Ara
  • Olga Ateş

Kaybolmaya Yüz Tutan Meslek Kollarına Tanınan Esnaf Muafiyetine İdareden Sınırlama

Serkan ACUNER*

Vergi Sorunları Dergisi

ÖZ

Küçük esnafa tanınan vergi muafiyeti Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 9’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemede 2012 yılında bir değişiklik öngörülmüş ve maddenin 1’inci fıkrasının 8’inci bendiyle; geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlarca elde edilen kazançların, belirli şartları taşımaları koşuluyla, vergiye tabi tutulmayacakları yasalaşmıştır. Geleneksel kültürel ve sanatsal faaliyetler madde bendinde sayılmak ve sonunda “…bunlar gibi faaliyetler…” denilmek suretiyle, kaybolmaya yüz tutmuş olan bu tür faaliyetlerin sayısının arttırılabileceğini yorumlamak mümkündür. Bu düzenlemeye istinaden muafiyetten yararlanmak isteyen bir mükellefin izahat talebine cevap veren ilgili vergi dairesi başkanlığının, kanunun açık emrine rağmen, mükellefin faaliyetinin; “…bunlar gibi faaliyetler…” kapsamında yer alamadığı kararına varmıştır.

GİRİŞ

Türk vergi sisteminde gelir üzerinden alınan vergilerden biri Gelir Vergisi, diğeri ise Kurumlar Vergisidir1. Gerçek kişilerin bir takvim döneminde elde ettikleri kazanç ve iratları vergilendiren (GVK md. 1) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu2 (GVK) bünyesinde barındırdığı birçok hükümle sübjektif niteliğe sahip bir vergi türüdür ve vergi kanunları arasında özel bir yere sahiptir. Ona sübjektif niteliği kazandıran hükümlerinden bir kaçı; asgari geçim indirimi, sakatlık indirimi ve küçük esnaf muaflığıdır. Esnaf muaflığı, GVK’nın “Esnaf Muaflığı” başlıklı 9’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, ticaret ve sanat erbaplarından maddede belirtilen şartları taşıyanlar vergiden muaf tutulmaktadır. Bu şartların bazıları, motorlu nakil vasıta kullanmamak, işyeri açmamak, muharrik kuvvet kullanmamak şeklinde sıralanabilir.

Esnaf muaflığı düzenlemesinde 2012 yılında yapılan değişiklikle, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal değeri olan meslek kollarından sağlanan kazançlar muaflık kapsamına alınmıştır. Değişiklikle; “... kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık...” gibi meslek kollarında faaliyette bulunulması halinde, mükelleflerin, esnaf muaflığından yararlanacağı düzenlenmiştir. Ancak düzenlemede bu iş kollarının yanı sıra “...ve bunlar gibi...” lâfzıyla, kanun koyucu meslek kollarını sınırlamamıştır. Hükmün bu lâfzına rağmen, karagöz perde oyunu ile ilgili faaliyette bulunan amatör sanatçının muafiyetten yararlanma isteğiyle ilgili özelge talebine cevaben, Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı’nın vermiş olduğu olumsuz izahat bu çalışmada incelenecek olup, vergi kanunlarında yer alan ve kanunun sınırlamadığı haller (örneğin mücbir sebep hallerinde ki “gibi haller”) örnek verilerek karşılaştırma yapılmaya çalışılacaktır.

1. ESNAF MUAFLIĞI

Esnaf muaflığı GVK’da düzenlenmiş önemli bağışıklıklardan biridir. Muafiyet; bağışlanmış, affedilmiş anlamına gelen muaf kelimesinden türemekle birlikte, bağışıklık, ayrı tutulma anlamına gelmektedir3. Vergi hukukundaki anlamıyla, vergilendirilmesi gereken bir kişinin kısmen yada tamamen, geçici yada sürekli olarak vergi dışı tutulması şeklinde tanımlanabilir4. GVK’da yer alan düzenlemeyle ancak hayatsal faaliyetleri yürütecek nispette gelir elde eden esnaflar, vergi dışında bırakılmıştır. Literatürde bu bağışıklığa “Küçük Esnaf Muaflığı”da denilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na5 göre, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlettir. Sosyal devlet, vergi yükünü adaletli ve dengeli dağıtmakla yükümlüdür (Anayasa Md. 73/2). Sosyal devlet olmanın gereği olarak düşük gelir düzeyine sahip vatandaşların korunması önem taşımaktadır. Bu sebeple gelirleri ancak hayat standartlarını karşılamaya yetecek mükellef grubunun vergiden muaf olması sübjektif niteliğe sahip6 GVK’da düzenlenmiştir7. Bu sebep dışında devlet, bazı faaliyetlerin özendirilmesi ve desteklenmesi için bağışıklık uygulamalarını bir teşvik aracı olarak kullanabilmektedir8. Devletin bu tür muafiyetleri uygulamasının son nedeniyse, maliye idaresinin düşük gelir düzeyindeki mükelleflerin vergilendirilmesinde yaptığı giderlerin, elde edilen vergi hâsılatından daha düşük düzeyde kalmasıdır9.

Kanun koyucu vergi kanunlarında “esnaf”ı tanımlamamıştır. Esnaf, Türk Ticaret Kanunu’nda10 ki (TTK) tanımıyla ekonomik faaliyetlerini sermayeden ziyade bedeni çalışmasıyla sürdüren kişiye verilen addır (TTK, md. 1511). TTK’nın ticari işletmeleri tanımlayan 11’inci maddesinde ise; “esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde...” denilmek suretiyle gelir elde eden ve faaliyetlerini devamlı ve bağımsız biçimde yürüten işletmeler açıklığa kavuşturulmuş ve esnaf işletmesine bir sınır çizilmek istenmiştir. Bu maddenin devam eden fıkrasında bu sınırın Bakanlar Kurulu’nca çıkarılacak bir kararnameyle tespit edileceği düzenlenmiştir (TTK, md. 11/1-2). Ancak kanun koyucu, tanımladığı esnaf statüsünü, tacir dışında kalanları ve faaliyetleri sanayicilik (yani birinci ve ikinci sınıf tacirlik) düzeyine ulaşmayanları ifade etmek için kullanmıştır. Bu tanım vergiden muaf esnafı tanımlamaktan uzaktır. Diğer taraftan esnafların ticari, sınaî alanda faaliyette bulunması yanında sanat erbabı olması da mümkündür. Bu husus 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkâr Meslek Kuruluşları Kanunu’nun12 (ESMKK) “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde “esnaf ve sanatkarların” birlikte tanımlanmasında kendini göstermektedir. 5362 sayılı Kanun’da esnaf ve sanatkâr, “İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler...” şeklinde tanımlanmıştır13 (ESMKK, md. 3-a). 5362 sayılı Kanunda yapılan tanımlamaya dikkat edilirse, basit usule tabi olan mükellefler ile işletme hesabı esasına göre defter tutanlarında esnaf tanımlanması içersinde yer aldığı görülecektir. Bunun nedeni, bu mükellef grubunun ilgili meslek odalarına kaydolmalarının yasal dayanağı oluşudur. Ayrıca düzenlemede, esnafın bedeni çalışmasının yanında sermayesini de üretim faaliyeti içersinde değerlendirebileceğine değinilmiştir. Bu tespit küçük esnaf tanımını aşmaktadır. Uygun esnaf tanımı 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girmesiyle mülga olan 6762 sayılı Kanunda yapılmıştır. Mülga TTK’nın 17’inci maddesinde; “İster gezici olsunlar, ister bir dükkânda veya bir sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir” denmek suretiyle küçük esnafın tanımı düzenlemiştir.

