Ara
  • Olga Ateş

Gayrimenkul Satış İşlemlerinin Emlak Vergisi Kanunu Uyarınca Değerlendirilmesi

Murat BATI*

Yaklaşım Dergisi

I- GİRİŞ

Ülkemizde gayrimenkul alım-satım işlemleri neticesinde gayrimenkulün yeni mükellefi ve vergilendirmesi ile alakalı 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu makale ile söz konusu sorunları tespit edip bunlara çözüm getirilmesi amaçlanmıştır.

II- EMLAK VERGİSİ KANUNU

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu(1) 1970 yılında kabul edilmiş ve emlak vergisi 1986 yılına kadar merkezi idare tarafından toplanırken 3239 sayılı Kanun(2) ile bu verginin toplanması belediyelere bırakılmıştır(3). Emlak vergisinin mükellef sayısı yaklaşık olarak 22 milyon civarındadır(4). Söz konusu vergi Bina Vergisi, Arazi Vergisi ve Ortak Hükümler olmak üzere 43 maddeden oluşmaktadır.

A- EMLAK VERGİSİNİN KONUSU

Emlak vergisinin konusunu arazi, arsa, konut ve işyerleri oluşturur. Arsa ve arazi, “arazi vergisi” olarak, konut ve işyeri ise “bina vergisi” olarak değerlendirilmektedir. Bina vergisinin konusunu Türkiye sınırları içinde bulunan binalar oluşturmaktadır. Kanun’un uygulanmasında yüzer havuzlar, yüzer yapılar, çadırlar nakil araçlarına çekilip takılan karavan tipi seyyar evvel bina sayılmadığından Emlak Vergisine tabi değildirler(5). Bu Kanun’da önemli olan Türkiye siyasi sınırları dâhilinde bulunan binalardır. Bina sahiplerinin yurt dışında olması ya da vatandaş olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Kanuna tabi binaların kullanım şekli, binaların kullanım şekli ve inşaat sınıfı ne olursa olsun vergi kapsamındadır. Diğer taraftan, bu binaların mütemmimleri de bina ile vergilendirilmektedir. Ancak binadaki makinalar gibi sabit üretim tesisatı bina sayılmadığından vergi dışındadır(6). Ancak Danıştay’ın 9. Dairesi’nin E. 82/9913, K. 84/3523 sayılı kararında kullanış tarzı itibariyle akaryakıt servis istasyonu ile birlik teşkil eden ve otomobillerin giriş çıkışı ile park edilmelerine ayrılan yerler binanın mütemmimi sayılmaktadır(7). Arazi vergisi kapsamında değerlendirilen “arazi” yeryüzü parçasını ifade etmektedir. İmar planları ile iskân bölgesine alınmış ve parsellere ayrılmış arazilere “arsa” denilir(8). Arazi içinde bulunan göl, kaynak ve ağaçlar da arazi olarak değerlendirilir(9). Buna ilaveten 16 Seri No.lu Emlak Vergisi Genel Tebliği’ne(10) istinaden belediye sınırları dışında kalan parsellenmemiş araziler de ilgili Tebliğ’de yer alan bazı şartlar doğrultusunda arsa sayılmaktadır.

B- EMLAK VERGİSİNİN MÜKELLEFİ

Emlak vergisinin mükellefi Kanun’un 3. maddesinde “Bina Vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı(11) sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Medeni Kanun’un 683. maddesine istinaden malik, emlak üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olan kişi olarak tanımlanmıştır(12). Eğer bir binanın ya da arazinin hem sahibi hem de intifa hakkı sahibi varsa emlak vergisinin mükellefi intifa hakkı sahibidir. Başka bir anlatımla, emlak vergisinin mükellefi, öncelikle intifa hakkı sahibidir. Eğer intifa hakkı sahibi yoksa gayrimenkulün maliki, emlak vergisi mükellefi olacaktır. Hem intifa hakkı sahibi hem de gayrimenkulün maliki yoksa bu durumda gayrimenkule malik gibi tasarruf eden kişi emlak vergisinin mükellefi olacaktır. Gayrimenkule paylı mülkiyet halinde sahip olanlar hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette ise, sahipleri ödenecek vergiden müteselsilen (zincirleme) sorumludurlar(13).

