Ara
  • Olga Ateş

Yıllık Beyanname Veren Mükelleflerde Vergi İndirimi

Ramazan CENK*

Yaklaşım Dergisi

I- GİRİŞ

2015 yılının Mart ayında 2014 yılında elde edilen gelirlerin beyan dönemi olması dolayısıyla, bu beyannamede; Gelir Vergisi Kanunu'nun 89. maddesinde mükelleflere bazı harcamalarını beyanname üzerinden düşme hakkı sağlanmış olup bunlardan bir tanesi de, eğitim ve sağlık harcamalarıdır.

Eğitimin teşvik edilmesi amacıyla, eğitim harcaması yapanlara eğitim ve sağlık harcamalarının bir kısmının gider olarak indirilmesine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanunu’nda vergi avantajı sağlayan 89. madde düzenlenmiştir. Başka bir ifade ile yıllık beyanname veren gelir vergisi mükelleflerinin, yaptıkları eğitim harcamalarının tıpkı ticari, zirai, mesleki, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve ücretlilerin faaliyetlerini yürütürken yapmak zorunda oldukları bir maliyet/gider unsuru gibi değerlendirilerek vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılmasına izin verilmesidir.

Bu açıklamalar uyarınca, gelir vergisi mükellefleri gelir vergisi matrahının tespitinde; beyan edilen gelirin % 10’unu aşmaması, harcamaların Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim harcamalarını gelirlerinden indirebilmektedirler.

Bu indirim hakkından, gelirlerini yıllık beyanname ile beyan eden mükellefler yararlanabilmektedirler. Bu nedenle ticari, zirai ve mesleki kazanç sahipleri yanında, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ve hatta değer artışı kazançları ile arızi kazançları ve ücretleri dolayısıyla yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi veren mükelleflerin de bu uygulamadan yararlanması mümkündür.

Buna karşılık bu uygulamadan vergiye tabi gelir elde eden, ancak geliri istisna sınırı içinde kalanlar veya gelirleri stopaj yoluyla vergilendirilen ve beyanname verme hakkı bulunmayanlar yararlanamazlar. Örneğin tek işverenden ücret geliri elde eden veya gelirleri mevduat faizi ve/veya repo faizlerinden oluşanlar, kira gelirleri istisna sınırı içinde kalanlar bu indirim hakkından yararlanmaları mümkün değildir.

Bu açıklamalara göre, yıllık beyanname veren mükelleflerin kendileri eş ve çocuklarının eğitimi için;

- Üniversiteye hazırlık kapsamında dershane ücreti ile üniversite harç ücreti,

- Kırtasiyelere ödenen kalem-defter vb. bedeli

- Master ve doktora eğitimi yapan çocuğun yurt giderlerini, kayıt harçlarını, kitap, ders notları vb. masraflarını, master tezi harcamaları, master ve doktora sırasında ulusal ya da uluslararası toplantılara katılım masrafları, buralarda tebliğ sunmak için yapılan masraflar vb. giderler,

- Üniversite öğrenimi sırasında çocuğun almış olduğu karşılıklı bursun geri ödemesi,

- Vakıf üniversitesinde öğrenim gören çocuğu için ödediği okul ücreti,

- Yurt dışında yapılan eğitim ve gıda harcamaları,

- Üniversitelere bağlı hastanelerde yapılan sağlık harcamaları,

- Kooperatiften alınan giyim ve gıda maddeleri için yapılan harcamalar,

- Vakfa ait özel koleje okul ücreti olarak yapılan ödemeler,

- Derneğe bağlı iktisadi işletme olarak kurumlar vergisi mükellefi olan dil kurslarına katılanların ödediği kurs ücreti,

- Öğrenim gören çocuğun, okula geliş-gidişi için servis ücreti vb. giderler,

- Basketbol kursu giderleri,

adı altında yaptıkları giderlerin, sağlık ve eğitim gideri olarak vergi indirimine konu olup olmayacağı konusunda aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.

II- YILLIK BEYANNAME VERMEK ZORUNDA OLANLAR İLE EĞİTİM VE SAĞLIK GİDERLERİNDEN YARARLANACAK MÜKELLEFLER KİMLERDİR?

Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesine göre eğitim ve sağlık giderlerini, vergi matrahlarının tespitinde indirim konusu yapabilecek olanlar gelir vergisi beyannamesi veren gelir vergisi mükellefleridir. Aynı Kanun’un 85. maddesine göre mükellefler, 2. maddede yazılı kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için bu Kanun’da aksine hüküm olmadıkça yıllık beyanname verirler. Beyanname verilmeyecek haller ise Kanun’un 86. maddesinde belirtilmiştir.

Yıllık beyanname vermek zorunda olanlar ise aşağıda belirtilmiştir.

a) Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden;

- Bir takvim yılı içinde elde ettiği konut kira geliri, istisna tutarını (2014 yılı için 3.300 TL) aşanlar.

- İşyeri kira geliri üzerinden vergi kesintisi yapılanlardan, kira gelirlerinin brüt tutarı beyanname verme sınırını (2014 yılı için 27.000 TL) aşanlar.

- Bir takvim yılı içinde mal ve hakların kiralanmasından elde edilen gelirlerden kesinti ve istisna uygulamasına konu olmayan ve tutarı beyanname verme sınırını (2014 yılı için 1.400 TL) aşanlar.

b) Beyana tabi geliri sadece elde ettiği menkul sermaye iratlarından ibaret olması halinde olan mükelleflerden;

Gerçek kişilerce 2014 yılında elde edilen menkul sermaye iratlarının bir kısmı 27.000 TL’yi aşması halinde, bir kısmı ise vergi kesintisine ve istisnaya tabi olmadıkları için 1.400 TL’yi aşması halinde yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

c) Birden fazla işverenden ücret alan ve birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı Gelir Vergisi Kanunu’nda yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2014 yılı için bu tutar 27.000 TL’dir.) aşan mükelleflerin, tamamı kesinti yoluyla vergilendirilmiş ücretleri yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

d) Gerçek usulde gelir vergisine tabi serbest meslek erbabının gelirleri yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

e) Gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari kazanç sahiplerinin gelirleri yıllık beyanname ile beyan edilecektir

f) Gerçek usulde gelir vergisine tabi zirai kazanç sahiplerinin gelirleri yıllık beyanname ile beyan edilecektir.

g) Ticari kazancı basit usulde vergilendirilen mükellefler.

Bu açıklamalara uyarınca, Kanun’da tanımlanan “beyanname verilmeyecek haller” dışındaki mükellefler hariç, beyanname vermek durumunda olan tam ve dar mükellefler de, eğitim giderleri indiriminden faydalanabilecektir. Yani uygulamadan sadece beyanname veren gelir vergisi mükellefleri faydalanabilmektedir.

Beyan edilen gelir türünün önemi olmayıp, eğitim harcamaları yasal sınıra kadar bütün kazanç ve iratlardan indirilebilir. Ancak bir yıla ait olarak yapılan eğitim harcamasının, gelirin yetersiz olması nedeniyle ilgili yılda tamamen indirilememesi halinde, kalan tutarın izleyen yıllara ait gelirden düşülmesi mümkün değildir. Söz konusu vergi indirimi uygulamasından, ücretleri gerçek usulde vergilendirilenler ile diğer ücret kapsamında vergilendirilen hizmet erbabı ve gelir unsurları itibariyle yıllık beyanname vermeyenler yararlanamayacaklardır.

Bu açıklamalara göre, yıllık beyanname vermek zorunda olan ve yukarıda belirtilen mükelleflerin matrahlarının tespitinde indirim konusu yapılabilecek giderler; mükellefin,

a) Kendisi,

b) Eşi,

c) Küçük çocukları

ile ilgili olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarıdır.

Vergi indirimi uygulamasında “küçük çocuk” tabiri yaş sınırına bakılmaksızın ücretli ile birlikte oturan veya ücretli tarafından bakılan (gelir vergisine tabi geliri bulunmayan; nafaka verilmek suretiyle bakılan, evlat edinilenler ile ana ve babasını kaybetmiş torunlardan ücretli ile birlikte oturan) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade etmektedir.

III- EĞİTİM VE SAĞLIK GİDERLERİNİN İNDİRİLMESİNE İLİŞKİN ŞARTLAR NELERDİR?