GVK’nın 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında sekiz bent halinde sıralanan faaliyetleri gerçekleştiren esnaflar şartları taşımaları halinde vergiden muaf tutulurlar. Özetle fıkraya göre; küçük ticaret ve sanat erbapları (ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber... vs.), çitçiler ile nehir, göl ve denizlerde küçük çapta taşımacılık faaliyeti yürütenler ve atık hurda toplayarak bunları satanlar işyeri açmamak, motorlu nakil araçları kullanmamak, işçi çalıştırmamak yada muharrik kuvvet kullanmamak şartıyla elde ettikleri kazanç ve iratlar vergiden muaftır14. Maddenin devam eden fıkralarında ise vergiden muaf esnafın şekli ödevlerine yer verilmiştir. Bu ödevlerden biri “Esnaf Muaflığı Belgesi” almaktır. Diğer taraftan, Vergi Usul Kanunu’nda15 (VUK) hükmedildiği üzere vergiden muaf esnaf; defter tutmak, fatura vb. belge düzenlemek, bildirimde bulunmak, yaptığı ödemelerden vergi kesmek ve kazançları için beyanname vermek zorunda değildir16. Ancak satın aldıkları mallara ve yapmış oldukları giderlere ilişkin belgeleri saklamak zorundadırlar17 (GVK Md. 9/5). Belge düzenlemek zorunda olmayan vergiden muaf esnaf, birinci ve ikinci sınıf tacirlerden, basit usule tabi olan ticaret erbaplarından ve defter tutmak zorunda olan çiftçilerden yapmış oldukları mal alışlarında belge almak zorundadır (VUK 232/5). Bununla birlikte vergiden muaf esnaf, birinci ve ikinci sınıf tacirlere, basit usule tabi olan ticaret erbaplarına, gerçek usulde vergilendirilen çiftçilere ve serbest meslek erbaplarına yapmış olduğu satışlarda, malın alıcısı tarafından düzenlenen “Gider Pusulası”nı imzalayarak almak zorundadır (VUK Md. 234).

2. KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ GELENEKSEL, KÜLTÜREL VE SANATSAL FAALİYETLERE YÖNELİK MUAFİYETİN NİTELİĞİ

Esnaf muaflığı içersinde önemli bir teşvik aracı olarak düzenlenmiş olan kaybolamaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetleri yürüten esnafların, şartları taşımaları sonucu elde ettikleri kazançların vergiden muafiyeti, GVK’nın 9’uncu maddesi 1’inci fıkrasının 8’inci bendinde şu şekildedir:

“ ...

Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar” vergiden muaftır.

Düzenlemeye dikkat edilecek olursa muaflıktan yararlanacaklar için belirlenen şartlar şu şeklide sıralanmıştır:

- GVK’nın 47’inci maddesinde yazılı basit usule tabi olmanın (genel) şartlarını taşımak18,

- Sadece kendi ürettikleri ürünleri satmak,

- Geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunmaktır.

Düzenlemede; geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Bunlar; el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık şeklinde sıralanmıştır. Ancak kanun koyucu düzenlemede bu faaliyetleri sınırlamamıştır. Kanun koyucunun “... ve bunlar gibi...” ifadesinden sözel yorum yöntemiyle faaliyetlerin sınırlanmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Yani bu faaliyetler “numerus clauses” (sınırlı sayı) ilkesine tabi değildir19.

Bu düzenleme ile ilgili diğer açıklamalara, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 283 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer verilmiştir. Bu tebliğde, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetlerle gelir elde eden vergiden muaf esnafların meslek alanlarıyla ilgili; “...devamlı veya arızi olarak, işyeri açılarak, motorlu araç kullanılarak, yardımcı işçi veya çırak çalıştırılarak faaliyette bulunulması muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyeceği...” ifade edilmiştir20. Dolaysıyla esnaf muafiyetinin şartları olan işçi çalıştırmamak, muharrik kuvvet kullanmamak ve iş yeri açmamak gibi koşullar kaybolmaya yüz tutmuş meslek kolları için geçerliliğini yitirmiştir.

İlgili tebliğde söz konusu meslek kollarında aşağıdaki şekilde faaliyette bulunulması halinde muafiyetten yararlanılmasının mümkün olmadığı da ifade edilmiştir. Sırasıyla bunlar;

- Ticari işletmelere ait malları mutat olarak veya belli aralıklarla satmak ile kendi ürettikleri ürünlerle birlikte başkalarına ait ürünleri satmak,

- Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde faaliyette bulunmak,

- Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tâbi olmaktır21.

Ayrıca, vergi dairesi başkanlıklarının vermiş oldukları özelgelerde yukarıdaki şartlara ilaveten aşağıdaki şartların da aranıldığına/var olması gerekliliğine değinilmiştir22. Bunlar;

Faaliyetin;

- Seri üretime imkân sağlayacak şekilde ticari bir organizasyon içinde yapılmaması,

- Sanayi tipi makine ve aletler kullanılarak yürütülmemesi,

- Mesleğin devamı veya zorunlu nedenlerle işinde yardımcı işçi ve çırak kullanılması hariç, üretimin işçi ve usta vasıtasıyla yapılmamasıdır.