C- EMLAK VERGİSİNDE VERGİYİ DOĞURAN OLAY

Emlak vergisinde vergiyi doğuran olay birkaç husus dikkate alınarak açıklanmalıdır. Malik olma, intifa hakkı tesisi ve bunun sürmesi ile malik gibi tasarruf etme emlak vergisi açısından vergiyi doğuran olayı ifade etmektedir. Malik olma ve intifa hakkı sahibi olma hukuken saptanması kolay unsurlar olmasına karşın malik gibi tasarrufta bulunma mutasarrıfın niyet unsuru ile zilyetlik unsurları dikkate alınarak değerlendirilmelidir(14).

D- EMLAK VERGİSİNDE MATRAH VE ÖDEME

2002 yılına kadar emlak vergisi, dört yılda bir mükellefin beyanı üzerine tarh edilirdi. Ancak matrahın saptanması çeşitli zorluklar ve maliyet unsurunun saptanmasındaki güçlükler ile vergileme maliyetinin artması ile 2002 yılı itibariyle kaldırılmıştır(15). Arazi ve bina vergisinde matrah Emlak Vergisi Kanunu’nun 7 ve 17. maddelerinde hükmedilmiş ve emlakin vergi değeridir(16) denilmiştir.

Binalar için vergi değeri, Maliye ve Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarınca ortaklaşa tespit ve ilan edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile takdir olunan arsa ya da arsa payı değeri esas alınarak vergi dairelerince hazırlanan tüzük hükümlerinden yararlanılarak hesaplanan bedeldir. Buna göre; binanın betonarme, karkas ya da yığma olma durumuna ve inşaat sınıfına göre; binanın vergi değerinin hesabı aşağıdaki şekilde yapılacaktır: Binanın dıştan dışa yüzölçümü ile bina metrekare normal inşaat maliyet bedellerini gösteren cetvelde yer alan ortalama rakam ile çarpılacak, bu çarpım sonucu bulunacak rakama, varsa asansör, kalorifer veya klima tesisatı farkı eklenecek. Eklenecek asansör farkının oranı % 6, kalorifer veya klima farkının oranı % 8’dir. Bu şekilde bulunan toplam değerden, Emlak Vergisi Kanunu’nun 31. maddesine göre çıkarılan Tüzük’ün 23. maddesinde belirtilen aşınma payı düşülür. Arsa ve arazilerin vergi değeri; arsa ve arazilere ait takdir komisyonları tarafından takdir edilen asgari ölçüde birim değerlere göre hesaplanan bedeldir. Arsa ve araziler için asgari ölçüde birim değer tespiti, takdir komisyonlarınca, arsalar için ise her mahalle arsa sayılacak parsellenmemiş arazide, her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valiliklerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide ise her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla yapılır(17).

