Ara
  • Olga Ateş

Menkul Kıymetlerin Değerlenmesi Ve Türev Ürünlerin Özel Durumu

VOLKAN ÇELİK*

Vergi Sorunları Dergisi

ÖZ

Şirketlerin aktiflerinde yer alan menkul kıymetlerin değerlemesi vergi matrahının hesaplanmasında önem arz etmektedir. Bu nedenle vergi kanunlarında tanımı yer almasa da menkul kıymetlerin nasıl değerleneceği Vergi Usul Kanunu’nda yer almıştır.

Menkul kıymetlerin alış bedeli, borsa rayici ya da kıst getiri ile değerlenmesi benimsenmiştir. Türev ürünler ise menkul kıymet tanımı içinde herhangi bir düzenlemede yer almadığından Vergi Usul Kanunu’nun 289’uncu maddesi esas alınarak değerlenmesi gereken unsurlardır.

GİRİŞ

Şirketlerin faaliyetleri mal ve hizmetler ile nakit döngüsüne dayanır. Şirketler günlük faaliyetleri çerçevesinde elde ettikleri nakit/likit varlıkları gelir getirici finansman yatırımlarında değerlendirmektedir. Bunlardan biri de menkul kıymet edinimidir.

Gelir İdarelerince vergi matrahının hesaplanması, ödenecek vergilerin doğru tespiti, vergi uygulamalarının temel sorunsalıdır. Gelir idaresi matrahın hesaplanması için iktisadi işletmelere dahil kıymetlerin nasıl değerleneceğine ilişkin düzenlemeleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vasıtasıyla yapmıştır.

Vergi kanunlarımızda tanımına yer verilmeyen Menkul Kıymetlerin değerlemesine ilişkin hükümler 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 279. Maddesinde yer almaktadır. Söz konusu madde hükmüne göre; “Hisse senetleri ile fon portföyünün en az yüzde 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır. Ancak, borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir.”

Menkul kıymet tanımı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3’üncü maddesinde yer almaktadır. Buna göre menkul kıymetler; para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere; paylar, pay benzeri diğer kıymetler ile söz konusu paylara ilişkin depo sertifikalarını, borçlanma araçları veya menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları ile söz konusu kıymetlere ilişkin depo sertifikalarını ifade etmektedir.

Yine, 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde ise menkul kıymetler, faiz ve kar payı sağlamak veya fiyat değişmelerinden yararlanarak karlar elde etmek amacıyla geçici bir süre elde tutulmak üzere alınan hisse senedi, tahvil, hazine bonosu, yatırım fonu katılma belgesi, kar-zarar ortaklığı belgesi, gelir ortaklığı senedi gibi kıymetler olarak tanımlanmıştır.

Her iki tanımı birlikte değerlendirirsek hisse senedi ve geçici ilmühaberleri, devlet ve özel sektör tahvilleri, hazine bonoları, yatırım fonu katılma belgeleri, gelir ortaklığı senetleri, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerinin tahvil ve bonoları, finansman bonoları, banka bonoları ve banka garantili bonolar, varlığa dayalı menkul kıymetler, gayrimenkul sertifikaları ve kar-zarar ortaklığı belgeleri menkul kıymetlere örnek olarak sayılabilir.

Vergi Usul Kanunu uygulamasında menkul kıymetlerin alış bedeli, borsa rayici ve kıst getiri esaslarına göre değerlemesi benimsenmiştir.

1. VERGİ USUL KANUNU’NA GÖRE MENKUL KIYMETLERİN DEĞERLEMESİ

1.1.MENKUL KIYMETLERİ DEĞERLEME ÖLÇÜLERİ

1.1.1.Alış Bedeli

Vergi Usul Kanunu’nda ne alış bedelinin tanımına yer verilmiş ne de alış bedeli değerleme ölçüleri arasında sayılmıştır. Ancak menkul kıymetlerin değerlemesine ilişkin belirlemelerin yer verildiği 279’uncu maddede bazı menkul kıymetlerin değerleme ölçütü olarak alış bedeli esası getirilmiştir.

