Ara
  • Olga Ateş

Borçlarından Dolayı Mahkeme İdaresi Altında Bulunmak ve İflasın Ertelenmesi Kararı

Mahmut YAVAŞİ*

Yaklaşım Dergisi

I- GİRİŞ

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun ihaleye katılım yeterliklerini düzenleyen 10/9-b maddesinin “… borçlarından dolayı mahkeme idaresi altında bulunan …” düzenlemesi nedeni ile, bu durumdaki isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılmaktadır. Bununla birlikte; düzenlemedeki “mahkeme idaresi” kavramı muğlak olup, tartışılması gerekir.

Bu çalışmada, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 179/a maddesine göre atanan kayyıma verilen görev ve yetkinin atandığı şirket veya kooperatifi “mahkemenin idaresi altına” sokmayacağı ve 4734 sayılı Kanun’un 10/9-b maddesi düzenlemesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 377. maddesinin “iflasın ertelenmesine” dair düzenlemesinin amaçları ile çatıştığı ortaya konulmaya çalışılacaktır.

II- ŞİRKETİN İDARE EDİLMESİ VE MAHKEME İDARESİ ALTINDA BULUNMAK

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesine göre, iflasın ertelenmesini talep etme hakkının sadece sermaye şirketleri ile kooperatiflere tanınmış olması nedeni ile “idare etme” kavramı söz konusu tüzel kişilikler dikkate alınarak incelenecektir.

Bilindiği üzere; 6102 sayılı Kanun’un 125. maddesine göre tüzel kişiliğe haiz ticaret şirketleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 48. maddesi çerçevesinde, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. Sahip oldukları haklardan yararlanma ve borç üstlenebilme ehliyeti, organlarına verilmiş bir haktır. Yönetme hakkı, mülkiyet hakkına dayalı olarak esas sözleşmeyle veya sonradan seçilerek:

- Anonim şirketlerde yönetim kuruluna (TTK m. 365/1),

- Limited şirketlerde müdüre/lere (TTK m. 623/1) ve

- Kooperatiflerde bir “ödev” olarak yönetim kuruluna (1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 622/1)

verilmiştir. Söz konusu organlara, kanun ve esas sözleşme uyarınca diğer organlara bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar alma yetkisi verilmiştir (TTK md. 374/1 ve 625/1; 1163 sayılı Kanun md. 55). O kadar ki, kendilerine verilen yetkilerin bir kısmını bir başka kişiye veya organa devir dahi edemezler(1). Diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının vermiş olduğu yönetme hakkı, pratikteki faydaları nedeni ile müştereken kullanılmamakta, belirli sayıda kişiden oluşan organlara devredilmektedir.

Önemine binaen tekrarlamak gerekirse, 6102 sayılı Kanun’un 124/1. maddesine göre, ticaret şirketi olup, TTK m. 16/1’e göre tacir olan ve bu sıfatı nedeni ile her türlü borcu için iflasa tabi olan (TTK md. 18/1) kişiliklerden/kişiliklerden sadece limited şirketler, anonim şirketler ve kooperatif şirketlere iflaslarının ertelenmesini talep etme hakkı tanınmıştır. İflasının ertelenmesini talep edebilme hakkına sahip olan söz konusu tüzel kişi tacirler, yetkili organları vasıtası ile idare ve temsil edilirler. Olağan olan, mülkiyetin vermiş olduğu yönetme hakkının bu hakka sahip olanlarca veya temsilcileri aracılığı ile kullanılmasıdır.

Olağan dışı olan ise, mülkiyet hakkının bu hakka sahip olan tarafından kullanılmasının kısıtlanması ya da kaldırılmasıdır. Olağan dışılık, hukuka aykırılık olarak mütalaa edilmemelidir. Çalışmamız fiil ehliyetine sahip olanların mülkiyetten doğan yönetme haklarının kısıtlanması veya tamamen kaldırılmasını ilgilendirdiğinden, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Vesayet” başlıklı üçüncü kısmındaki hak ehliyetini de kapsayan kısıtlama hallerinin tamamını irdelemeye lüzum olmasa da, fiil ehliyetinin kayyım tayini sureti ile sınırlandırılması irdelenmelidir.