Emlak vergisine uygulanacak oran Kanun’un 8 ve 18. maddelerinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre bina vergisinin oranı meskenlerde binde bir, diğer binalarda ise binde ikidir. Arazi vergisinin oranı binde bir, arsalarda ise binde üçtür. Bu oranlar, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun(18) uygulandığı büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde % 100 artırımlı uygulanır. Bakanlar Kurulu, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup 18 yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Emlak vergisinde ödeme ile ilgili hususlar Kanun’un 30. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre emlak vergisi, birinci taksiti, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında, ikinci taksiti Kasım ayı içinde olmak üzere iki eşit taksitte ödenir. Kanun’un “Ödeme Süresi” başlıklı 30. maddesinin son fıkrasına göre, devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisinin ödenmesinden devreden ve devralan müteselsilen sorumlu tutulurlar. Devralanın mükellefe rücu hakkı saklıdır. Tapu daireleri devir ve ferağ işlemini, işlemin yapıldığı ayı takip eden ayın 15. günü akşamına kadar ilgili belediyelere bildirir. Aynı Kanun’un bu maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak 17 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde(19) gerekli açıklamalara yer verilmiştir. Tebliğin “Vergi İlişiği” başlıklı 3. maddesinde, Emlak Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin son fıkrası hükmü değiştirilerek, devir ve ferağdan önce vergi ilişiğinin (Emlak vergisinin ödenmiş olup olmadığının) aranılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu değişiklik ile devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisinin ödenmesinden devreden ve devralan için müteselsil sorumluluk esası getirilmiştir. Devralanın ödeyeceği vergiden dolayı devredene rücu hakkı saklı bulunmaktadır. Ayrıca, devir ve ferağ işlemi, işlemin yapıldığı ayı takip eden ayın 15. günü akşamına kadar tapu daireleri tarafından yollama belgeleri ile ilgili belediyelere bildirilecektir. Devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergilerinin, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleri mevcut mevzuat çerçevesinde belediyeler tarafından yapılacaktır. Emlak vergisinin, mükelleflerin bu vergi bakımından bağlı bulunduğu belediyelere ödenmesi esas olmakla beraber, banka veya posta yolu ile de ödenmesi mümkündür(20).

E- EMLAK VERGİSİNDE BEYAN VE BİLDİRİM

Emlak Vergisi Kanunu’nun “Beyanname Verme Süresi”ni düzenleyen 23. maddesi başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiştir. 2002 yılından itibaren yapılan bu düzenleme ile genel beyan esasına göre dört yılda bir gayrimenkul sahiplerinden beyanname alınması uygulaması kaldırılmış olup, bildirim verilmesi uygulamasına geçilmiş bulunmaktadır. Buna göre, mükellefler sahip oldukları bina, arsa ve araziler için 2002 yılında ve takip eden yıllarda genel beyanda bulunmayacaklar ve beyanname vermeyeceklerdir. Bildirim verilmesi uygulamasına geçilmesi ile birlikte ceza tatbiki de değişmektedir(21). Emlak Vergisi Kanunu’nun “Bildirim Verme ve Süresi” başlıklı 23. maddesinde(22) hüküm altına alınmıştır. Ancak, (a) ve (b) bentlerinde belirtilen değişiklikler bütçe yılının son üç ayı içinde ortaya çıkarsa, bildirim, değişikliklerin doğduğu tarihten itibaren üç ay içinde ilgili belediyeye verilecektir. Geçici ve daimi muafiyetten yararlanan bina, arsa ve araziler için de bildirim verilmesi gerekmektedir. Devlete ait araziler için bildirim verilmez. Mükelleflerce aynı belediye sınırları ve mücavir (komşu) alan sınırlarında aynı yıl içinde edinilen aynı cins, birden fazla gayrimenkulün tek bir bildirim ile bildirilmesi mümkündür. Elbirliği (iştirak halinde mülkiyette), ortaklar ortaklaşa, imzalı bir bildirim verebilecekleri gibi ayrı olarak da bildirim verebilirler. Paylı (müşterek) mülkiyette ise her bir ortak tarafından belirlenmiş paylar için ayrı ayrı bildirim verilmesi gerekmektedir(23).

III- EMLAK VERGİSİ KANUNU’NUN UYGULANMASINDA ÖZELLİKLİ HUSUSLAR

Vergiye ilişkin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın(24) 2(25), 10(26) ve 73. maddeleri önem arz etmektedir. Buna göre vergilendirmeye yönelik ilkeler, Anayasa’nın 73. maddesine dayanmaktadır(27). Anayasa’nın 4. Bölümünün “Siyasi Haklar ve Ödevler” kısmının “Vergi Ödevi” başlıklı 73. maddesi sosyal hukuk devleti ilkesi kapsamında vergi ödevini düzenleyen temel anayasal kuralları düzenlemektedir(28). Vergilerin yasallığı olarak bilinen(29) Anayasa’nın 73. maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar(30) ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir” hükmü yer almaktadır.