Diğer taraftan tebliğde, öteden beri ticari faaliyetlerini basit ya da gerçek usulde sürdüren mükelleflerin de kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde bulunmaları ve şartları taşımaları halinde esnaf muafiyetinden yararlanabilecekleri ifade edilmiştir. Tebliğde yapılan açıklamaya göre “... halen basit usulde veya gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden söz konusu muafiyete ilişkin şartları topluca taşıyanların bağlı oldukları vergi dairesine başvurmaları halinde hükmün yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mükellefiyetleri kapatılacağı....” yönünde görüş bildirilmiştir. Mükellefiyetleri kapanan esnafın muafiyet hükümlerinden yararlanması mümkün olacaktır. Esnaf muafiyetinden yararlanma seçimli bir hak olarak tesise dilmekte, muafiyetten yararlanmak istemeyenlerin mevcut vergilendirme usullerinin korunacağı ya da ilk defa faaliyette bulunacaklar için, muafiyet şartlarından “... faydalanmak istemediğini ilgili vergi dairesine yazı...” ile bildirmeleri durumunda basit veya gerçek usulde vergilendirileceği ifade edilmiştir23.

GVK’nın “Esnaf Muaflığı” ile ilgili hükmünde, vergiden muaf esnafın yapmış olduğu teslimatlar sonucunda, GVK’nın 94’üncü maddesi uyarınca, vergi kesmekle sorumlu olanlarca yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Bu hükmü, 283 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde açıklığa kavuşturan gelir idaresi uygulamanın aşağıdaki şekilde yön vermiştir:

“... Bu hükme göre, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca tevkifat yapmak zorunda olanların, bu kapsamda esnaf muaflığından yararlananlardan mal ve hizmet alımları karşılığında, yaptıkları ödemeler üzerinden anılan madde ile 6/6/2012 tarihli ve 2012/3322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan 6/6/2012 tarihli ve 2012/3322 sayılı Kararnamenin Eki Karar hükümleri uyarınca % 2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapmaları gerekmektedir”.

Açıklamaya göre vergi kesmek zorunda olan “kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler...”(GVK Md. 94/1) vergiden muaf esnafa yaptıkları avanslar dâhil ödemelerden %2 oranında vergi tevkifatı yapmak zorundadırlar.

3. MUAFİYET UYGULAMASINA GELİR İDARESİNDEN FARKLI BAKIŞ

Kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetleri yürüten esnafın elde ettiği kazanç ve iratlara vergi muafiyeti tanınması için gereken şartlar ana hatları ile 31.05.2012 tarihinde kabul edilen ve 28324 sayı ile 15.06.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanunla, GVK’nun 9’uncu maddesinin birinci fıkrasına eklenen (8) numaralı bent hükmüyle ifade edilmiştir. Uygulamayla ilgili geniş açıklamalara Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca yayımlanan Gelir Vergisi 283 Seri Numaralı Genel Tebliğ’de yer verilmiştir. Hükümden yararlanmak isteyen esnaflar idareye başvurmak ve tercihen esnaf muafiyet belgesi almak koşuluyla muafiyetten yararlanabilir.

Hükme istinaden kaybolmaya yüz tutmuş sanatsal gölge oyunu olan “Karagöz ile Hacivat” faaliyetini amatör olarak yürüten bu nedenle esnaf muafiyetinden yararlanmak isteyen ve bunun yanı sıra öğretmenlik mesleğini yürüterek ücret geliri elde eden kişinin izahat talebine karşı idare, kanun hükmünün aksine, olumsuz yanıt vermiştir. Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı 08.09.2014 tarih ve 96620903-120[9-65/14-1]-90 sayılı, “Karagöz perde oyununun esnaf muaflığı kapsamında olup olmadığı” konu başlıklı özelgesinde, karagöz oyununun hükümde belirtilen meslek kollarından bir olmadığına yer verilmiş, mükellefin vergi muafiyetinden faydalanamayacağı ifade edilmiştir. Benzer başka bir özelge Balıkesir Vergi Dairesi Başkanlığı’nca verilmiş ve minyatür at arabası ile ahşap araba yapılması faaliyetinin kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetler içersinde sayılmadığına değinilmiştir24.

Uygulamanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren mükelleflerin izahat taleplerine istinaden, idarenin vermiş olduğu şartlı açıklamalarda söz konusudur. Bunlardan biri Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın vermiş olduğu bir özelgedir. Özelgede oltu ve lüle taşı işçiliğinin GVK’nın 9/1-8 hükmüne göre yapılması halinde muafiyetten yararlanılacağı, üretim faaliyetinin değerli taşları kullanmak suretiyle ifâ edilmesi halinde muafiyetten yararlanılamayacağı ifade edilmiştir25. Bu düzeltme özelgesinden önce yayımlanan özelgede ise, oltu ve lüle taşı işçiliği faaliyetinin bu kapsama girmediği yönünde karar verilmişti26. Bu idari görüşlerin sayısını arttırmak mümkündür27.

Hukuki açıdan idarenin vermiş olduğu görüş yanlıştır. Çünkü kanun koyucu kaybolmaya yüz tutmuş faaliyetleri saymak suretiyle belirtmiş ancak sınırlamamıştır. Kanun koyucunun “...ve bunlar gibi...” şeklindeki iradesi, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal meslek kollarının arttırılabileceği şeklinde yorumlanmalıdır.

3.1. Geleneksel, Kültürel ve Sanatsal Faaliyetler

Geleneksel faaliyetler; bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan; kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlarla28 ilgili olan faaliyetleri ifade etmektedir. Kültürel faaliyetler ise; bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünüyle29 ilgili olan faaliyetleri içerdiği söylenebilir. Sanatsal faaliyetler ise, bazı düşüncelerin, amaçların, duyguların, durumların ya da olayların, deneyimlerden yararlanarak, beceri ve düş gücü kullanılarak ifade edilmesine ya da başkalarına iletilmesine yönelik yaratıcı bir insan etkinliği olarak tanımlanabilir30. Bu faaliyetler, etkinlik ya da davranış biçimleri nesilden nesile aktarılırken unutulan, sıkça bahsedilmeyen veya tekrarlanmayan/tekrarlanamayan şeklindeki özellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Bu tür faaliyet, etkinlik ya da davranış biçimleri arasında meslek kollarının da yer aldığını açıktır.

Bilindiği üzere geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetler yöreden yöreye değişiklik göstermektedir. Ayrıca bu tür faaliyetlerin nelerden ibaret olduğunu açıklayan hali hazırda bir mevzuat bulunmamaktadır. Konuyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tanıtım açıklamalarında, bu faaliyetler sınıflandırılmıştır31. Bunlar; geleneksel el sanatları, geleneksel Türk tiyatrosu gibi başlıklar altında toplanmıştır32.