Kanun’da, gelir vergisi matrahının tespitinde, eğitim ve sağlık harcamaları indiriminden faydalanma şartları olarak şunlar sayılmıştır:

a) Beyan edilen gelirin % 10’unu aşmamalıdır.

b) Eğitim ve sağlık harcamalarının Türkiye’de yapılmalıdır.

c) Harcamaların, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir.

d) Söz konusu harcamaların mükellefin kendisi, eşi ve çocuklarına ilişkin olmalı ve satın alınan mal ve hizmetlerin bunlar tarafından tüketilmelidir.

İndirimden faydalanabilmek için bahse konu eğitim giderlerinin Türkiye’de yapılması şarttır ve yapılan harcamanın gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir. Burada, hizmet alınan eğitim kurumunun Türkiye’de tam ya da dar mükellef olması gerektiği açıktır. Fakat “harcamaların Türkiye’de yapılması” ibaresinden ne anlaşılması gerektiği konusunda yapılan bir düzenleme mevcut değildir. Ancak bu konuda, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin ikinci bendi ile mülga mükerrer 121. madde düzenlemelerinin paralelliği dikkate alınarak mükerrer 121. madde ile ilgili olarak 255 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalar dikkate alınabilir. Buna göre, yukarıda sayılan harcamaların vergi indirimine konu olabilmesi için harcamaların Türkiye’de ve gelir veya kurumlar vergisine tabi olan mükelleflerden yapılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile vergi indirimine konu olan harcamaların gelir veya kurumlar vergisine tabi olmayan kişi veya kurumlardan yapılması halinde bu harcamalar, vergi indirimine konu teşkil etmeyecektir. Benzer şekilde; serbest bölge, free-shop gibi gümrük dışı sayılan yerlerde yapılan harcamalar ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan harcamalar indirime konu olamaz.

IV- UYGULAMADAN YARARLANACAK OLAN EĞİTİM VE SAĞLIK GİDERLERİ NELERDİR?

Vergi indirimi uygulamasında, mükellefin kendisi, eşi ve çocukları ile ilgili eğitim, sağlık, gıda, giyim ve ikamet edilen konuta ait kira harcamaları dikkate alınacaktır. Bu yönüyle vergi indirimi uygulamasının, yürürlükten kaldırılmış olan özel gider indirimi uygulamasından bir farkı bulunmamaktadır.

Yapılan harcamaların ücretlinin kendisi, eşi ve çocukları tarafından yapılması ve satın alınan mal ve hizmetlerin bunlar tarafından tüketilmesi gerekmektedir. Ücretlinin ücreti ile mütenasip olmayan mal ve hizmetler için yapılan harcamalar vergi indirimine konu teşkil etmeyecektir.

Söz konusu indirim konusu yapılacak tutarın hesaplanmasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır.

Vergi indirimine esas alınacak harcamalara ilişkin genel bilgiler aşağıda yer almaktadır.

Eğitim Giderleri

Eğitim ve öğretim kurumları, anaokulu, kreş ve dershanelere eğitim amacıyla yapılan ödemeler ile eğitim amaçlı kurs ücretleri, okul servis ücretleri, kitap ve kırtasiye alımları için yapılan harcamalar ile öğrencilerin özel yurt ve pansiyonlarda kalmaları durumunda ödenen tutarlar vergi indirimine esas alınacaktır. Ayrıca, öğrencilerin giyim giderleri de söz konusu indirimden yararlanacaklardır. Giyim giderlerinden ise iç ve dış giyime yönelik malların satın alınması için yapılan harcamalar ile bunların dikim, tamir ve onarımı için yapılan harcamaların anlaşılması gerekmektedir.

Sağlık Giderleri

Teşhis ve/veya tedavi sürecinde yapılan sağlık harcamaları (muayene, tahlil, ameliyat, fizik tedavi ve hastane giderleri ile ilaç, sağlık malzemesi, gözlük ve lens alımları gibi) vergi indirimine konu teşkil edecektir.

Bu harcamaların bir kısmının işverenlerce karşılanması halinde, ücretlinin kendisinin karşıladığı harcama tutarı vergi indirimine konu olacaktır.

A- ÜNİVERSİTELERE ÖDENEN EĞİTİM GİDERLERİ VE HARÇLARIN EĞİTİM GİDERİ OLARAK İNDİRİLEBİLİR Mİ?

