Ara
  • Olga Ateş

KDV İadesinde ‘Yüklenilen KDV Hesabına Dâhil Edilebilecek Giderler’ Üzerine Bir İnceleme

Fırat Demir

Vergi Dünyası Dergisi

ÖZET

3065 sayılı KDV Kanunu kapsamında istisnaya tabi işlemlerde KDV iadesinin hesaplanması için işlemin bünyesine giren KDV, sırasıyla iadeye konu teslim ve hizmetler için yapılan ve bu teslim ve hizmetlerin ana girdisini oluşturan alış ve giderler ile genel imal ve genel idare giderler için ödenen tutarların KDV’sinden oluşur. Bu giderlerin hem istisnaya tabi işlemler için yapılması hem de istisnaya tabi olmayan işlemler için yapılması durumunda istisnaya tabi mallar için yapılan giderler pay verilerek yüklenilmeli ve böylece ortaya çıkabilecek haksız iadenin önüne geçilebilmelidir.

Anahtar Kelimeler: İstisna, ATİK, Genel Gider, Yüklenilen KDV

1) GİRİŞ

Son dönemlerde KDV mevzuatımızdaki yenilikler ve değişiklikler çerçevesinde KDV iadesi müessesesi daha da önemle üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir. KDV iadesinin temelinde ‘işlemin bünyesine giren ve istisnaya tabi işlemlerde mükelleflerin indiremedikleri yüklenilen KDV’yi iade almak’ olgusunun varlığının önemli olmasının yanında yüklenilen KDV’nin hesabının doğru yapılıp yapılmaması ve bu hesaba ne tür giderlerin eklenip eklenmeyeceği diğer önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu yazımızda istisnaya tabi işlemlerden doğan KDV iadesinde işlemin bünyesine giren KDV’nin diğer bir değişle yüklenilen KDV’nin hesaplanmasında ne tür harcamalar için mükelleflerce ödenen KDV’nin bu hesaba katılacağı hususu ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışılacaktır.

2) GENEL OLARAK KDV İADESİ

Mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetlerde ödediği KDV’yi indirilebilirler. İndirim yolu ile giderilemeyen yüklenilen KDV (istisnaya tabi işlemler dolayısıyla yüklenilen KDV) mükelleflere nakden veya mahsuben iade edilir. KDV iadesini doğuran teslim ve hizmetler ancak şu durumlarda yapılırsa mükellefler için iade hakkı doğurabilir;

a- Tam istisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetlerden doğan KDV’nin varlığı durumunda

b- Kısmi tevkifattan kaynaklanan ve yüklenilen KDV’nin olması durumunda

c- İndirimli orandan kaynaklı yüklenilen KDV’nin olması,

durumunda mükellefler indirim yolu ile gideremedikleri KDV’yi nakden veya mahsuben iade alabilirler.

İstisna edilmiş işlemlerde KDV iadesi 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 32’inci maddesinde açıklanmıştır. Anılan madde ile; ‘Kanun’un 11, 13, 14, 15’inci maddeleri ile 17’inci maddenin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi, mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma değer vergisinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen katma değer vergisi Maliye Bakanlığı’nca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunacağı’ hüküm altına alınmıştır.

Kısmi tevkifattan kaynaklanan teslim ve hizmetlerden dolayı yüklenilen fakat indirim yolu ile giderilemeyen KDV’nin iadesi KDV Kanunu’nda açıkça düzenlenmemiş olup Tebliğlerle kısmi tevkifattan doğan iadeler açıklanmaya çalışılmıştır. KDV Kanunu’nun 29’uncu maddesinin son fıkrasında, Maliye Bakanlığı’na vergi indirimi uygulamasında doğabilecek aksaklıkları, vergi mükerrerliğine ve vergi muafiyetine meydan vermeyecek şekilde, KDV Kanunu’nun ana ilkelerine uygun olarak gidermeye ve indirimle ilgili usul ve esasları düzenlenmeye yetkilidir denmiş olduğunu görmekteyiz. İlgili maddeden yetki alan Maliye Bakanlığı kısmi tevkifattan doğan KDV iadesini Tebliğlerle düzenlemiştir.