Genel olarak alış bedeli iktisadi bir kıymetin elde edilmesi sırasında ödenen veya borçlanılan bedeldir. Buna göre, alış bedeli iktisadi kıymetin sadece alış bedelini kapsayarak maliyet bedelinden farklılaşır. Çünkü maliyet bedelinin aksine alışla ilgili diğer masrafları kapsamaz.

Menkul kıymetlere ilişkin ödemeler üç başlık altında toplanabilir.

2.1.1.1. Satın Alma Gideri: Borçlanılarak alınan menkul kıymetlere ilişkin kredi faizleri ve kur farkları, banka masrafları ve komisyonlar gibi ödemelerdir.

2.1.1.2. Elde Tutma ve Tahsil Giderleri: GVK’nın 78’inci maddesinde yer alan depo etme ve sigorta ücretleri gibi muhafaza giderleri, temettü hisseleri ile faizlerin tahsil giderleri, ödenen her türlü vergi, resim ve harçlar gibi giderlerdir.

2.1.1.3. Satış Giderleri: Menkul kıymetlerin satışı sırasında ödenen veya tahakkuk eden banka masrafları, komisyonlar gibi giderlerdir.

Menkul kıymetin alış bedeline menkul kıymetin edinimi için yüklenilen finansman gideri, kur farkı, komisyon gideri ve benzeri harcamaların dahil edilmemesi gerekmektedir. Bu tür harcamalar sonuç hesapları kullanılarak giderleştirilir. Maliyet bedeli ile değerlenen iktisadi kıymetlerde ise yukarıda sayılan harcamalar aktifleştirilecektir.

Vadesi geldiği halde, vadesi işlediği halde üzerinde tahsil edilmemiş/ tahsil edilecek kuponu ile birlikte satın alınan menkul kıymetlerin değerlemesinde menkul kıymetin alış bedeline kupon bedeli de dahil edilmeyecektir.

1.1.2.Borsa Rayici

Borsa rayici Vergi Usul Kanunu’nun 263. Maddesinde tanımlanmıştır. İlgili madde hükmüne göre;

“Borsa rayici, gerek menkul kıymetler ve kambiyo borsasına, gerekse ticaret borsalarına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden evvelki son muamele gününde borsadaki muamelelerin ortalama değerlerini ifade eder.

Normal temevvüçler dışında fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülen hallerde, son muamele günü yerine değerlemeye takaddüm eden 30 gün içindeki ortalama rayici esas olarak aldırmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

Borsa rayici, değerlemeye konu iktisadi kıymetin değerleme günündeki resmi borsalarda oluşmuş fiyatını ifade eder. Resmi borsalarda değerleme günü fiyatlarının tespiti, gün boyunca oluşacak fiyatların ortalaması alınarak yapılır.

1.1.3.Kıst Getiri

Menkul kıymetin alış bedeline, bu kıymetin vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi sonucu değerlemeye esas bedelin bulunması yöntemine kıst getiri ölçüsü adı verilir.

Kıst getiri ölçütüne göre değerlemeye esas bedelin belirlenebilmesi için; menkul kıymetin, hisse senedi ve fon portföyünün en az % 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri dışında bir kıymet olması, borsada işlem gören bir kıymet olması durumunda, borsa rayicinin olmaması veya borsa rayicinin muvazaalı oluşmuş olması ve bunların beraberinde de söz konusu menkul kıymetin getirisinin sabit olması gerekir.