Üniversitelere yatırılan ücret ve öğretim harçlarının beyan edilen gelirden indirilebilmesi için üniversitenin kurumlar vergisine tabi olması ve bu kurumlardan alınacak fatura ile belgelendirilmesi gerekmektedir.

Devlet üniversiteleri kurumlar vergisi mükellefi değildirler ve temel olarak parasızdırlar. Dolayısıyla devlet üniversitesinde öğrenim görenlerin üniversiteye ödedikleri bir eğitim gideri bulunmamaktadır. Ancak, öğrenime katkı payı anlayışı altında öğrencilerden “yıllık öğrenim harçları” tahsil edilmektedir. Tahsil edilen harçlar karşılığında devlet üniversitelerinin fatura düzenlemeleri söz konusu olamayacağından, ödenen harçların kişilerin gelirlerinden indirilebilmesi mümkün değildir.

Öte yandan vakıf üniversiteleri de kurumlar vergisi mükellefi değildirler. Çünkü 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 56. maddesinin (b) bendinde; üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitülerinin genel bütçeye dâhil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan malî muafiyetler, istisnalar ve diğer malî kolaylıklardan aynen yararlanacakları belirtilmiştir. Aynı Kanun’un Ek 7. maddesine göre de vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumları, bu Kanun’un 56. maddesinde yer alan malî kolaylıklardan, muafiyetlerden ve istisnalardan aynen istifade ederler.

B- EĞİTİM GİDERLERİNDE, EĞİTİM KURUMLARININ MÜKELLEFİYET DURUMLARI İLE MUAF OLUP OLMADIKLARININ ÖNEMİ NEDİR?

Kurumlar Vergisi Kanunu’nda veya kendi özel kanunlarında yer alan hükümlerde kurumlar vergisi muafiyeti tanınan kurumlardan yapılan harcamalar, vergi indirimine konu harcama olarak kabul edilmeyecektir. Sözgelimi, kurumlar vergisinden muaf olan üniversitelerden alınan belgeler indirim için geçerli olmayacaktır. Öte yandan, tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olmayan dernek ve vakıfların, kurumlar vergisi mükellefi olan iktisadi işletmelerinden sağlanan vergi indirimine konu mal ve hizmetler için yapılan harcamalar vergi indirimine konu olacaktır.

Bu açıklamalara göre, harcamaların Türkiye dışında yapılması bakımından mal ve hizmet sunan iktisadi birimlerin vergi kanunları uygulamasında tam veya dar mükellefiyet esasında vergilendiriliyor olması önem arz etmeyecektir. Mesela; tam mükellefiyete tabi bir eğitim kurumunun yurt dışında bulunan şubesinde yapılan eğitim harcamaları bu kurumların Türkiye’deki merkezinden alınan belgelerle tevsik edilse bile harcamalar yurt dışındaki ülkenin katma değerini artırdığından indirim konusu yapılamayacaktır. Ancak, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunan kurumların Türkiye’de bulunan şubelerinde yapılan eğitim harcamaları indirim konusu yapılabilecektir. Kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunan kurumlar tarafından Türkiye’de açılan irtibat bürolarında verilen eğitim hizmetleri karşılığında yapılan ödemelerin tevsik edilmesi ve irtibat bürosunun kurumlar vergisi mükellefiyetinin bulunması durumunda bu harcamalar da indirim konusu yapılabilecektir.

Öte yandan, bedeli bankalar aracılığıyla transfer edilmek suretiyle dışarıdan posta ile veya başka şekilde getirtilen kitaplara ilişkin giderlerin indirimden yararlanması imkânsızdır. Aynı şekilde genel, katma ve özel bütçeli kurumlardan yapılan eğitim harcamaları bu kapsamda değerlendirilmeyecek ve bu harcamalar vergi indirimine konu edilmeyecektir. Mal ve hizmetlerin alındığı gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin kazancının, kısmen veya tamamen vergiden istisna edilmiş olmasının vergi indirimi uygulamasına etkisi yoktur. Dolayısıyla, bu mükelleflerden yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin harcamalar vergi indirimine konu olacaktır.