KDV Kanunu’nun ‘Oran’ başlıklı 28’inci maddesinde Katma değer vergisi oranının vergiye tabi her bir işlem için %10 olduğu, Bakanlar Kurulunun bu oranı dört katına kadar arttırmaya ve %1’e kadar indirmeye yetkili olduğu açıklanmıştır. Takip eden ‘Vergi indirimi’ başlıklı 29’uncu maddesinin (2)’inci fıkrasında indirimli orandan doğan KDV iadesine değinilmiştir. Buna göre, bir vergilendirme döneminde indirilecek KDV toplamı, mükelleflerin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan KDV toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez.

Şu kadar ki, 28’inci madde uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirilemeyen ve tutarı Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sınırı aşan vergi, bu mükelleflerin vergi ve SGK prim borçları genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin %51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir. Yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergi izleyen yıl içinde talep edilmesi şartıyla nakden veya mükellefin yukarıda sayılan borçlarına mahsuben iade edilir.

3) KDV İADESİNE KONU YÜKLENİLEN KDV’NİN HESAPLANMASI

KDV iadesi için önem arz eden hususların başında yüklenilen KDV konusu gelmektedir. Çünkü mükelleflerce talep edilen KDV iadesi, indirim yolu ile giderilemeyen fakat yüklenilen KDV’dir. Bu sebepledir ki yüklenilen KDV’nin nelerden oluşacağı ve nasıl hesaplanacağı hem mükellefler için hem de vergi idaresi için son derece önemlidir. Zira mükellefler iade hakkı doğuran işlemin bünyesine giren yüklendiği KDV’yi talep etmeye vergi idaresi ise haksız iadeye konu olabilecek fazladan yüklenilen KDV’yi iade etmemeye odaklanmaktadır.

İşlemin bünyesine giren KDV, teslim işlemlerinde malın üretimi, iktisabı, muhafazası ve teslimi; hizmet işlemlerinde ise ifa edilen hizmetin meydana getirilmesi ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi bulunan harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV’den oluşur. Bu vergilerin, iade hakkı doğuran işlemlerin gerçekleştiği dönemlerde ortaya çıkmış olması şart değildir. İade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği dönemden önce yukarıda belirtilen alımlar-giderler nedeniyle ödenen/borçlanılan vergiler de bu tutara dâhil edilecektir.

Öte yandan KDV iadesine konu yüklenilen KDV’nin hesaplanmasına 01.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren KDV Genel Uygulama Tebliği’nin ‘KDV İADESİNDE ORTAK HUSUSLAR’ başlıklı IV/A-1. bölümünde değinilmiştir. Tebliğ’in anılan bölümünde KDV Kanunu’n da ve KDV GUT’ta aksi belirtilmedikçe iadesi gereken KDV’nin hesabında, iade hakkı doğuran işlemlerin bünyesine giren ve indirilemeyen KDV tutarlarının dikkate alınacağı belirtilmiş olup devamında şu açıklamalara yer verilmiştir:

İşlemin bünyesine giren KDV, teslim işlemlerinde malın üretimi, iktisabı, muhafazası ve teslimi; hizmet işlemlerinde ise ifa edilen hizmetin meydana getirilmesi ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili bulunan harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV’den oluşur. KDV’nin, iade hakkı doğuran işlemlerin gerçekleştiği dönemde ortaya çıkmış olması şart değildir. İade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği dönemden önce yukarıda belirtilen alımlar-giderler nedeniyle ödenen/borçlanılan KDV’de bu tutara dahildir.

İade hakkı doğuran işlemler için yüklenilen KDV, öncelikle indirim konusu yapılır. İndirimle giderilemeyen bir miktarın kalması halinde, kalan tutar iade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği dönemde iade edilecek KDV olarak dikkate alınabilir.

Bir vergilendirme döneminde iade konusu yapılabilir KDV ( azami iade edilebilir vergi), kural olarak o dönemdeki iade hakkı doğuran işlemlere ait bedelin (%18)’i (genel KDV oranı) olarak hesaplanan miktardan fazla olamaz. Ancak, doğrudan yüklenimler nedeniyle bu tutardan fazla iade talebinde bulunulması halinde, aşan kısmın iadesi münhasıran vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir.

İadesi talep edilen yüklenilen KDV tutarı iade talep edilen dönemde indirilecek ve devreden KDV tutarları içerisinden çıkarılır ve sonraki aya devreden KDV tutarının içerisinde yer almaz. Mükellefin iadeye ilişkin düzeltme fişi düzenlenene kadar tercih değişikliğiyle söz konusu KDV’yi indirim yoluyla telafi etme talebinde bulunması mümkündür. bu durumda iade talebi mükellefin yazılı dilekçesi üzerine iptal edilir ve bu dönem beyannamesinde yüklenilen KDV tekrar indirilecek KDV hesabına dahil edilir.

