15 oranında ek bir vergi alma yetkisi vardır.

Bununla birlikte Romanya Anlaşması’nın “Temettüler” başlıklı 10. maddesinin (4) numaralı fıkrasında şu düzenlemeye yer verilmiştir:

“7. maddenin 6. fıkra hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukimi olan bir şirket, diğer Akit Devlette kazanç veya gelir elde ettiğinde, bu diğer Devlet, bu şirket tarafından ödenen temettüler üzerinden herhangi bir vergi alamaz. Bunun istisnasını, söz konusu temettülerin bu diğer Devletin mukimlerinden birine ödenmesi veya temettü elde ediş olayı ile bu diğer Devlette bulunan bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması oluşturur. Aynı şekilde bu diğer Devlet, bir şirketin dağıtılmayan kazançları üzerinden de bir dağıtılmayan kazanç vergisi alamaz. Dağıtılan temettülerin veya dağıtılmamış kazancın tamamen veya kısmen bu diğer Devlette elde edilen kazançtan oluşması durumu değiştirmez.”

Buna göre, Romanya Anlaşması’nın 10. maddesinin (4) numaralı fıkrasında Anlaşma’nın 7. maddesinin (6) numaralı fıkrasındaki hüküm istisna tutulduğu için Romanya’da mukim şirketlerin Türkiye’deki şubelerinin şube kazançları üzerinden kurumlar vergisi dışında bir de ek vergi alma yetkimiz vardır.

Romanya Anlaşması’nın yukarıdaki hükmünden vergi anlaşmalarında yer alan şube kazançlarının vergilendirilmesi ile ilgili olarak şu yoruma da ulaşılması mümkündür: Şayet, Anlaşmalarda Romanya Anlaşması’nın yukarıdaki hükmüne benzer bir hüküm bulunması halinde, bu hüküm, şube kazançları üzerinden kurum kazancı dışında bir ek vergi alınmasını yasaklayan bir hüküm olarak yorumlanmalıdır.

Çünkü; Anlaşmaların 10. maddesinde yer alan bu hükmün lâfzî yorumu Anlaşmalardan bu yönde bir hüküm çıkarılmasını zorlaştırmaktadır. Bu konuda Almanya Anlaşması’nın ilgili hükmünü irdelerken gerekli açıklamalar yapılacaktır. Bu açıklamalar Romanya Anlaşması’nın yukarıda yer alan hükmü çerçevesinde değerlendirilmelidir.

B- GÜNEY KORE ANLAŞMASI’NDA YER ALAN ŞUBE KAZANÇLARI ÜZERİNDEN ALINACAK EK VERGİYE İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Güney Kore Anlaşması’nın 10. maddesinin (4) numaralı fıkrasında şu düzenlemeye yer verilmiştir:

“Bir Akit Devlet mukim olan bir şirket diğer Akit Devlette kazanç sağladığında veya gelir elde ettiğinde, bu şirketçe ödenen temettüler üzerinden veya şirketin dağıtılmamış kazancı üzerinden, söz konusu diğer Akit Devlet tarafından vergi alınamaz. Dağıtılan temettülerin veya dağıtılmamış kazancın tamamen veya kısmen bu diğer devlette elde edilen kazanç veya gelirden oluşması durumu değiştirmez. Bunun istisnasını, bu tür temettülerin diğer Akit Devletin mukimi olan bir kişiye ödenmesi veya temettü elde ediş olayı ile bu diğer devlette yer alan bir işyeri ya da sabit yer arasında önemli bir bağ bulunması oluşturur.”

Buna göre, Güney Kore’de mukim bir şirketin Türkiye’de şubesinin bulunması halinde, Türkiye kaynak ülke olarak bu şubenin kazançları üzerinden sadece kurumlar vergisi alabilecektir. Kurumlar vergisi dışında şube kazançları üzerinden ek bir vergi alması mümkün değildir.

Buna ilişkin olarak Güney Kore Anlaşması’nın “Protokol” başlıklı (3) numaralı maddesinde yer alan hüküm ise şu şekildedir:

“7. madde bakımından, bir Akit Devletin teşebbüsü işyeri vasıtasıyla diğer Akit devlette bir kazanç veya gelir elde ettiğinde, bu diğer devlet bu kazanç veya gelir üzerinden yalnızca, duruma göre, gelir vergisi veya kurumlar vergisi alabilecektir; ‘bu diğer Akit Devlet, hiç bir durumda, bu kazanç veya gelir üzerinden hiç bir çeşit ilave vergi almayacaktır.’ Özellikle bu ilave vergiler kapsamına Türkiye için, 7. madde gereğince vergilendirildikten sonra kalan kısma uygulanan temettü vergisini ve Kore için, savunma vergisi ve oturma vergisini almaktır.”