73. maddenin; “Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir” fıkraları ile her türlü mali yükümlüklerin ancak kanunla konulacağı, kaldırılacağı ve değiştirileceği hükmü vergilerin konulup kaldırılması ve değiştirilmesini keyfiyetten çıkarıp halkın temsilcileri ile kullandırmak yani “temsilsiz vergi olmaz” prensibine özde uymaktır(31).

Bu maddede dikkat çeken husus vergi kanunlarının verginin kanuniliği ilkesi gereği sadece kanunla konulacağı belirtilmekle beraber kanunilik ilkesine bir istisna getirilerek Bakanlar Kurulunun vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri ile ilgili düzenleme yapabilme yolu açılmıştır.

Emlak Vergisi Kanunu’nun “Vergi Değeri” başlıklı 29. maddesi(32) verginin matrahını tanımlamaktadır. Mezkur madde uyarınca emlak vergisi vergi değeri üzerinden aynı Kanun’un 8. maddesinde belirtilen oranlar dikkate alınarak tarh edilmektedir. EVK Madde 29’da hükmolunan vergi değeri ise “…takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre…..” şeklinde tamamen subjektif esaslar çerçevesinde tayin ve tespit edilebilmektedir. Esasında vergi matrahının değişimi ödenecek vergi tutarını en az vergi oranlarının değişimi kadar değiştireceğinden söz konusu değişiklik bir vergi kaybı yaratacaktır. Anılan değişikliğin temel nedeni belediyelere verilen yetki çerçevesinde ortaya çıkan vergi değerinde değişiklik yapabilme hakkıdır. Kanımca ortaya çıkan sorun vergi değeri değişikliği dolaylı olarak Anayasa’nın 73. maddesinde “….Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır…..” hükmolunan ifadesini zedelemesidir.

Benzer durum Harçlar Kanunu için de geçerlidir. Harçlar Kanunu’nun 63. maddesi; “Bu Kanun’da sözü edilen “kayıtlı değer” veya “emlâk vergisi değeri” deyimi; 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine

göre belirlenen vergi değerini ifade eder….” Bu bedenle belediyelerin vergi değerinde yapacakları herhangi bir değişiklik dolaylı olarak alınacak harç tutarını da değiştireceğinden Anayasa’ya aykırı bir durum vuku bulacaktır. Söz konusu sorunun aşımı vergi değerinin belirlenmesinin ve değiştirilmesinin daha objektif koşullara bağlanarak Kanun’da hüküm altına alınması kanaatindeyim.

IV- SONUÇ

Harçlar Kanunu ve Emlak Vergisi Kanunu kapsamına giren gayrimenkullerin EVK’nın 29. maddesinde belirtilen “vergi değeri”nin mi yoksa başka bir değerleme ölçüsünün mü vergi matrahına konu olacağı hususları tereddüde hasıl olacak uygulama ve hükümleri kapsamında incelenmiştir. Buna göre kat irtifakının devri durumunda, gayrimenkulün tamamlanmaması veya tamamlanmadan devredilmesi hallerinde arsanın mı yoksa inşa edilecek binanın vergi değeri dikkate alınarak harç tarh edileceği, gayrimenkullerin devir ve iktisabında ödenen harçların maliyet bedeli olarak mı ya da doğrudan gider olarak mı dikkate alınıp alınmayacağı irdelenmiş ve sorunun çözümü ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.