Hemen vurgulanmalıdır ki, 6102 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir ticari dava olan iflasın ertelenmesi talepli davalar, TTK m. 5’e göre asliye ticaret mahkemelerinde görülür ve asliye ticaret mahkemeleri 4721 sayılı Kanunu’nun 379. maddesinde belirtilen vesayet makamları arasında yer almamaktadır. 4721 sayılı Kanun’un 403. maddesine göre, kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır. Madde metnindeki “mal varlığını yönetmek” kavramından hareketle 4721 sayılı Kanun’un 403. maddesindeki “kayyım” kavramı ile 2004 sayılı Kanun’un 179/a maddesindeki “kayyım” kavramı arasında farklılıklar olduğu söylenebilir. Şöyle ki; 4721 sayılı Kanun kapsamında mülkiyet hakkının kullanılması kayyıma devredilmekte iken, İİK kapsamında kayyım “… envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarını onaylanması için … ” atanır. Kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları … mahkeme tarafından ilân ve ticaret siciline tescil ettirilir (İİK md. 179/a). Daha açık bir ifade ile İİK kapsamında atanan kayyımın TMK kapsamında atanan kayyıma eşdeğerde olabilmesi için iflasının ertelenmesini talep eden şirket veya kooperatife atanan kayyımın “yönetim kurulu” yerine geçmesi, kurulun sahip olduğu idare ve temsil yetkisini kullanabilmesi gerektiği ilk bakışta söylenebilir ise de, bunun dahi yeterli olmaması gerektiği düşünülmektedir. Zira; iflasının ertelenmesini talep eden şirket veya kooperatiflerin sahip olduğu mülkiyet hakkı münhasıran yönetim kurullarınca veya müdür/lerce kullanılamaz, hakların kullanılması açısından nihai organ genel kurul olduğundan ve İİK Kanunu’nda sadece “yönetim kurulu kararlarını onaylama” konusunda düzenlemeye yer verildiğinden, 4721 sayılı Kanun manasındaki “kayyım” ile 2004 sayılı Kanun kapsamındaki “kayyım” kavramının hiçbir zaman eşdeğere sahip olmasına olanak bulunmadığı düşünülmektedir.

III- KANUNLAR ÇATIŞMAKTADIR

4734 sayılı Kanun’un uygulanmasında, borçlarından dolayı mahkeme idaresi altında olduğu varsayılan iflasının ertelenmesine karar verilen veya tedbiren kayyım atanan şirket ve kooperatiflerin katıldıkları ihalelerdeki teklifleri değerlendirme dışı bırakılmakta iken, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, yargı kararları ve doktrinde bu gibi şirketlerin korunması gereği vurgulanmaktadır.

İflasın ertelenmesi kurumunun temel anlayışı, hayatını idame kabiliyeti olan borçluların iflaslarının mümkün olduğu kadar ertelenmesi, iflastan kurtarılması ve bu erteleme süresi sonunda alacaklılara derhal açılacak olan bir iflas tasfiyesine nazaran daha çok alacak tahsil etme imkanı yaratılması düşüncesidir(2). İflasın ertelenmesi kurumunun amacı, mali durumu iyileştirilme ümidi olan borca batık sermaye şirketi veya kooperatifin talep üzerine iflasının ertelenmesine ve muhafaza tedbirlerine karar verilerek mali durumunu düzeltip ülke ekonomisi içindeki yerini koruyarak faaliyetine devam etmesini sağlamaktır. İflasın ertelenmesi, iflası ertelenen şirket kadar şirketin alacaklılarının da menfaatinedir(3).

Basit bir grafiksel anlatımla; karar alma süreci aşağıdaki şekilde gösterilebilir.