1.2.MENKUL KIYMET ÇEŞİTLERİNE GÖRE DEĞERLEME ÖLÇÜTLERİ

1.2.1. Hisse Senetleri

Hisse senetleri; anonim şirketler, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler (SPK’nın 4’üncü maddesine göre, halka arz yoluyla satılamazlar) ile Kanunla kurulan iktisadi teşekküller tarafından ihraç edilen, ortaklıktaki sermaye payını temsil eden, kanuni şekil şartlarına uygun olarak düzenlenen ve sahibine ortaklık hakkı sağlayan hukuken kıymetli evrak hükmünde belgelerdir. Şirket faaliyetini sürdürdüğü sürece sahibine kar payı getirir. Elde edilen kar payı, şirketin karlılığına ve elde edilen karın dağıtım kararlarına göre yıldan yıla farklılık gösterir. Başlıcaları, adi ve imtiyazlı, bedelli ve bedelsiz, kurucu ve intifa hisse senetleridir.

Bir işletmenin varlık olarak aktifinde kayıt hisse senetleri, VUK’un 279’uncu maddesi uyarınca alış bedeliyle değerlenir. Hisse senedinin Türkiye’deki veya yurt dışındaki bir şirket tarafından ihraç edilmiş olmasının değerleme açısından bir önemi bulunmamaktadır. Keza Türkiye’de veya yurt dışında bir borsadan temin edilmesinin de önemi yoktur. Her iki durumda da alış bedeli ile değerlenir ve kar-zarar, hisse senedi elden çıkarıldığında hesaplanır. Bir şirketin Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senedi alındığında; dönem sonu itibariyle hisse senedinin fiyatı düşse de çıksa da borsa bedeliyle değil, alış bedeliyle değerleme yapılır.

Hisse senetlerinin ediniminde yüklenilen finansman giderleri ile kur farkları, hisse senetlerinin alış bedeline eklenmez. Bu ödemeler tahakkuk ettikleri dönemde gider kaydedilir.

Şirket kar ve/veya sermaye yedeklerinin sermayeye ilave edilmesi yoluyla gerçekleştirilen sermaye artırımlarında yeni çıkarılan hisse senetlerinin karşılığında ortaklardan nakden bir bedel alınmamaktadır. Bu nedenle bu hisse senetleri bedelsiz hisse senetleri olarak adlandırılmaktadır.

Bedelsiz elde edilen hisse senetlerinden kar yedeklerinin sermayeye ilavesi sonucu ortaklarca bedelsiz edinilen hisse senetleri, alış bedeli ile değerlenecektir. Buradaki alış bedeli hisse senedinin nominal bedelidir.

Sermaye yedeklerinin şirket sermayesine eklenmesi sonucu ortaklarca elde edilen bedelsiz hisse senetleri ise değerlemeye tabi tutulmayacaktır. Çünkü sermaye yedekleri, kurumun vergiye tabi karından ayrılan bir unsur olmayıp, çeşitli değerleme farklılıkları nedeniyle sermayede meydana gelen kayıpları karşılamak üzere kayden oluşturulan fonları ifade etmektedir. Bu nedenle, sermaye yedeklerinin sermayeye ilavesi karşılığında bedelsiz hisse senedi verilmesi kar dağıtımı sayılmaz. Dolayısıyla bu şekilde elde edilen hisse senetleri aktifte bir değişikliğe yol açmaz