Tebliğde geçen bu ifadelerden sonra yüklenilen KDV hesabına ayrıntılı bakmak konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

3.1. İade Hakkı Doğuran İşlemin Doğrudan Girdisini Oluşturan Mal ve Hizmetler

İadeye ilişkin yüklenilen KDV’nin hesabında dikkate alınacak giderler şöyledir;

-iadeye konu teslim ve hizmetler için yapılan ve bu teslim ve hizmetlerin ana girdisini oluşturan alış ve giderler,

- genel imal ve genel idare giderleri,

-Ayrıca iadeye konu işlemin gerçekleşmesi için varsa amortismana tabi iktisadi kıymetler(ATİK)’in alımı için ödenen KDV de yüklenilen KDV hesabına dahil edilebilir.

Yüklenilen KDV’nin hesaplanmasında ilk olarak dikkate alınabilecek olan iadeye konu işlem için ödenen doğrudan girdilerin diğer bir ifade ile hammaddenin KDV’sidir. Çünkü doğrudan girdi direkt iadeye konu işlemin varlığı için en önemli unsur olup bu girdiler için ödenen KDV’nin tamamı eksiksiz yüklenilebilir.

Örnek 1: Gömlek üretip, ürettiği gömleklerin tamamını yurt dışına ihraç eden bir firmanın temel girdisi olan pamuk için ödenmiş olunan KDV’nin tamamı iade hesabında rahatlıkla dikkate alınabilir. Bunun yanında hem yurt içine hem de yurt dışına satışları olan bir gömlek imalatçısının sadece yurt dışı satışlarına isabet eden pamuk için ödenen KDV iade hesabına alınabilirken yurt içi piyasalara satılan gömlekler için Yüklenilen KDV iade hesabına dâhil edilemez.

3.2. Yüklenilen Genel İmal ve Genel İdare Giderlerinin KDV’si

İadeye konu işlemler için yapılan genel imal ve genel idare giderleri de iade hesabında yüklenilen KDV olarak dikkate alınabilir. Konu ile ilgili KDV Genel Uygulama Tebliği’nin IV/A-1.2 bölümünde örnekler verilmiştir. Buna göre, telefon, kırtasiye, posta, ulaşım, konaklama, akaryakıt, elektrik, su, büro malzemeleri, muhasebe, reklam, temizlik malzemeleri, kira vb. genel imal ve genel idare giderlerinden iade hakkı doğuran işleme isabet eden kısım yüklenilen KDV hesabına dâhil edilebilir.

Öte yandan genel imal ve genel idare giderleri için vergi idaresi tarafından verilen birçok özelgenin olduğunu görmekteyiz. Bunlardan bir tanesi de İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 30/12/2011 tarihli ve B.07.G.İ.B.4.35.17.01-35-02-779 sayılı özelgesidir. İlgili özelgede yer alan ifadeler aynen şöyledir:

… Öte yandan, 24 Seri Numaralı KDV Genel Teliği’nin (E) bölümünde, faaliyetleri kısmen veya tamamen ‘iade hakkı doğuran işlem’lerden oluşan mükelleflerin iade kapsamına, mal ve hizmet alışların yanında genel giderler ve amortismana tabi iktisadi kıymetler (ATİK) için ödenen vergilerinde dahil olduğu, ancak bir vergilendirme döneminde iade edilecek verginin, o dönemdeki iade hakkı doğuran işlemlere ait bedelin genel vergi oranı (%18) ile çarpılması sonucu bulunacak miktardan fazla olamayacağı belirtilmiştir.

Bu itibarla; ihracatta genel yönetim giderleri ve ATİK’lere ait yüklenilen KDV’ler ile ihracatın gerçekleşmesinden önce yapılan ve iadeye hak kazandırıcı işlemin bünyesine giren, ancak ihracat tarihinden daha sonraki bir tarihte fatura edilen giderlere ait yüklenilen KDV’ler fiili ihracatın yapıldığı vergilendirme döneminde ve kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla iadeye konu edilebilecektir.