İflasın ertelenmesi borca batık olan bir durumda olan bir sermaye şirketinin veya kooperatifin, mali durumunun ıslahının mümkün olması halinde, o şirketin veya kooperatifin iflasının önlenmesini sağlayan bir kurum olup, mali durumunu düzeltmesi için son bir süre verilir. Bu husus Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin Kararı’nda(4);

“İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketi ve kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olması halinde iflası önleyen bir kurumdur.

İflasın ertelenmesinde amaç, sermaye şirketi ve kooperatifin ekonomi içinde kalarak faaliyetine devamını sağlamak ve alacaklıların iflasa bağlı olumsuz sonuçlardan etkilenmemesidir. İflasın ertelenmesi talebinin amacı gözetildiğinde tedbirlerin işletmenin faaliyetlerini sürdürerek durumunu düzeltmesine engel olmaması gerekir. Ancak erteleme talebinin kabulü sonucunda alınacak tedbirler yasal sınırlar içerisinde değerlendirilmelidir.”

şeklinde belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin Kararı’nda(5) ise:

“İflas hukuku alanında modern hukuk dünyasına hakim olan yeni anlayış da ekonomik varlığını sürdürebilme yeteneğine sahip olan işletmelerin borca batık duruma ya da aciz haline düşmeleri halinde, iflasa mahkum edilmek suretiyle ticari yaşamdan silinmelerinin ve bundan doğacak olumsuz sonuçların önlenmesini amaçlamaktadır.”

değerlendirmesinde bulunmak sureti ile de borca batık sermaye şirketlerinin ticari yaşamda mümkün olduğu kadar varlıklarının sürdürmesi hukukun öngörüsüdür.

İflasının ertelenmesi ile güdülen amaç ile 4734 sayılı Kanun uygulamasının çatıştığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

IV- SONUÇ

İİK kapsamında asliye ticaret mahkemesince atanan kayyımın TMK manasındaki kayyıma eşdeğer olmadığı, asliye ticaret mahkemelerinin vesayet makamı sıfatına sahip olmadığı dikkate alındığında, iflasının ertelenmesini talep eden şirket veya kooperatifin; 4734 sayılı Kanun’da belirtilen manada borçlarından dolayı mahkeme idaresi altında bulunmadığı düşünülmektedir. Dolayısıyla, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun ihaleye katılım yeterliklerini düzenleyen 10/9-b maddesinin “… borçlarından dolayı mahkeme idaresi altında bulunan …” düzenlemesi nedeni ile, bu durumdaki isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılmaması gerekir.

İflasın ertelenmesinde güdülen amaç sermaye şirketleri ile kooperatifleri mümkün olduğunca ekonominin dinamikleri arasında tutmak iken, 4734 sayılı Kanun’un 10/9-b maddesi düzenlemesi bu nevi şirketlerin iflasına sebebiyet verecek şekilde uygulanmaktadır.

* Doç. Dr.

(1) Limited şirketlerin müdürünün/müdürlerinin devredilemez ve vazgeçilemez görevleri 6102 sayılı TTK md. 625’te “a) Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi, b) Kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde şirket yönetim örgütünün belirlenmesi, c) Şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması, d) Şirket yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara, şirket sözleşmesine, iç tüzüklere ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimi, e) Küçük limited şirketler hariç, risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin kurulması, f) Şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi, g) Genel kurul toplantısının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi ve h) Şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi” şeklinde listelenmiş olup, anonim şirketler açısından benzer liste 375. maddede yer almaktadır.

(2) O. ATALAY, 2003, İflasın Ertelenmesi, Bankacılar Dergisi, Sayı: 47, s. 9

(3) T. MUŞUL, 2008, İflasın Ertelenmesi, s. 26

(4) Yrg. 19. HD.’nin, 07.04.2005 tarih ve E. 2005/448, K.2005/3753 sayılı Kararı.

(5) Anayasa Mahkemesi’nin, 08.01.2009 tarih ve E. 2005/165, K. 2009/4 sayılı Kararı.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81