Bedelsiz hisse senetlerinin değerlemesinde Danıştay nezdinde süren dava önem kazanmaktadır. Şöyle ki Danıştay 4. Dairesi 16.09.2013 tarih E:2013/2951 sayılı kararı ile 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “5.6.2.4.3. Bedelsiz olarak elde edilen hisse senetlerinin satışından sağlanan kazançların durumu” başlıklı bölümünün 2. paragrafının yürütülmesi durdurmuştu. Bu karar ile şirketler kâr yedeklerinden (olağan üstü yedekler gibi) kaynaklanan bedelsiz edinilen “iştirak paylarının” nominal bedellerini iştirak hesaplarında izleyemeyecek, sermaye yedekleri (enflasyon düzeltmesi olumlu farkları gibi) ile ilgili düzenlemede olduğu gibi “bedelsiz paylar” dolayısıyla bilanço aktifinde yer alan hisselerin sadece adedi değişecek “bedel” veya değeri” değişmeyecekti.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 28.11.2013 tarih ve 2013/9 sayılı kararıyla Danıştay 4. Dairesinin yukarıda bahsedilen yürütmeyi durdurma kararını kaldırmıştır. Dolayısıyla, kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca bedelsiz iştirak hissesi iktisap edilmesi durumunda, alınan bu iştirak hisseleri nominal bedelle iştirak hesaplarında izlenecek ve iştirak kazançları istisnası nedeniyle kurumlar vergisine tabi tutulmayacaktır. Bu karar sonrası kar yedeklerinin sermayeye ilavesi sonucu ortaklarca bedelsiz edinilen hisse senetlerinin alış bedeli ile değerlenmesine ise devam edilecektir. Ancak Danıştay 4. Dairesinin yürütmeyi durdurma kararına paralel bir karar alması durumunda kar yedeklerinin sermayeye ilavesi sonucu ortaklarca bedelsiz edinilen hisse senetleri değerlemeye tabi tutulmayacaktır.

1.2.2. Yatırım Ortaklıklarının Hisse Senetleri

Yatırım ortaklıkları; sermaye piyasası araçları, gayrimenkul, altın ve diğer kıymetli madenler portföylerini işletmek amacıyla kurulan anonim ortaklıklar şeklinde tanımlanır. Anonim ortaklık olarak belirtilen bu şirketlerin ihraç ettikleri belgeler hisse senedi niteliğinde olacağından alış bedeli ile değerlenir.

1.2.3. Yatırım Fonu Katılma Belgeleri

Yetkili kuruluşlarca, katılma belgesi karşılığında tasarruf sahiplerinden toplanan kaynakların, çeşitli sermaye piyasası araçlarına dengeli şekilde dağıtılarak kazanç sağlamasını amaçlayan kurumlara “Yatırım Fonu” denir. Yatırım fonuna yatırım yapanlara katılma belgesi verilir. Katılma belgesi, yatırımcıların yatırım fonlarına ortak olmalarını sağlayan bir belgedir. Bu belge tasarruf sahibinin yatırım fonuna katılma payını gösterir. Bu açıdan, katılma belgeleri şirketlerin hisse senetlerine benzetilebilir.

Yatırım fonunun tüzel kişiliği yoktur. Bir malvarlığı olarak nitelendirilen fona katılma belgesi karşılığı dahil olunmaktadır. Fonun kurucusu fonu katılma belgesi sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil eder yönetir veya yönetimi denetler. Yine kurucu fon varlığının korunması ve saklanmasından da sorumludur.

Yatırım fonları katılma belgelerinin değerlenmesinde ikili bir ayrıma gidilmiştir. Buna göre fon portföyünün %51’i Türkiye’de kurulmuş olan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ile değerlenecektir. Bu durum dışındaki tüm olasılıklarla oluşan yatırım fonu katılma belgeleri borsa rayici ile değerlenir.

Ancak Gelir İdaresi 16.09.2008 tarih B.07.GİB.0.02.29/2948-279-62-9199 sayılı özelgesinde

şirket aktifinde yurt dışında mukim bir firmanın yatırım fonu olması ve yurt dışındaki firmanın her ay sonunda yatırım fonunun o günkü fiyatını gösteren bir yazı göndermesi durumunda değerlemenin alış bedeli ile yapılması yönünde görüş vermiştir.

Bu görüşe katılmıyorum. İlkesel olarak getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler bağlamında alış bedeli ile değerleme esastır. Ancak değerlemedeki amaç vergi matrahının doğru tespiti ise yurt dışı firma tarafından her ay sonunda gönderilen ve piyasa fiyatını gösteren yazı dikkate alınabilir.