Örnek 1: Özel bir şirkette ücretli olarak çalışmakta olan (A) şahsının, vakıf üniversitesinde öğrenim gören çocuğu için ödediği okul ücreti, anılan üniversitenin kurumlar vergisi mükellefi olmaması nedeniyle vergi indirimine konu harcama olarak kabul edilmeyecektir.

Örnek 2: Sağlık Bakanlığı’na ve üniversitelere bağlı hastanelerde yapılan sağlık harcamaları, hastane döner sermayesinin kurumlar vergisinden muaf olması halinde vergi indirimine konu olmayacaktır.

Örnek 3: (A) Tüketim Kooperatifi, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinde yazılı şartlar çerçevesinde kurumlar vergisi istisnasından yararlanmaktadır. Bu kooperatiften alınan giyim için yapılan harcamalar, kooperatifin kurumlar vergisi mükellefi olması halinde, vergi indirimine konu olacaktır.

Öte yandan, anılan tüketim kooperatifinin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7/16. maddesinde yer alan şartlar çerçevesinde kurumlar vergisi muafiyetinden yararlanması halinde söz konusu harcamalar vergi indirimine konu edilmeyecektir.

Örnek 4: (B) Vakfı Özel Kolejine okul ücreti olarak yapılan ödemeler, okulun vakfa bağlı iktisadi işletme olarak kurumlar vergisi mükellefi olması nedeniyle eğitim gideri olarak vergi indirimine konu olacaktır.

Örnek 5: Devlet üniversitelerine ödenen harç bedelleri, vergi indirimine konu olmayacaktır.

Örnek 6: (X) Anonim Şirketi, işletmekte olduğu özel ilköğretim okulundan 2004 yılında elde ettiği kazancı için Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinin 8 numaralı bendinde yer alan istisnadan yararlanmaktadır. Bu okuldan alınan eğitim hizmeti için yapılan harcamalar, anılan şirketin kurumlar vergisi mükellefi olması nedeniyle vergi indirimine konu olacaktır.

Örnek 7: (Y) Derneğince açılan dil kurslarına katılanların ödediği kurs ücreti, bu kursun derneğe bağlı iktisadi işletme olarak kurumlar vergisi mükellefi olması nedeniyle vergi indirimine konu olacaktır.

Örnek 8: Devlete ait lisede öğrenim gören çocuğun, okula geliş-gidişi için servis hizmeti veren ve ticari kazancı basit usulde tespit edilen (A) şahsına ödenen servis ücreti, eğitim gideri olarak vergi indirimine konu olacaktır.

V- HARCAMANIN TÜRKİYE'DE YAPILMASI VE BELGELENDİRİLMESİ

Yukarıda sayılan eğitim ve sağlık harcamalarının vergi indirimine konu olabilmesi için harcamaların Türkiye'de ve gelir veya kurumlar vergisine tabi olan mükelleflerden yapılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile vergi indirimine konu olan harcamaların gelir veya kurumlar vergisine tabi olmayan kişi veya kurumlardan yapılması halinde bu harcamalar, vergi indirimine konu teşkil etmeyecektir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7. maddesi veya kendi özel kanunlarında yer alan hükümlerde kurumlar vergisi muafiyeti tanınan kurumlardan yapılan harcamalar, vergi indirimine konu harcama olarak kabul edilmeyecektir. Öte yandan, tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olmayan dernek ve vakıfların, kurumlar vergisi mükellefi olan iktisadi işletmelerinden sağlanan vergi indirimine konu mal ve hizmetler için yapılan harcamalar vergi indirimine konu olacaktır.

Aynı şekilde genel, katma ve özel bütçeli kurumlardan yapılan eğitim, sağlık ve gıda harcamaları bu kapsamda değerlendirilmeyecek ve bu harcamalar vergi indirimine konu edilmeyecektir. Örneğin, kurumlar vergisinden muaf olan genel ve katma bütçeli dairelere ait ana okul ve bunların kantinlerinden yapılan giyim giderleri de vergi indirimine konu edilmeyecektir.

VI- VERGİ İNDİRİMİNE KONU OLACAK HARCAMA BELGELERİ

Ücretliler vergi indirimine konu olan harcamalarını, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinden alacakları;

- Fatura,

- Serbest meslek makbuzu,

- Perakende satış fişi,

- Ödeme kaydedici cihazlara ait satış (yazar kasa) fişi,

ile belgelendireceklerdir.