Genel imal ve genel idare giderleri iadeye konu mal veya hizmetin temel girdisini oluşturmadığından uygulamada yüklenim açısından sorunlar çıkabilmekte ve fazla yüklenimden doğan haksız iadeler nakden veya mahsuben alınabilmektedir.

Örnek 2: Bir mükellefin hem tam istisna kapsamında bir mal satışı hem de istisnaya tabi olmayan bir mal satışı olsun. Burada her iki malda birbirinin benzeri varsayımı altında, aylık istisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler KDV matrahının %70’ni oluşturmakta istisnaya tabi olmayan malların satışı da KDV matrahının %30’unu oluşturuyor olsun. Aylık temizlik gideri 1.000 TL olan mükellef bu temizlik gideri için 700 TL’nin KDV’si olan 126 TL’yi iade hesabında dikkate alabilecekken 300 TL’nin KDV’si olan 54 TL’yi iade hesabına dâhil edemeyecektir. Diğer bir deyişle mükellef 1.000 TL’lik temizlik giderinin (diğer iade şartlarının oluşması dâhilinde) 126 TL’sini iade alma hakkına sahiptir.

Örnekten de görüldüğü üzere genel imal ve genel idare giderlerinin yüklenimlerinde önemli olan istisnaya konu KDV matrahı ile istisnaya konu olmayan KDV matrahının oranlamasının doğru yapılması ve çıkan orana göre KDV yükleniminin sağlanmasıdır. Aksi bir durumda oranlama yanlış yapılır ise mükellefler duruma göre hak ettiğinden daha az yüklenim sonucu daha az iade alabilir ya da yüklenimlerini olduğundan fazla hesaplayarak haksız iade alabilir. Dolayısıyla yanlış oranlama sebebiyle her iki durumun da kesinlikle bir taraf için olumsuzluk teşkil edeceği görülmektedir.

Örnek 3: Mükellef imalatçı A A.Ş.’nin ürettiği tüm kumaşlarını ihraç kayıtlı olarak ihracatçı B A.Ş.’ye sattığını ihracatçı B’nin de satışların yapıldığı ayı takip eden 3 ay içinde satışa konu malları ihraç ettiğini varsayalım. İmalatçı A. A.Ş. ürettiği kumaşlar için üretilen ayda 2.000 TL işyeri kirası, 500 TL muhasebeci ücreti, 100 TL kırtasiye gideri, elektrik-su-telefon için 300 TL ve ticari aracı içinde 400 TL lik akaryakıt ödemesinde bulunsun. Bu durumda tüm giderler için %18’lik KDV oranı varsayımıyla ((2.000+500+100+300+400)*%18=594,00) ödenen 594 TL’nin tamamı iade hesabında dikkate alınabilir ve bu tutar mükellefe nakden ve mahsuben iade edilebilir.

4) AMORTİSMANA TABİ İKTİSADİ KIYMETLERİN (ATİK) KDV İADESİ HESABINA DÂHİL EDİLMESİ

Yukarıda yer alan bölümlerde de ayrıntılı değinildiği üzere bir işlem için ödenen KDV’nin iade alınabilmesi için iade hakkı doğuran işlemle doğrudan veya dolaylı bağlantısının olması gerekir. Aksi halde bir teslim veya hizmet için ödenen KDV iade hesabına dâhil edilemez. KDV iadesi hesabına dâhil edilen bir kısım harcamalar iadeye konu işlemi direkt ilgilendirdiği gibi bir kısım harcamalarda dolaylı olarak ilgilendirebilir.

ATİK’ler nedeniyle yüklenilen KDV’den iade hesabına pay verilebilmesi için ilgili ATİK’in iadeye konu işlemin üretiminde/imalinde veya iadeye konu işlemin elde edilip satışa konu olana kadar bir başka safhasında kullanılması gerekir. ATİK sadece iadeye konu işlemde kullanılabileceği gibi iadeye konu olmayan başka bir işlemde de kullanılabilir. Bu durumda ATİK’in alımı nedeniyle yüklenilen KDV’den iade hesabına pay verilerek iadeye konu KDV hesaplanır.