Bu tür faaliyetler GVK’nın ilgili hükmünde, el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık şeklinde sıralanmıştır. Hükümde yer alan geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetler kanun metninde belirtildiği kadar sınırlı olmadığı açıktır.

Esnaf muaflığı maddesinin 1’inci fıkra 8’inci bendinde sıralanan faaliyetler dışında gölge oyunları ve gölge oyunlarından Karagöz-Hacivat Oyunu gibi geleneksel tiyatro oyunları yer almaktadır. Diğer taraftan ebru sanatı, halıcılık, kilim dokumacılığı, minyatür at arabacılığı, kazaziye, kutnu dokumacılığı, sepet örücülüğü, sikkecilik, buğday sapı örmeciliği, puşicilik gibi kaybolmaya yüz tutmuş birçok kültürel, sanatsal ve geleneksel değeri olan meslek kolları bölgeler itibariyle yaşatılmaya çalışılmaktadır33. Bahsi geçen faaliyetlerin sıralandığı başka bir çalışmada ise, 2004 yılında yaşayan geleneksel meslekler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada, geleneksel meslek kolları şu şekilde sınıflandırılmıştır34.

1. Hammadde olarak lif kullanılan geleneksel meslekler: Dokumacılık, halıcılık, işlemecilik, keçecilik, kilimcilik, yorgancılık.

2. Hammadde olarak ağaç kullanılan geleneksel meslekler: Ağızlık yapımı, ahşap oymacılığı, anadutçuluk, bağlama yapımı, baston yapımı, curacılık, elekçilik, fıçı yapımı, kaşıkçılık, kündekari sanatı, sandıkçılık ve tespihçilik.

3. Hammadde olarak taş kullanılan geleneksel meslekler: Tespihçilik.

4. Hammadde olarak toprak kullanılan geleneksel meslekler: Cam üflemeciliği, çömlekçilik,

5. Hammadde olarak maden kullanılan geleneksel meslekler: Altın işlemeciliği, bakırcılık, bıçakçılık, bıçkı yapımı, demircilik, gümüşçülük, kalaycılık, nalbantlık, semavercilik, tenekecilik.

6. Hammadde olarak deri veya hayvansal artık kullanılan geleneksel meslekler: Davul yapımı, mest yapımı, karagöz tasvirciliği, saraçlık, sedef kakmacılığı, semercilik.

7. Hammadde olarak ince dallar-saplar ve ağaç şeritleri kullanılan geleneksel meslekler: Ney yapımı, sepetçilik, süpürgecilik.

8. Hammadde olarak kâğıt ve kumaş olan ürünlerin boyanmasına yönelik geleneksel meslekler: Baskıcılık (ıhlamur baskı), ebru sanatı, hüsn-ü hat sanatı, tezhipçilik.

Görüldüğü üzere kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal değeri olan meslek kolları madde hükmünde belirtildiği kadar sınırla olmamakla birlikte, bunlara ellinin üzerinde örnek vermek mümkündür.

3.2. Kaybolmaya Yüz Tutmuşluk Ölçütü

Kaybolmaya yüz tutmak, sık görülmemek, görünür olmaktan çıkmak, görünmez olmak tanımlarından da yola çıkılarak daha önce yürütülmekte olan ancak teknolojik, sosyal ve ekonomik gelişmeler ve değişimler sebebiyle, yürütülecek faaliyetlerde emek unsurunun değersizleşmesi sonucunda, artık faaliyette bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ekonomik yaklaşımla bu tanımda öne çıkarılan husus, önceki dönemlerde faaliyetin yürütülmesiyle emek unsurunun değerli ve gelir arttırıcı yönünün varlığıdır. Değerli olan emek, zamanın geçmesiyle artık değersizleşmekte ve gelir arttırıcı yönü azalmaktadır. Diğer bir bakış açısıyla kaybolmaya yüz tutmuşluğun, yaşayan toplumların tarih boyunca alışkanlık haline getirdikleri ve turizm açısından antik değeri olan faaliyetlerin unutulmuşlukla yok olmaya yüz tutması olarak da tanımlanması mümkündür. Belirtilen tanımlardaki yaklaşımlar, GVK’na 2012 yılında yapılan ve kaybolmaya yüz tutmuş meslek kollarına tanınan muafiyet düzenlemesinin gerekçesinde rastlamak mümkündür. Gerekçeye göre hükmün amacı;

“…

Düzenlemeyle, geleneklerimizi ve kültürümüzü yansıtan, turizm alanında önemli gelir potansiyeli taşıyan, ancak teknolojik gelişmeler ve küreselleşme nedeniyle kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan meslek kollarının rekabet gücünün artırılması, desteklenmesi, değişim ve dönüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.”

şeklinde açıklanmıştır35.

Ancak kanun koyucu herhangi bir ek düzenlemeyle kaybolmaya yüz tutmuş olan geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetleri tespit etmemiş, düzenlemede bunlardan bir kaçına yer vermiştir. Bunun yanında kaybolmuşluk ölçütünün ne olduğu da açıklığa kavuşturulmamıştır.

4. GELİR İDARESİNİN YORUMU VE DEĞERLENDİRİLMESİ İLE VERGİ KANUNLARINDAKİ BENZER HÜKÜMLERLE KARŞILAŞTIRILMASI

Gelir İdaresi Başkanlığı vermiş olduğu izahatlarda, ilgili kanun hükmünü yorumlarken hükümde belirtilen meslek kollarını dikkate almak suretiyle bu alanlarda faaliyet gösteren esnafların muafiyetten yararlanacakları konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Yani hüküm içinde kanun koyucu tarafından irade olunmamış ancak bölgesel olarak geleneksel, kültürel ya da sanatsal olan ve kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalan (örneğin karagöz gölge oyunu, taş bebek, üfleme cam işleme, minyatür at arabası, üflemeli çalgılardan olan tulumun yapımı vb.) meslek kollarında muafiyet uygulamasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirmektedir. Ancak bu idari yorumun yanlış olduğunu belirtmek gerekir.