Görüldüğü üzere, şube kazançları üzerinden ilave vergi alınamayacağı Anlaşma’nın Protokol maddesi hükmünde de açık bir şekilde belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle Anlaşma’nın 10. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan hükmün ifade ettiği anlam Anlaşma’nın Protokol başlıklı (3) numaralı maddesinde açıklanmış; böylece Anlaşmanın 10. maddesinin (4) numaralı fıkrası ile kaynak ülkenin vergi alma yetkisinin olmadığı durum hüküm altına alınmıştır.

C- ALMANYA ANLAŞMASI’NDA YER ALAN ŞUBE KAZANÇLARI ÜZERİNDEN ALINACAK EK VERGİYE İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Yukarıda yaptığımız açıklamalar çerçevesinde 3264 sayılı Kanunla(2) onaylanması uygun bulunan ve 86/10610 sayılı BKK(3) ile onaylanan eski Almanya Anlaşması’nın 7., 10. ve Protokol maddesi irdelendiğinde Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye’de açtıkları şubenin şube kazançlarının vergilendirilmesinde kurum kazancı dışında şube kazançları üzerinden ek bir vergi alınmasını yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, eski Almanya Anlaşması’na göre, şube kazançları üzerinden kazancın ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrası uyarınca %15 oranında kurum bünyesinde tevkifat yapılacaktır. Buna engel olacak yasaklayıcı bir hüküm eski Almanya Anlaşması’nda yer almamaktadır.

6263 sayılı Kanunla(4) onaylanması uygun bulunan ve 2012/2695 sayılı BKK(5) ile onaylanan yeni Almanya Anlaşması’nın 7. maddesinde şube kazançları üzerinden alınacak vergi ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Anlaşmanın “Temettüler” başlıklı 10. maddesinin (5) numaralı fıkrasında şu düzenlemeye yer verilmiştir:

“5. Bir Akit Devlet mukimi olan bir şirket, diğer Akit Devletten kazanç ve gelir elde ettiğinde, bu diğer Devlet, temettülerin kendi mukimlerinden birine ödenmesi veya temettü elde edilmesi ile bu diğer Devlette bulunan bir işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması durumları hariç olmak üzere, bu şirket tarafından ödenen temettüler üzerinden herhangi bir vergi alamayacağı gibi, ödenen temettülerin veya dağıtılmamış kazancın tamamen veya kısmen bu diğer Devlette elde edilen kazanç veya gelirden oluşması durumunda bile, bu şirketin dağıtılmayan kazançları üzerinden dağıtılmayan kazanç vergisi alamaz.”

Buna ilişkin olarak Almanya Anlaşması’nın madde gerekçesinde şu ifadelere yer verilmiştir:

“5. fıkrada ise, bir Akit Devlette kazanç veya gelir elde eden ve diğer Akit Devletin mukimi olan bir şirketin dağıttığı temettüler üzerinden veya dağıtmadığı kazançlardan bu Akit Devletin herhangi bir vergi alamayacağı öngörülmektedir. ‘Böylece kaynak Devletin vergileme yetkisi kurum kazancına uygulanmakta, ancak bu durumda kâr payı(6) elde eden kişilere doğru bir genişlemeye müsaade edilmemektedir.’ Fıkrada ayrıca, temettünün kazanç veya gelirin elde edildiği Devletin mukimlerine ödenmesi ve kazanç veya gelirin elde edildiği Devletteki işyeri veya sabit yer ile elde ediş olayı arasında önemli bir bağ bulunması hallerinin kaynak Devlette vergilendirmeme prensibine istisna teşkil ettiği belirtilmektedir.”

Buna göre, Türkiye’de şube açmak suretiyle kazanç elde eden Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye kaynaklı elde ettikleri gelirler üzerinden Türkiye’nin kaynak ülke olarak vergilendirme yetkisi sadece kurum kazancına yöneliktir. Şube kazançları kurum kazancı olarak vergilendirildikten sonra bu kazançlar üzerinden ayrıca ek bir kurumlar vergisi alınması mümkün değildir.