Ülkemizde yatırım fonu katılma belgeleri borsada işlem görmemektedir. Bu tür kıymetlerin değeri bunları ihraç eden kurumlar tarafından ilan edilmekte ve kıymetler istenildiğinde paraya çevrilebilir nitelikte olabilmektedir. Eğer kıymetin getirisi sabit ve belirlenebilir ise kıst getiri ölçüsüne göre, değilse alış bedeli ölçüsüne göre değerlemeye tabi tutulacaklardır. Ancak uygulamada bunların değeri genelde kurucuları olan bankalar tarafından belirlendiği için alış bedeli ile bankalar tarafından belirlenen değerler karşılaştırılarak aradaki fark vergi matrahıyla ilişkilendirilir.

Örnek:

(A) A.Ş., yıl içinde bankacılık sektörü hisse senetleri ağırlıklı (B) Katılım Bankası Yatırım Fonu katılma belgelerinden pay başına 8,25 TL olmak üzere 4000 adet satın almıştır. Söz konusu katılma belgeleri, alış bedeli olan 33.000 TL alış tarihi itibariyle aktife kaydedilmiştir. Fon portföyünün % 71’i Türkiye’de kurulmuş bulunan ve bankacılık sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin hisse senetlerinden oluşmaktadır. Yılsonu itibariyle, (B) Katılım Bankası Yatırım Fonu katılma belgelerinin pay başına değeri 7,80 TL olarak açıklanmıştır.

Fon portföyünün en az % 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşması nedeniyle, yılsonunda yapılacak olan değerlemede, şirket, aktifine kayıtlı katılma belgelerini alış bedeli olan 33.000 TL’den değerleyecektir.

1.2.4. Kar ve Zarar Ortaklığı Belgeleri

Kar zarar ortaklığı belgeleri anonim şirketler tarafından kar ve zararlarına ortak olunmak üzere ihraç ettikleri menkul kıymetlerdir. Bu kıymetlerin sahipleri belgeyi ihraç eden şirketin sadece kar veya zararına ortak olmakta bunun dışındaki haklardan örneğin oy kullanma hakkından yoksun kalmaktadırlar. Kar zarar ortaklık belgeleri sahiplerine hisse senedinin sağladığı hakları sağlamamaktadır.

VUK’un 279’uncu maddesinde, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetlerin alış bedeli ile değerleneceği belirtilmiştir.

1.2.5. Hazine Bonoları

Devletin kısa süreli finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla, genellikle bütçe gelirleri ile giderleri arasında zaman yönünden uyuşmazlık olduğu zamanlarda devletin finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla bütçe kanununa dayanılarak çıkarılan ve vadesi bir yılın altında olan kamu iç borçlanma senetlerine hazine bonosu veya plasman bonosu adı verilmektedir. Bu menkul kıymet çeşidi Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası’nda işlem görmektedir. Dolayısıyla bu kıymetlerin sahiplerince yapılacak değerleme işleminde borsa rayici ölçüsü kullanılacak ve oluşan olumlu veya olumsuz farklar sonuç hesaplarına yansıtılacaktır.

1.2.6. Finansman Bonoları

Finansman bonoları, anonim şirketlerce kısa vadeli finansman ihtiyacının karşılanması için çıkarılan kısa vadeli senetlerdir. Finansman bonolarının üzerinde yazılı olan nominal bedel, anapara ve faizden oluşur. Finansman bonolarından elde edilen getiri sabittir.

Ülkemizde finansman bonoları borsada işlem görmemektedir. Dolayısıyla VUK’un 279’uncu maddesi gereği borsa rayici olmayan finansman bonolarının ilgili döneme isabet eden kıst getirilerinin hesaplanarak alış bedeline ilave edilmesi suretiyle değerlemeye tabi tutulmadır.