VUK’nun “...Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır.” (VUK. md. 3/A-2) şeklindeki hükmü, kanunların yorumlanmasında lafzi ve ruhi yorum yöntemlerinin birbirlerini tamamladığı ifade edilmektedir. Lâfzî yorum yönteminde; kanun metninin yazılış biçimine, dil bilgisi kurallarına, kullanılan ifadelere, kelimelerin gerek günlük gerekse hukuk dilindeki anlamlarına bakılarak yorum yapılmaktadır36. Yani hüküm içersinde verilen kelimelerin anlamlarını dikkate almak gerektiği açık ve nettir. Hükümde yer alan “...ve bunlar gibi geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetler...” deyimi faaliyetlerin sınırlanmayacağı anlamını doğurmaktadır. Hükmün gerekçesinde belirtilen nedenleri dikkate alarak maddeyi yorumlayacak olursak; kanun yapıcı tarafından önemli gelir potansiyeline sahip turizm sektörüne gelenek ve göreneklerin katkısı dikkate alınmış, bunların gelir getirici özelliği, desteklenmesi ve teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Turizm, Türkiye’nin her bir bölgesinde önemli potansiyel taşımakta ve her bölge de önemli destinasyonlar yer almaktadır. Bu bölgelerde de kaybolmaya yüz tutmuş meslek kollarının olabileceği ve onlarında desteklenmesi gereği açıktır. Bu açıdan kanun metninde yer verilmeyen sınırlamaya, idarenin hem tebliğler hem de vermiş olduğu izahatlarla sınırlama getirmemesi gerekir. Bu yorum vergilemenin yasallık ilkesine aykırı olduğu gibi genel hukuk açısından hukuki güvenilirlik ilkesinin de ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır.

Vergi hukukunda benzer uygulamaya VUK’nun “Mücbir Sebepler” başlıklı 13’üncü maddesinde rastlanmaktadır37. Madde hükmünde mücbir sebeplerin nelerden ibaret olduğu ifade edilmiş ve madde sonunda “...gibi haller...” denilmek suretiyle kanun koyucu mücbir sebep hallerinde herhangi bir sınırlamaya gitmemiştir38. Çeşitli hukuk dallarının ortak kavramı olan mücbir sebepler, kişinin iradesi dışında gerçekleşen kaçınılmaz ve karşı konulmaz ayrıca giderilmesi de ilgilinin iradesi dışında olan olaylardır39. Bu nedenle insan iradesi dışında gerçekleşecek karşı konulamaz olayların neler olduğu önceden tahmin edilmesi mümkün değildir40. Bu imkânsızlık, kanun koyucu tarafından da düşünülmüş olmalı ki, “... gibi haller.” tanımlamasıyla genişletilmiştir. Ayrıca mücbir sebep halinden, mükellefin ödevlerini yerine getiremeyecek düzeyde onu etkileyecek niteliğinin olması beklenmektedir41.

Danıştay’ın vermiş olduğu bir kararda, hırsızlık olayının mücbir sebep hali olduğuna hükmedilmiştir42. Danıştay tarafından verilmiş başka bir karardaysa, “...doğal afet gibi kişilerin iradeleri ile değiştiremeyecekleri veya önlemeyecekleri durumlarda, mücbir sebep halinin göz önünde bulundurulmasının...” gerektiği şeklindeki açıklamaları mücbir sebep hallerinin daha geniş bir açıdan ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır43. Dolaysıyla mücbir sebep halleri heyelan, sel, kasırga vb. doğal olaylar olabileceği gibi isyan, ihtilal, savaş, genel grev gibi toplumun meydana getirdiği olaylar da olabilir44. Görüldüğü üzere maddede ki “...gibi haller.” kavramından dolayı mücbir sebep halleri geniş bir alana yayılmıştır.

Bu bölümdeki açıklamalara dikkat edilir ve karşılaştırma yapılırsa, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetleri yürüten esnafların vergiden muaf sayılmasının yeter koşulu, bu faaliyetlerin kaybolmaya yüz tutmuş olması ve kanunda belirtilen şartları taşımasıdır. Dolaysıyla mücbir sebep hallerindeki gibi kaybolmaya yüz tutmuş meslek kollarının sayısını arttırmak mümkündür. Bunun sonucu olarak da esnaf muaflığı ile ilgili hükmün 1’inci fıkrası 8’inci bendinde belirtilen meslek kollarından başka meslek kollarının olabileceği ve bunların esnaf muaflığından yararlanabileceğinin önü hukuken açıktır.

SONUÇ

GVK’da düzenlenen esnaf muaflığı hükmü ile ilgili detaylı açıklamalar yukarıda verilmiştir. Bu açıklamalara göre idarenin başvuruda bulunan ve koşulları sağlayan esnafları esnaf muaflığından yararlandırması meslek mensupları arasında sağlanacak eşitliğin gereğidir. Ayrıca faaliyetinin konusu kanun metninde yer almayan (örneğin Hacivat-Karagöz gölge oyunu vb oyunlarla) ve niteliği itibariyle kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal yönü olan meslek kollarında faaliyette bulunan esnafların esnaf muaflığından yararlandırılması hükmün konuluş maksadındaki amaçla uyumlu olmasını sağlayacaktır. Ancak idarenin görüşü tam aksi yöndedir.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılmaktadır ki esnaf muaflığı düzenlemesinin ilgili bendinde yapılan düzenleme eksik kalmıştır. Bu açıdan kanun koyucunun;

- Kaybolmaya yüz tutmuş meslek kollarını tek tek tespit etmesi ya da bu durumu tespit eden bağlayıcı bir hukuki kaynağın yürütme erki tarafından yayımlanmasını sağlayacak yetkinin idareye tanınması gerekmektedir.

- Kaybolmaya yüz tutmuşluk ölçütünün nelerden ibaret olduğunu ve nasıl belirleneceğini Esnaf Muaflığı başlıklı 9’uncu maddenin devam eden fıkralarında tanımlaması gerekmektedir.

- Kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin yürütülmesi sonucunda muaf esnafın elde ettiği gelirle ilgili sınırın ne olduğu yine kanunun ilgili maddesinde ayrıca belirtilmelidir. Çünkü bu düzenleme yasallık ilkesinin gereği olarak önem taşımaktadır.