ATİK’lerin bizzat mükellef tarafından imal ve inşa edilmesi halinde ise imal ve inşa sırasında yüklenilen KDV’den, ATİK’lerin aktife alınıp iade hakkı doğuran işlemlerde fiilen kullanılmaya başlandığı dönemden itibaren iade hesabına pay verilebilir. ATİK dolayısıyla yüklenilen KDV’den iade hesabına pay verilmediği durumda, bir vergilendirme döneminde iade konusu yapılabilir KDV (azami iade edilebilir vergi), kural olarak o dönemdeki iade hakkı doğuran işlemlere ait bedelin (%18)’i (genel KDV oranı) olarak hesaplanan tutardan fazla olamaz. Eğer ATİK alımı nedeniyle ödenen KDV’den iade hesabına pay verilmez ise veya pay verildiği halde hala ATİK nedeniyle yüklenilen KDV’nin olması durumunda iade hesabına dâhil edilmeyen ATİK nedeniyle yüklenilen KDV bir sonraki döneme devreder. Bu devreden ATİK KDV’si sonraki dönemlerdeki iade hesabına eklenebilir.

Örnek 4: Tekstil ürünleri imal eden ve imal ettiği ürünleri yurt dışına ihraç eden K firmasının ocak ayında yurt içi piyasalara sattığı maldan elde ettiği tutar 100.000 TL, yurt dışına ihraç ettiği maldan elde ettiği tutar 200.000 TL olsun. ( Bu durumda K A.Ş.’nin azami alacağı iade tutarı, tam istisna kapsamında yani KDV K. 11/1-a maddesi kapsamında elde ettiği 200.000 TL’nin KDV’si olan 36.000 TL’dir.) K firması ocak ayında sadece yurt dışına ihraç edilen tekstil ürünleri işinde kullanılmak üzere yeni bir ütü makinesini(ATİK) 10.000 TL’ye almış olsun. Bu makine içinde 1.800 TL yüklenildiği varsayımı altında mükellef K firması 200.000 TL elde ettiği tekstil ürünleri içinde 35.000 TL KDV yüklenmiş olsun. Bu durumda K firmasının yüklenilen KDV hesabına dahil edebileceği ATİK alımı nedeniyle yüklendiği KDV 36.000-35.000=1.000 TL’dir. ATİK alımı nedeniyle yüklenilen ve geriye kalan 1.800-1.000=800 TL KDV sonraki dönemlerde iade hesabına dahil edilebilir.

Örnek 5: Münhasıran %18 oranında emtia satan (A) A.Ş.’nin Ocak/2014 ayı faaliyetleri aşağıdaki gibi olup ATİK nedeniyle yüklenilen KDV’nin hesabını bulalım.

Emtia Satışları 100.000 TL

Hesaplanması Gereken KDV 18.000 TL

ATİK Dışında KDV İndirimi 10.000 TL

ATİK İçin Yüklenilen KDV 30.000 TL

ATİK İçin İndirilecek KDV(18.000-10.000=) 8.000 TL

Devreden KDV (30.000-8.000) 22.000 TL

Bu işlemler izleyen dönemlerde de aynen tekrarlanacaktır.

5) İHRAÇ KAYITLI MAL TESLİM ALAN İHRACATÇININ ALABİLECEĞİ KDV’NİN HESABI

Bilindiği üzere KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi ile aynı Kanun’un geçici 17’inci maddesi kapsamında yapılan teslimlerde ihracatçı firma imalatçı firmaya KDV ödemediği için ihracatçı firmanın genel hükümler kapsamında bu teslimlerden dolayı KDV iadesi alması söz konusu değildir. Bunun yanında ihraç kayıtlı mal teslim alan ihracatçının KDV iadesi alabileceği özel duruma KDV Genel Uygulama Tebliği’nin IV/A-1.3 bölümünün son paragrafında değinilmiştir.

Buna göre Tebliğin anılan bölümünde; 3065 sayılı KDV Kanunu’n 11/1-c maddesi ile geçici 17’inci maddeleri kapsamında ihraç kaydıyla mal alan ihracatçının ödemediği KDV’yi iade olarak talep etmesi mümkün olmayıp, varsa genel giderler ve ATİK’ler nedeniyle iade talep etmesi mümkündür. Bu durumda ihracatçının genel giderler ve ATİK nedeniyle yüklendiği KDV için iade talebinde bulunabileceği KDV tutarı, ihracat bedeline genel vergi oranı uygulaması sonucu bulunan tutar ile ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan KDV arasındaki farkı aşamaz hükmü yer almaktadır.