1.2.7. Tahviller

Devletin veya özel bir kuruluşun uzun vadeli ( vadesi bir yıldan uzun) borç para bulmak için çıkardığı yıllık faiz getiren yazılı senetlere tahvil denilmektedir. Tahviller iskonto esasına dayalı olarak satılmaktadır. İhraççı kurum tahvil ihraç edip bunu alıcıya iskonto ederek sattığında, alıcı iskonto oranında satıcıya eksik ödeme yapmakta ancak vade sonunda tahvil nominal değerini tahsil etmektedir. Genel olarak tahviller borsada işlem gördükleri için borsa rayiçleri ile değerlenirler. Getirilerinin sabit olması dolayısıyla borsa rayici tespit edilemeyen tahviller ise kıst getiri ölçüsü kullanılarak değerlenir.

Devlet tahvilleri ve özel sektör tahvillerinden borsa kotunda bulunanlar, İMKB Tahvil ve Bono Piyasasında işlem görmektedirler. Dolayısıyla Devlet tahvilleri borsa rayici ile değerlenirken özel sektör tahvillerinden borsada işlem görenleri borsa rayici ile işlem görmeyenleri ise kıst getiri ölçüsü ile değerlemeye tabi tutulur.

Borsada işlem görmeyen veya borsa rayici tespit edilemeyen özel sektör tahvillerini aktifinde bulunduran iktisadi işletmeler kıst getiri hesaplanmak suretiyle ilgili kıymetleri değerlemeye tabi tutar.

1.2.8. Eurobondlar

Devlet ya da şirketlerin, kendi ülkeleri dışında kaynak sağlamak amacıyla, uluslararası piyasalarda yabancı para birimleri üzerinden satışa sundukları, genellikle uzun vadeli borçlanma aracıdır. Eurobondlar İMKB’de işlem görmektedirler. Dolayısıyla borsa rayici oluşan eurobondların bu rayiç ile değerlenmesi genel şarttır. Ayrıca yurt dışındaki borsalarda işlem gören eurobondlarında işlem gördükleri borsadaki rayiçleri ile değerleneceği tabiidir. Herhangi bir borsada işlem görmeyen eurobondlar kıst getiri ölçüsü ile değerlemeye tabi tutulur.

1.2.9. Gelir Ortaklığı Senetleri

Köprü, baraj, elektrik santrali, karayolu, demiryolu, sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları gibi kıymetlerden kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine ortaklık hakkı veren senetlere gelir ortaklığı senetleri adı verilmektedir. Gelir ortaklığı senedi bir pay senedi değildir. Dolayısıyla senet sahibi senedi ihraç eden kurumun ortağı olmamaktadır. Senet belirli bir vadeye sahip olup hamiline yazılıdır.

Borsa İstanbul’da bu senetler için açılmış bir piyasa olmasına rağmen, bu senetler için şu an için alım satım mevcut değildir. Eğer bir gelir ortaklığı senedi borsada alım satıma konu oluyorsa ( ancak şu anda borsada işlem söz konusu değildir.) bu kıymet için değerleme ölçüsü borsa rayicidir. Ancak borsada işlem görmeyen ya da fiyatın oluşumunda muvazaa olduğu belirlenen gelir ortaklığı senetleri kıst getiri ölçüsü ile değerlemeye tabi tutulurlar. Zira bu senetlerin getirileri Kamu Ortaklığı İdaresi tarafından üçer aylık süreyi kapsar şekilde hesaplanarak yayınlanan cetvellerle belirlenmektedir.

1.2.10. Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler

Genel finans ortaklıkları, bankalar, finansman şirketleri ve finansal kiralamaya yetkili kuruluşların, kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya SPK mevzuatı çerçevesinde temellük edecekleri alacaklar karşılığında çıkardıkları menkul kıymetlerdir.