Bu önerilerin sırayla açıklanması gerekmektedir. Önerilerden ilki için GVK’nun ilgili bendine ya da devam eden fıkralarına ek olarak, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetleri belirleme yetkisinin ya Bakanlar Kurulu’na ya da Maliye Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmesi, bu makamlarca meslek kollarının tespit edilmesi ve bir yönetmenlikle yayımlanması şeklinde bir ibareye ihtiyaç duyulmaktadır. İkinci öneride ise açıklık bekleyen konu, yöreden yöreye değişen geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde kaybolmuşluk ölçütünün ne olduğudur. Ölçütün belirlenmesi için Maliye Bakanlığı’nın turizm destinasyonlarını dikkate almak suretiyle bu destinasyonlarda geleneksel, kültürel ve sanatsal faaliyetlerinin devam ettirilme sıklığı konusunda belirleyici kriterleri tespit etmesi gerekmektedir. Son olarak her ne kadar kaybolmaya yüz turmuş olsa dahi bazı faaliyetlerin getirdiği gelir düzeyleri (örneğin el dokuma sanatları ve hasır metal dokuma sanatlarında olduğu gibi) tespit edilerek, gerçek ya da basit usulde vergilendirilen mükellefle vergiden muaf olacak esnaf arasındaki sınırın tespit edilmesi ve eşitsizliğin giderilmesi gerekecektir.

Sonuç olarak idarenin vermiş olduğu izahatlar kanun koyucunun iradesini yansıtmamakta, izahat talep ederek vergiden muaf olmak isteyen mükelleflerin gerçek ya da basit usulde vergilendirilme işlemine devam edilmesi açıkça hukuka uyarlık taşımamaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bahsedilen bu durumu tekrar gözden geçirmesi ve mükelleflere tanınan hakların, idari yorum yapmak yoluyla ihlaline son vermesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

a. Kitap, Makale ve Online Kaynaklar

Acuner, E., Acuner, S. (2014) “Türkiye’nin Yavaş Şehirlerine Devlet Desteği: Kaybolmaya Yüz Tutmuş Meslekleri Yürüten Vergiden Muaf Esnaf”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, S.126, ss. 166-177.

Akbulut A. R. (2014). “Hacivat-Karagöz Vergisi”, Eko Haber. http://www.ekohaber.com.tr/ali-riza-akbulut-ekohaber-5-haberid-21733.html, (Erişim: 10.11.2014).

Akdoğan, B. (2014). Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri ve Ahlak, ss.213-245, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/756/9661.pdf, (Erişim: 15.11.2014).

Çoruh H. Çaparlar A. (2012) Yaşayan El Sanatları ve Sanatlarıyla Hatay, Hatay Valiliği Yayın No:17, Hatay, http://www.hatay.gov.tr/images/Rapor/El%20Sanatlar%C4%B1%20Kitab%C4%B1.pdf, (Erişim: 10.11.2014).

Erol A. (2012). Mükellef Hakkı Olarak Mücbir Sebepler ve Sonuçları, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı: 103, ss- 199-222.

Karakoç Y. (2012), Genel Vergi Hukuku, Ankara: Yetkin Yayınları.

Kızılot, Ş. Şenyüz, D. Taş, M. Dönmez, R. (2007). Vergi Hukuku, 2. Baskı, Ankara: Yaklaşım Yayıncılık.

Kültür ve Turizm Bakanlığı. (2014). Halk Kültürü. http://www.kultur.gov.tr/TR,24295/kultur.html, (Erişim: 10.11.2014).

Oğuz, M. Ö. (2005). Türkiye’de 2004 Yılında Yaşayan Geleneksel Meslekler. Gazi Üniversitesi Türk Halk Bilimi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayın No: 3, Ankara 2005, thbmer.gazi.edu.tr/posts/download?id=12328, (Erişim: 17.11.2014).

Öncel, M., Kumrulu, A., Çağan, N. (2007). Vergi Hukuku, 14. Bası, Ankara: Turhan Kitabevi.

Pehlivan, O. (2013). Kamu Maliyesi, Trabzon: Murathan Yayınevi.

Pehlivan, O. (2010). Vergi Hukuku, Trabzon: Derya Kitabevi.

Rakıcı, C. (2004). “Türk Gelir Vergisi Sisteminde Yer Alan Bazı Muafiyet, İstisna ve İndirimlerin Değerlendirilmesi”, Vergi Sorunları Dergisi, Sayı:190, 115-129.

Şenyüz, D., Gerçek, A., Yüce M., (2008). Türk Vergi Sistemi, Ankara : Yaklaşım Yayıncılık.

Türk Dil Kurumu, “Büyük Sözlük”, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS. 54649c0a0a57 a4.09849855, (Erişim 13.11.2014).

Türk Dil Kurumu Büyük Sözlük, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option= com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.54676e1dedef93.58303214, (Erişim: 14.11.2014).

Türk Dil Kurumu Büyük Sözlük, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option= com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.54676e904276d8.71402131, (Erişim: 14.11.2014).

Türk, İ. (2008). Kamu Maliyesi, 7. Bası, Ankara: Turhan Kitabevi

Uluatam, Ö. (2005). Kamu Maliyesi, 9. Baskı, Ankara: İmaj Yayınevi.

Yerlikaya, G. K. (2012). Türk Vergi Hukukunda Mücbir Sebep Halinin Dava Ve Temyiz Süresini Durdurup Durdurmayacağı Sorunu, Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.1. ss.43-56, http://yalova.edu.tr/Files/UserFiles/83/3_Yerlikaya.pdf, (Erişim: 17.11.2014).

b. Yasal Mevzuat

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, K.T. 04.01.1961/213, R.G. 10/01.1961 / 10703-10705.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası, K.T. 07.11.1982/2709, R.G. 20/10/1982 / 17844

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu, K.T. 07.06.2005/5362, R.G. 21.06.2005/25852.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, K.T. 13.01.2011/6102, R.G. 04.02.2011 / 27846.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, K.T. 31.05.2012 /6322, R.G. 15.06.2012 / 28324

6322 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, (URL: http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem24/yil01/ss258.pdf.) (Erişim: 11.02.2014)

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 31.10.2013 tarih, 38418978-120[9-13/9]-1152 sayı ve Oltu ve Lüle Taşı İşçiliği Faaliyetinin Esnaf Muaflığından yararlanıp Yararlanamayacağı Hakkındaki Özelge.

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 28.08.2013 tarih, 27575268-105[156-2013-198]-927 sayı ve Üfleme cam işleme faaliyetinin esnaf muaflığı kapsamında olup olmadığı ile depo olarak kullanılan ikametgah adresinin işyeri olarak kabul edilip edilmeyeceği hakkında özelge.