* Yrd. Doç. Dr., İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mali Hukuk Ana Bilim Dalı, Öğretim Üyesi

(1) 11.08.1970 tarih ve 13576 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2) 11.12.1985 tarih ve 18955 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(3) Nurettin BİLİCİ, Türk Vergi Sistemi, Seçkin Yayıncılık, 31. Baskı, Ankara 2013, s.191

(4) Şükrü KIZILOT - Ekrem SARISU - Sezgin ÖZCAN - Zuhal KIZILOT, Gayrimenkul Rehberi, Yaklaşım Yayıncılık, 10. Baskı, Ankara 2013, s.388.

(5) Şükrü KIZILOT - Metin TAŞ; Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara 2011, s. 333

(6) Mualla ÖNCEL - Ahmet KUMRULU - Nami ÇAĞAN, Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, 19. Baskı, Ankara 2010, s. 359

(7) ÖNCEL-KUMRULU-ÇAĞAN, age, s.360.

(8) KIZILOT-TAŞ, age, s. 333

(9) ÖNCEL-KUMRULU-ÇAĞAN, age, s. 359

(10) 03.07.1984 tarih ve 18447 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(11) İntifa Hakkı; Yararlanım Hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi; örneğin bir ev üzerinde intifa hakkına sahip olan, o evin kiralarından yararlanır, evin maliki ise yalnızca çıplak mülkiyete sahiptir. (Ejder YILMAZ, Hukuk Sözlüğü, Yetkin Yayınları, 5. Baskı, Ankara 1996, s.393.)

(12) Doğan ŞENYÜZ - Mehmet YÜCE - Adnan GERÇEK, Türk Vergi Sistemi, Ekin Basın Yayın Dağıtım, 7. Baskı, Bursa, 2012, s. 352

(13) KIZILOT-SARISU-ÖZCAN-KIZILOT, age, 399

(14) ÖNCEL-KUMRULU-ÇAĞAN, age, s.361

(15) ÖNCEL-KUMRULU-ÇAĞAN, age, s.362

(16) Vergi değeri Kanun’un 29. maddesinde “Vergi değeri; a) Arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre, b) Binalar için, Maliye ve Bayındırlık ve İskân Bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31. madde uyarınca hazırlanmış bulunan tüzük hükümlerinden yararlanılmak suretiyle, hesaplanan bedeldir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.

(17) KIZILOT-TAŞ, age, s.336; KIZILOT-SARISU-ÖZCAN-KIZILOT, age, s.421-422-424.

(18) 23.07.2004 tarih ve 25531sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(19) 31.12.1985 tarih ve 18975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(20) Saim GÜREŞ, “Emlak Vergisinde Ödeme Süreleri İle Gayrimenkulün Satılması Halinde Mükellefiyet Durumu”, Yaklaşım, Sayı: 158, Şubat 2006, s.56

(21) Saim GÜREŞ; “Emlak Vergisinde Bildirim Verilmesi ve Süreleri, Vergi Değerini Değiştiren Sebepler”, Yaklaşım, Sayı: 167, Kasım 2006, s.78

(22) Emlak Vergisi Kanunu’nun “Bildirim Verme ve Süresi” başlıklı 23. maddesi; “Emlak vergisi mükelleflerinin sadece; a)Yeni inşa edilen binalar için inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden önce kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı, b)Emlak Vergisi Kanunu’nun “Vergi Değerini Tadil Eden Sebepler” başlıklı 33. maddesinin 1 ila 7 numaralı fıkralarında belirtilen vergi değerini değiştiren sebeplerin ortaya çıkması durumlarında da, değişikliklerin ortaya çıktığı, bütçe yılı içerisinde gayrimenkulün bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye “Emlak Vergisi Bildirimini” vermeleri gerekmektedir.” şeklinde hüküm olunmuştur.

(23) KIZILOT-SARISU-ÖZCAN-KIZILOT, age, 389.