Dolayısıyla ihraç kaydıyla teslim aldığı malları yurt dışına ihraç eden mükelleflerin de ayrıca iade alabileceği istisnai bir durumun varlığından bahsedebiliriz. Bu istisnai durumunda varlığından bahsedebilmemiz için ihracatçının sadece (ve varsa) ihraç edilen mallar için yüklenilen genel giderleri ve ATİK alımında yüklenilen KDV’sinin olması gerekmektedir.

6) YMM KDV İADESİ TASDİK RAPORU HAZIRLANMASI HİZMETİNE AİT KDV

Yeminli mali müşavirlerce düzenlenen KDV iadesi tasdik raporu için mükelleflerin yüklendiği KDV’nin iade hesabında dikkate alınması ile ilgili açıklamalara KDV GUT’un IV/A-1.4. bölümünde yer verilmiştir. Gerçekten de istisnai durumlardan kaynaklanan KDV iadesinin alınabilmesi için düzenlenen KDV iadesi tasdik raporları için mükellefler tarafından ödedikleri tutarlar nedeniyle yüklendikleri KDV’yi iade hesabında tümüyle dikkate almış olmaları olağan bir durum arz etmektedir.

Öte yandan istisnai durumdan kaynaklanan bir KDV iadesi olmasa hiçbir mükellef YMM KDV iade tasdik raporu ücreti ödemek durumunda kalmayacaktı. Dolayısıyla tamamen KDV iadesine yönelik olarak YMM KDV iade tasdik raporu sebebiyle yüklenilen KDV’ler mükelleflerce indirim hesaplarına dâhil edildiği vergilendirme döneminde veya daha sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin iade hesabında dikkate alınır.

7) KISMI İSTİSNA KAPSAMINDAKİ İŞLEMLERDE KULLANILAN ATİK’LER DOLAYISIYLA YÜKLENİLEN KDV İADE HESABINA DÂHİL EDİLEBİLİR Mİ?

KDV Kanunu’nun 32’inci maddesinde tam istisna kapsamındaki teslim ve hizmetlerden dolayı yüklenilen KDV’nin indirilemediği durumlarda mükelleflere iadesi düzenlenmiştir. Buna karşın Kanun’un 30/a maddesince kısmi istisna kapsamındaki teslim ve hizmetlerden dolayı yüklenilen KDV’nin indirimine izin verilmemiş böylece kısmi istisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler için alınan ATİK’ler dolayısıyla yüklenilen KDV’nin de iade hesabına dâhil edilmesine imkân tanınmamıştır.

8) SONUÇ

Yazımızın yukarıda yer alan bölümlerinde İstisnaya tabi işlemlerde işlemin bünyesine giren KDV’nin hesabının nasıl yapılacağı ve bu hesaba ne tür giderlerin KDV’sinin ekleneceği hususu açıklanmaya çalışılmıştır. Bu açıklamalar ışığında mükelleflerin yüklenilen KDV hesabında öncelikle, iadeye konu teslim ve hizmetler için yapılan ve bu teslim ve hizmetlerin ana girdisini oluşturan alış ve giderler için ödenen KDV’yi, sonrasında varsa genel inşa ve genel imal giderleri için ödenen KDV’yi ve (yine varsa) istisna kapsamında yapılan işlem için alınan ve bu işlem için kullanılan ATİK alımı dolayısıyla ödenen KDV’yi dikkate almaları gerekmektedir.

Öte yandan bir vergilendirme döneminde iade konusu yapılabilir KDV ( azami iade edilebilir vergi), kural olarak o dönemdeki iade hakkı doğuran işlemlere ait bedelin (%18)’i (genel KDV oranı) olarak hesaplanan miktardan fazla olamayacağına göre yukarıda belirtilen giderlerin yükleniminde de yüklenme üst sınırı mükelleflerce iyi hesaplanmalıdır.

KAYNAKÇA

1) 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

2) KDV Genel Uygulama Tebliği

3) İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 30/12/2011 tarihli ve B.07.G.İ.B.4.35.17.01-35-02-779 sayılı özelgesi.

4) UZUNOĞLU Nihat, Katma Değer Vergisi Kanunu Yorum ve Açıklamaları 1. Cilt, İstanbul-Ocak 2014.

5) DEĞER, Nuri, Açıklamalı ve Uygulamalı Katma Değer Vergisi Kanunu, Yaklaşım Yayıncılık, 5. Baskı, Ankara

9,324 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81