Balıkesir Vergi Dairesi Başkanlığı, 05.08.2013 tarih ve 46480499-120.01.03[9-2013/1434]-72 sayı ve Basit Usulde Mükellefin At Arabası ve Minyatür Ahşap Araba Yapması Nedeniyle Esnaf Muaflığından Faydalanıp Faydalanamayacağı Hakkındaki Özelge.

Danıştay Dördüncü Dava Dairesi 20.06.1996 tarihli Kararı, K.S. 1996/2698, E.S. 1995/6183.

Danıştay Yedinci Dava Dairesi 05.11.2001 tarihli Kararı, K.S. 2001 / 3406, E.S. 2000/7728.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 08.07.2014 tarih, 62030549-120[9-2013/766]-1832 sayı ve Çini boyama faaliyetinin esnaf muaflığı kapsamında bulunup bulunmadığı Hakkında Özelge.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Vergisi 283 Seri Numaralı Genel Tebliği, R.G. 27/07/2012/28366.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu 1 No.lu Kararı, R.G. 13.06.2007/26551

* Okutman, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Doktora Öğrencisi

1 Elif Acuner ve Serkan Acuner, “Türkiye’nin Yavaş Şehirlerine Devlet Desteği: Kaybolmaya Yüz Tutmuş Meslekleri Yürüten Vergiden Muaf Esnaf”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, S.126, Haziran 2014, s. 169; Özhan Uluatam, “Kamu Maliyesi”, İmaj Yayınevi, Ankara 2005, s. 283.

2 K.T. 31.12.1960/193, R.G. 06.01.1961/10700.

3 Türk Dil Kurumu, Büyük Sözlük,

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.54649c0a0a57a4.09849855, (13.11.2014).

4 Osman Pehlivan, “Kamu Maliyesi”, Murathan Yayınevi, Trabzon 2013, s.102.

5 K.T. 18/10/1982/ 2709, R.G. 9/11/1982 / Mükerrer 17863

6 Sübjektif (Şahsi) vergileme ilkesi, devletin vergi alacağını tespit etmesi sırasında vergi yükümlüsünün şahsi durumunu (evli-bekâr, çocuklu-çocuksuz, engelli-engelsiz) dikkate alarak vergilendirmeye gitmesi olarak tanımlanabilir. Bu hususları dikkate alan vergi türleri ise sübjektif (şahsi) vergiler grubunda yer alır. (İsmail Türk, “Kamu Maliyesi”, 7. Bası, Turhan Kitabevi Ankara 2008, s.160).

7 Elif Acuner ve Serkan Acuner, a.g.m., S.126, s. 170.

8 Cemil Rakıcı, “Türk Gelir Vergisi Sisteminde Yer Alan Bazı Muafiyet, İstisna ve İndirimlerin Değerlendirilmesi”, Vergi Sorunları Dergisi, S. 190, 2004, s.115.

9 Doğan Şenyüz, Adnan Gerçek ve Mehmet Yüce, “Türk Vergi Sistemi”, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara 2008, s. 75.

10 K.T. 13.01.2011/6102, R.G. 14.02.2011/27846.

11 Esnaf

MADDE 15- (1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır.

12 Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu, K.T. 07.06.2005/5362, R.G. 21.06.2005/25852.

13 13.06.2007 tarih ve 26551 sayılı Resmi Gazetede yayınlan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu 1 no.lu Kararı uyarınca esnaf ve sanatkarların faaliyet gösterdiği alanlar 19 alt başlıkta ve 491 faaliyet alanından ibaret olduğu tespit edilmiştir.

14 “Vergiden Muaf Esnaf”; Madde 9: Ticaret ve sanat erbabından aşağıda yazılı şekil ve suretle çalışanlar gelir vergisinden muaftır. 1.Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir işyeri açmaksızın perakende ticaret ile iştigal edenler, 2.Bir işyeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, kundura boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamaşır yıkayıcısı ve hammallar gibi küçük sanat erbabı, 3. Köylerde gezici olarak her türlü sanat işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri bir işyeri açmak suretiyle yapanlardan 47 nci maddede yazılı şartları haiz bulunanlar, 4. Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilatoya (50 rüsum tonilato dahil) kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtaları işletenler; hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar, 5.Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler, 6.Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak şartıyla; oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri işyeri açmaksızın satanlar. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel değildir. 7. Ticari işletmelere ait atıkları mutat olarak veya belli aralıklarla satın alanlar hariç olmak üzere, bir işyeri açmaksızın kendi nam ve hesabına münhasıran kapı kapı dolaşmak suretiyle her türlü hurda maddeyi toplayarak veya satın alarak bu malların ticaretini yapanlara veya tekrar işleyenlere satanlar; 8. Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar. 9. Yukarıdaki bentlerde sözü edilen işlere benzerlik gösterdikleri Maliye Bakanlığınca kabul edilen ticaret ve sanat işleri ile iştigal edenler.

Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usûlde Gelir Vergisine tâbi olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar.

Esnaf muaflığı şartlarını topluca taşıyanlar bu muaflıktan yararlanabilmek için ilgili esnaf odasına kayıt olmak ve durumlarını tevsik etmek suretiyle belediyeden “Esnaf Muaflığı Belgesi” almak zorundadırlar.

Esnaf muaflığından faydalananlar faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları belgeleri saklamak zorundadırlar. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yoklamaya yetkililer veya yoklamaya yetkililerle birlikte belediye zabıtalarınca müştereken yapılan denetimlerde, vergiden muaf esnafın bir takvim yılı içinde bir defa mal alış ve giderlerine ilişkin belgeleri yanında bulundurmadığının veya bulundurduğu belgenin satışını yaptığı mal ve hizmetle ilişkisinin olmadığının tespiti halinde, “Esnaf Muaflığı Belgesi” iptal edilir. Belgesi iptal edilenlerden muaflık şartlarını taşıyanlar, aynı faaliyete devam etmek istemeleri halinde yeniden belge almak zorundadırlar.

15 K.T. 04.01.1961/213, R.G. 10/01.1961 / 10703-10705

16 Elif Acuner, Serkan Acuner, a.g.m., s. 170.

17 Mualla Öncel, Ahmet Kumrulu, Nami Çağan, “Vergi Hukuku”, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2007, s.281.

18 Basit usule tabi olmanın genel şartları; Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak, İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde yıllık kira bedeli toplamı 20015 yılı için geçerli olmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde 6.000 TL’yi, diğer yerlerde 4.000 TL’yi aşmamak, Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olmamak.

19 Yusuf Karakoç, “Genel Vergi Hukuku”, Yetkin Yayınları, Ankara 2012, s. 359.

20 283 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, R.G. 28366/27.07.2012.