(24) Anayasa; Kurucu Meclis tarafından 18.10.1982’de halkoylamasına sunulmak üzere kabul edilmiş ve 20.10.1982 tarih ve 17844 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; 07.11.1982’de halkoylamasına sunulduktan sonra 09.11.1982 tarihli ve 17863 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yeniden yayımlanmıştır.

(25) Anayasa’nın 2. maddesinde ‘Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” hükmüne yer verilmiş olup sosyal devletin gereği olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vergi yükünü adalet ilkesine dayalı olarak dağıtma görevi vermiştir.

(26) 10. maddede ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” hükmü ile genellik ilkesi gereği herkesin yani her bireyin (mükellefin) kanunlar önünde eşitlik ilkesine (aynı durumda olanların aynı vergi yüküne tabi olması ve farklı durumda olanlara farklı uygulamanın yapılması) uygun olarak eşit haklara sahip olacağını ve bu ilkenin gereği olarak devlet organlarının hareket etmesi gerektiğini belirtmektedir.)

(27) Nihal SABAN, Vergi Hukuku, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 5. Baskı, İstanbul 2009,, s.48.

(28) Selim KANETİ, Vergi Hukuku, Filiz Kitabevi, 2. Baskı, İstanbul, 1989 s.28; Nuretttin BİLİCİ; Vergi Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 31. Baskı, Ankara 2013, s.35-36.

(29) Gülsen GÜNEŞ; Verginin Yasallığı İlkesi, On İki Levha Yayıncılık A.Ş., İstanbul, Ekim 2011, s.111

(30) Muafiyet; Vergilendirilmesi gereken bir kişinin veri kanunları dışında tutulması iken İstisna ise vergilendirilmesi gereken bir konunun vergi kapsamı dışında tutulmasıdır. (Abdurrahman AKDOĞAN; Kamu Maliyesi, Gazi Kitabevi, Onuncu Baskı, Ankara, 2005, s.148.) Başka bir tanımla da objektif vergi yükümlülüğünü ortadan kaldıran ya da sınırlandıran hükümlere istisna, subjektif vergi yükümlülüğünü kaldırıcı hükümlere ise muafiyet denir.(Nihat EDİZDOĞAN; Kamu Maliyesi; Ekin Basın Yayın Dağıtım, Bursa 2008., s.174.)

(31) Billur YALTI - Selçuk ÖZGENÇ; Vergi Hukuku Pratik Çalışma Kitabı, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., İstanbul, 2005., s.8

(32) Emlak Vergisi Kanunu’nun “Vergi Değeri” başlıklı 29. maddesi “Vergi değeri; a) Arsa ve araziler için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyla takdir olunan birim değerlere göre, b) Binalar için, Maliye ve Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilân edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile (a) bendinde belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak 31. madde uyarınca hazırlanmış bulunan tüzük hükümlerinden yararlanılmak suretiyle, Hesaplanan bedeldir. Vergi değeri, mükellefiyetin başlangıç yılını takip eden yıldan itibaren her yıl, bir önceki yıl vergi değerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle bulunur. 33 üncü maddeye (8 numaralı fıkra hariç) göre mükellefiyet tesisi gereken hallerde vergi değerinin hesaplanmasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 49 uncu maddesinin (b) fıkrasına göre belirlenen arsa ve arazi birim değerleri, takdir işleminin yapıldığı yılı takip eden ikinci yıldan başlamak suretiyle her yıl, bir önceki yıl birim değerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle dikkate alınır. Vergi değerinin hesabında bin liraya, verginin hesaplanmasında ise bir liraya kadar olan kesirler dikkate alınmaz. Bakanlar Kurulu, bu maddede belirtilen artış oranını sıfıra kadar indirmeye veya yeniden değerleme oranına kadar artırmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu bu yetkisini, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 95. maddesi uyarınca belirlenen belediye grupları itibarıyla farklı oranlar tespit etmek suretiyle de kullanabilir.” şeklindedir.

22 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81