Bu menkul kıymetler de İMKB Tahvil ve Bono Piyasası’nda işlem görebilecek kıymetler arasında sayılmıştır. Ancak, bunların da İMKB’de işlem görebileceği bir piyasa açılmakla birlikte, bu piyasa etkin olmadığı için varlığa dayalı menkul kıymetlerin de borsa rayici bulunmamaktadır. VUK’un 279’uncu maddesine göre borsa rayici olmayan bu menkul kıymetlerin de ilgili döneme isabet eden kıst getirilerinin hesaplanarak alış bedeline ilave edilmesi suretiyle değerlemeye tabi tutulması gerekmektedir.

1.2.11. Repo ve Ters Repo İşlemleri

VUK’un 369 Sıra No’lu Genel Tebliğine göre, geri alım taahhüdü ile menkul kıymet satışı (repo) ve geri satım taahhüdü ile menkul kıymet alımı (ters repo) işlemleri esas itibarıyla günün faiz koşullarında bir borç para alış veriş işlemi olup geri alım ve satım işlemine konu edilen menkul kıymetler bu işlemlerde bir nevi teminat unsuru olarak kullanılmaktadır. Zira repo ve ters repo işlemlerinde kullanılan faiz oranı, menkul kıymet üzerindeki faiz oranından bağımsız olarak günün piyasa koşullarına göre belirlenmekte, repo ve ters repoya konu menkul kıymetler üzerindeki gelirler repo ve ters repo yoluyla borç para veren tarafa aktarılmamakta ve dolayısıyla repo ve ters repo yoluyla borç para alanlar bu işlemlerden elde ettikleri vergiye tabi kazançlarını bu işlemlere konu olan menkul kıymetlerin piyasa değerlerinden bağımsız olarak belirlemektedirler.

Bu durumda, repo ve ters repoya konu edilen menkul kıymetlerin, her zaman menkul kıymeti geri almakla yükümlü olan tarafından, Vergi Usul Kanunu’nun 279’uncu maddesi çerçevesinde değerleme işlemine tabi tutulması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, menkul kıymeti geri almakla yükümlü olan (borç para alan) tarafından değerlenmeli, borç para veren tarafından herhangi bir değerleme işlemi yapılmamalıdır.

Vadesi değerleme gününden sonra olan repo ve ters repo işlemleri ile ilgili olarak, değerleme gününe kadar tahakkuk eden faiz tutarları, repoya taraf olanlarca ticari kazancın elde edilmesi ile ilgili Gelir Vergisi Kanunu’nun 38 ve 39, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddeleri hükümleri çerçevesinde gelir veya gider olarak dikkate alınacaktır.

2. TÜREV ÜRÜNLERİN DEĞERLEMESİ

Türev ürünler 5 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde aşağıdaki gibi tanımlanmıştır.

2.1.Futures Sözleşmeleri

Futures sözleşmeleri, ileri bir tarihte, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni veya dövizi alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmelerdir. Futures sözleşmeleri, vadeli işlem borsalarında işlem görmekte olup, borsa takas kurumunun garantisi altındadır. İşlemlerin borsa takas kurumu tarafından garanti edilmesi, uygulanan teminat sistemi ile mümkün olmaktadır. Sözleşme bazında teminatlar potansiyel günlük zarar riskini karşılayacak şekilde borsa tarafından belirlenmektedir.

2.2.Forward Sözleşmeleri

Taraflardan birinin sözleşmeye konu olan finansal varlığı sözleşmede belirlenen fiyat üzerinden gelecekteki belirli bir tarihte satın almasını, karşı tarafın da sözleşmeye konu finansal varlığı satmasını şart koşan bir sözleşme türüdür. Forward işlemi esas itibarıyla, bir «taahhüt» niteliğinde olduğundan ve gelirin elde edilmesi sözleşmenin sonuçlandırılması ile gerçekleştiğinden, vadeye kadar dönem içinde yapılan değerlemelerin (reeskont işlemlerinin) kurum kazancı ile ilişkilendirilmemesi gerekir. Kurum kazancına dahil edilecek kâr veya zararın vade sonunda tespit edilmesi gerekmektedir.