21 283 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, R.G. 28366/27.07.2012.

22 Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 31.10.2013 tarih, 38418978-120[9-13/9]-1152 sayı ve Oltu ve Lüle Taşı İşçiliği Faaliyetinin Esnaf Muaflığından yararlanıp Yararlanamayacağı Hakkındaki Özelge; Balıkesir Vergi Dairesi Başkanlığı, 05.08.2013 tarih ve 46480499-120.01.03[9-2013/1434]-72 sayı ve Basit Usulde Mükellefin At Arabası ve Minyatür Ahşap Araba Yapması Nedeniyle Esnaf Muaflığından Faydalanıp Faydalanamayacağı Hakkındaki Özelge; İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 08.07.2014 tarih, 62030549-120[9-2013/766]-1832 sayı ve Çini boyama faaliyetinin esnaf muaflığı kapsamında bulunup bulunmadığı Hakkında Özelge.

23 283 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, R.G. 28366/27.07.2012.

24 Balıkesir Vergi Dairesi Başkanlığı, 05.08.2013 tarih ve 46480499-120.01.03[9-2013/1434]-72 sayı ve Basit Usulde Mükellefin At Arabası ve Minyatür Ahşap Araba Yapması Nedeniyle Esnaf Muaflığından Faydalanıp Faydalanamayacağı Hakkındaki Özelge.

25 Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 31.10.2013 tarih, 38418978-120[9-13/9]-1152 sayı ve Oltu ve Lüle Taşı İşçiliği Faaliyetinin Esnaf Muaflığından yararlanıp Yararlanamayacağı Hakkındaki Özelge. .

26 Ali Rıza Akbulut, Hacivat-Karagöz Vergisi, Eko Haber, http://www.ekohaber.com.tr/ali-riza-akbulut-ekohaber-5-haberid-21733.html, (10.11.2014)

27 Bu özelgelerden bir diğeri: Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 28.08.2013 tarih, 27575268-105[156-2013-198]-927 sayı ve Üfleme cam işleme faaliyetinin esnaf muaflığı kapsamında olup olmadığı ile depo olarak kullanılan ikametgah adresinin işyeri olarak kabul edilip edilmeyeceği hakkında özelge.

28 Türk Dil Kurumu Büyük Sözlük, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.54676e904276d8.71402131, ( 14.11.2014).

29 Türk Dil Kurumu Büyük Sözlük, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.54676e1dedef93.58303214, ( 14.11.2014).

30 Bayram Akdoğan, “Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri ve Ahlak”, s.213, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/756/9661.pdf, (E.T. 15.11.2014).

31 Kültür ve Turizm Bakanlığı, «Halk Kültürü», http://www.kultur.gov.tr/TR,24295/kultur.html, (10.11.2014).

32 1- Geleneksel el sanatları:

1-a) İşleme; 1-b) Hammaddesi Hayvansal Deri Vb. Olan Geleneksel El Sanatları: Yemencilik, Çarık, Saraçlık, Ciltçilik, Gölge Oyun; 1-c) Hammaddesi Ağaç- Ahşap Olan Geleneksel El Sanatları: Baston Asa, Müzik Aletleri Yapımı, Semercilik, Kaşıkçılık, Tarım ve Mutfak Araçları Yapımı; 1-d) Hammaddesi Taş Olan Geleneksel Sanatları: Mermer İşçiliği, Süs Taşları İşçiliği, Lüle Taşı İşçiliği ve Oltu Taşı İşçiliği; 1-e) Hammaddesi Toprak Olan Geleneksel Sanatları: Seramik, Çini, Çömlekçilik: 1-f) Hammaddesi Metal Olan Geleneksel Sanatları: Demircilik, Bakırcılık, Altın-Gümüş İşleri, Telkari, Bıçakçılık.

2- Geleneksel Türk Tiyatrosu: Karagöz, Meddah, Kukla, Orta Oyunu, Hokkabazlık ve Köy Seyirlik Oyunları.

33 Örnek Sınıflandırma İçin Bakınız: Haydar Çoruh, Ahmet Çaparlar, Yaşayan El Sanatları ve Sanatkârıyla Hatay, Hatay Valiliği Yayın No:17, Hatay 2012, http://www.hatay.gov.tr/images/Rapor/El%20Sanatlar%C4%B1%20Kitab%C4%B1.pdf, (10.11.2014).

34 Geniş bilgi için bkz: M. Öcal Oğuz vd., “Türkiye’de 2004 Yılında Yaşayan Geleneksel Meslekler”, Gazi Üniversitesi Türk Halk Bilimi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayın No: 3, Ankara 2005, thbmer.gazi.edu.tr/posts/download?id=12328, (17.11.2014).

35 6322 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, (URL: http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem24/yil01/ss258.pdf.) (11.11.2014)

36 Osman Pehlivan, “Vergi Hukuku”, Celepler Matbaacılık, Trabzon 2014, s. 44.

37 Mücbir sebepler: Madde 13 – Mücbir sebepler:

1. Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;

2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;

3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;

4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısiyle defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması; gibi hallerdir.

38 Şükrü Kızılot, Doğan Şenyüz, Metin Taş ve Recai Dönmez, “Vergi Hukuku”, Yaklaşım Yayıncılık, 2. Baskı, Mart 2007, s.180.

39 Ahmet Erol,”Mükellef Hakkı Olarak Mücbir Sebepler ve Sonuçları”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 103, 2012, s. 201.

40 Gökhan Kürşat Yerlikaya, « Türk Vergi Hukukunda Mücbir Sebep Halinin Dava Ve

Temyiz Süresini Durdurup Durdurmayacağı Sorunu”, Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.1. 2012, s.50. http://yalova.edu.tr/Files/UserFiles/83/3_Yerlikaya.pdf, (17.11.2014).

41 Şükrü Kızılot ve Diğerleri, a.g.e., s.180.

42 Yusuf Karakoç, a.g.e., s. 546, Danıştay Yedinci Dava Dairesi, 05.11.2001 tarihli Kararı, K.S. 2001 / 3406, E.2000/7728.

43 Danıştay Dördüncü Dava Dairesi 20.06.1996 tarihli Kararı, K.S. 1996/2698, E.S. 1995/6183.

44 Mualla ÖNCEL, Ahmet KUMRULU, Nami ÇAĞAN, “Vergi Hukuku”, Turhan Kitabevi, Ankara, 2008, s. 118.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81