Dolayısıyla, Anlaşma’nın 10. maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre, Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye’de bulunan şubelerinin şube kazançları üzerinden KVK’nın 32. maddesine göre %20 oranında kurumlar vergisi ödedikten sonra şube kazançları üzerinden KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre kurum bünyesinde tevkifat suretiyle kurumlar vergisi ödenmesi mümkün değildir.

Son olarak, yeni Almanya Anlaşması’nın 10. maddesinin (5) numaralı fıkrası hükmünde ifade edilen şube kazançları üzerinden kaynak ülke olan Türkiye tarafından alınacak ek vergiyi önleyici bir düzenlemeyle ilgili olarak Anlaşma’nın Protokol maddelerinde herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Protokol maddesinde bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmadığı için vergileme yukarıda ifade ettiğimiz şekilde olacaktır.

V- SONUÇ

Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye’de açmış oldukları şubelerden elde edilen kazançlar KVK’nın 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre, Türkiye’de elde edilmiş ticarî kazanç olarak KVK’nın 32. maddesine göre %20 nispetinde kurumlar vergisine tâbi tutulmak suretiyle vergilendirilecektir.

Alman şirketleri tarafından Türkiye kaynaklı elde edilen şube kazançları, tam mükellefiyet rejiminde olduğu gibi yabancı şirketlerin Türkiye’deki şube yetkilileri tarafından yetkili vergi dairesine verilecek yıllık kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilmek suretiyle kurumlar vergisine tâbi tutulacaktır.

Şube kazançlarının vergilendirilmesinde kurum kazancı üzerinden ödenecek olan %20 kurumlar vergisi dışında ayrıca şube kazançları üzerinden KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre şube kazancının ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden kurum bünyesinde %15 oranında tevkifat yapılacaktır. Bu vergilemeye literatürde “ek vergi” veya “şube temettüsü” adı verilmektedir.

3264 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 86/10610 sayılı BKK ile onaylanan eski Almanya Anlaşması’nın 7., 10. ve Protokol maddesinde yapılan düzenlemelere göre, Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye’de bulunan şubelerinin şube kazançları üzerinden %20 oranında kurumlar vergisi ödendikten sonra kalan şube kazancının ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden kaynak ülke olarak Türkiye’nin vergi alma yetkisinin olmadığına dair bir hüküm Anlaşma’da yer almamaktadır.

Bu nedenle, eski Almanya Anlaşması’na göre, şube kazançları üzerinden %20 oranında kurumlar vergisi ödendikten sonra KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre hesaplanan kalan şube kazancının ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden kurum bünyesinde %15 oranında tevkifat yapılacaktır.

6263 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 2012/2695 sayılı BKK ile onaylanan yeni Almanya Anlaşması’nın 10. maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan düzenlemeye göre ise, Almanya’da mukim şirketlerin Türkiye’de bulunan şubeleri şube kazançları üzerinden %20 nispetinde kurumlar vergisi ödedikten sonra şube kazançları üzerinden kaynak devlet olarak Türkiye’nin başkaca herhangi bir vergi alma yetkisi yoktur. Dolayısıyla, şube kazancının ana merkeze aktarılan tutarı üzerinden KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre kurum bünyesinde %15 nispetinde tevkifat yapılmasına gerek yoktur.

Anlaşma hükümlerine göre, Alman şirketlerine tanınmış olan bu vergi teşviki Türkiye’de şirketleşmenin teşviki açısından önemlidir. Kişisel kanaatimize göre, Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede yabancı şirketler tarafından Türkiye’de açılan şubelerde şube kazançları üzerinden %20 nispetinde alınan kurumlar vergisi yeterli görülmeli, bu vergiye ek olarak ana merkeze aktarılan tutar üzerinden tevkif suretiyle yapılacak bir vergi uygulamasına gidilmemesi gereklidir.

* Vergi Başmüfettişi, Yabancı Sermaye Uzmanı

(1) 17.06.2003 tarih ve 25141 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2) 04.03.1986 tarih ve 19037 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(3) 09.07.1986 tarih ve 19159 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(4) 27.12.2011 tarih ve 28155 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(5) 24.01.2012 tarih ve 28183 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(6) Görüldüğü üzere, yabancı şirketlerin (kanunî ve iş merkezi yurt dışında bulunan şirketlerin) Türkiye’de açmış oldukları şubelerin şube kazancı vergilendirildikten sonra KVK’nın 30. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre, yıllık veya özel beyanname veren dar mükellefiyete tâbi kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazançlarından, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısmından ana merkeze aktarılan tutar Vergi Anlaşmalarına göre, "temettü (kâr payı)" terimi ile ifade edilmektedir.

472 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81