2.3.Swap Sözleşmeleri

Swap, iki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde farklı faiz ödemelerini ve/veya farklı para birimlerini karşılıklı olarak değiştirdikleri bir takas sözleşmesidir.

2.4.Opsiyon sözleşmeleri

Opsiyon sözleşmeleri, belirli bir miktardaki varlığı (fiziksel emtia veya finansal varlık) belirli bir fiyattan gelecekte belirli bir tarihte satın alma veya satma hakkı sağlayan sözleşmelerdir.

2.5.Aracı kuruluş varantları

Elinde bulunduran kişiye, dayanak varlığı ya da göstergeyi önceden belirlenen bir fiyattan belirli bir tarihte veya belirli bir tarihe kadar alma veya satma hakkı veren ve bu hakkın kaydi teslimat ya da nakit uzlaşı ile kullanıldığı, aracı kuruluşlarca ihraç edilen menkul kıymet niteliğindeki bir sermaye piyasası aracıdır. Aracı kuruluş varantları opsiyon sözleşmelerine gösterdiği benzerlik nedeniyle opsiyon sözleşmelerinin menkul kıymetleştirilmiş bir çeşidi olarak kabul edilmektedir.

2.6. Türev Ürünlerin Değerlemesi

Türev ürün niteliğindeki vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin menkul kıymet tanımına açıkça girmediği görülmektedir. Gerek vergi kanunlarında gerekse de Sermaye Piyasası Kanunu’nda bu sözleşmelerin menkul kıymet olarak kabul edildiğini öngören bir hüküm bulunmadığı müddetçe, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin menkul kıymet olarak tanımlanması ve VUK’un 279’uncu maddesi kapsamında değerlemeye tabi tutulması mümkün değildir. Bu konuda Gelir İdaresi tarafından VUK’da yapılmış özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle iktisadi kıymet niteliğindeki türev ürünlerin değerlemesi VUK 289’uncu maddesine göre değerlenmelidir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5 Seri No’lu Genel Tebliği’nin “6.1.4. Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası işlemleri” başlıklı bölümünde de, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin, Vergi Usul Kanunu’nun 289’uncu maddesi uyarınca borsa rayici ile değerleneceği, anılan sözleşmelerin değerleme günü itibarıyla borsada oluşan uzlaşma fiyatına (borsa rayici) göre oluşan farkın, kurum kazancı ile ilişkilendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Borsada işlem görmeyen iktisadi kıymet niteliğindeki türev ürünler ise Vergi Usul Kanunu’nun 289’uncu maddesi uyarınca, borsa rayici olmadığı için mukayyet değerleri, mukayyet değerleri yoksa emsal bedelleriyle değerlenir.

SONUÇ

Vergi Usul Kanunu’nda şirketlerin aktiflerinde yer alan menkul kıymetlerin alış bedeli, borsa rayici ya da kıst getiri ile değerleneceği hüküm altına alınmıştır. Kıst getiri ibaresi Vergi Usul Kanunu’nda yer almamakla birlikte Vergi Usul Kanunu’nun 279’uncu maddesindeki “menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır” ibaresi kıst getiri olarak tanımlanmaktadır.

Türev ürünlerin değerlenmesinde, türev ürünler menkul kıymet tanımı içinde herhangi bir düzenlemede yer almadığından Vergi Usul Kanunu’nun 289’uncu maddesi uyarınca, borsa rayici olmadığı için mukayyet değerleri, mukayyet değerleri yoksa emsal bedelleriyle değerlenir.

Vergi matrahının hesaplanmasını doğrudan ilgilendirdiğinden benimsenen bu ölçütler ihtiyari değil bağlayıcıdır.

KAYNAKÇA

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

5 Seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği

6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu

1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği

369 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği

* SMMM

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81