206 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde, kurumlar vergisinden muaf olan kurumların, düzenleyecekleri belgelerde ve ödeme kaydedici cihazlara ait satış (yazar kasa) fişlerinde, “Kurumlar Vergisinden Muaftır” ibaresine yer verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu ibarenin yer aldığı belgeler, vergi indirimine konu edilmeyecektir.

Gerçek kişilerden yapılan kiralamalarda, kira ödemesine ilişkin kira sözleşmesinin bir örneği ve banka dekontu, kira ödemesinin nakden yapılması halinde ise ödemeye ilişkin mal sahibinin vereceği belge ile kira sözleşmesinin bir örneği tevsik edici belge olarak kabul edilecektir.

Belgelerin ücretlinin kendisi, eşi ve çocukları adına düzenlenmiş olması gerekmektedir.

Bu konuda Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bir özelgede([1]);

“…beyana tabi gelirinizin sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olduğu belirtilerek, çocuklarınıza ait gitar kursu, basketbol kursu, üniversiteye hazırlık kapsamında dershane ücreti ile üniversite harç ücretinin eğitim harcamaları kapsamında olup olmadığı, sağlık harcamaları kapsamında, eczanelere ödenen ilaç bedeli ile kırtasiyelere ödenen kalem-defter vb. bedeli karşılığı alınan yazar kasa fişlerinin "tevsik edilecek belge" olarak kabul edilip edilmeyeceği, 20 yaşında üniversitede okuyan çocuğunuzun küçük çocuk kapsamına girip girmediği, gerçek gider yöntemini seçen mükelleflerin yaptıkları giderlerle ilgili belgeleri saklama süreleri bilinmekle birlikte, götürü gider yöntemini seçen mükelleflerin eğitim ve sağlık harcamaları ile ilgili belgelerin saklanıp saklanmayacağı, belgelerin beyannameye eklenmesi halinde e-beyanname verilmesinde nasıl bir yol izleneceği hususlarında Başkanlığımız görüşüne müracaat edildiği anlaşılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde, beyan edilen gelirin %10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının, gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirden indirilebileceği hükme bağlanmış, 13.08.2003 tarih ve 2003/3 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "küçük çocuk" tabirinden, 18 yaşını doldurmamış ve mükellef tarafından bakmakla yükümlü olunan (nafaka suretiyle bakılanlar dahil) kişilerin anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde faturanın tarifi yapılmış, müteakip maddelerinde ise fatura ve yerine geçen belgeler hükme bağlanmıştır.

3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanma Mecburiyeti Hakkında Kanunla perakende ticaretle uğraşan veya hizmet ifa eden birinci ve ikinci sınıf tacirlere fatura verme mecburiyeti olmayan satışlarının belgelendirilmesi için ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyeti getirilmiş olup, söz konusu cihazlar kullanılarak verilen satış fişleri ve rulolar, satışların ve yapılan işlerin belgelendirilmesinde kullanılmakta ve fatura yerine geçmektedir.

Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin birinci fıkrasında; "Bu kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bu Kanun’a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.

Defter tutmak mecburiyetinde olmayan mükellefler vergi matrahlarının tespiti ile ilgili giderlerini tevsike mecburdurlar. (Götürü usulde tespit edilen giderler hariç.) ..." hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların ise aynı Kanun’un 229 ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi biri ile tevsikinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili yayımlanan 206 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetine ilişkin hadde ulaşmayan mal ve hizmet alımları için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.

Diğer taraftan, anılan Kanun’un "Defter Tutma Mecburiyetinde Olmayanların Muhafaza Ödevi" başlıklı 254. maddesinde ise; "Bu Kanun’a göre defter tutmak mecburiyetinde olmayanlar 232, 234 ve 235. maddeler mucibince almaya mecbur oldukları fatura ve gider pusulası ve müstahsil makbuzlarını tarih sırası ile tanzim tarihlerini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar." hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde;

- 20 yaşında olduğunu belirttiğiniz çocuğunuz, "küçük çocuk" kapsamında değerlendirilemeyeceğinden söz konusu çocuk için yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasının 2. bendine göre indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

- Küçük çocuk kapsamına giren çocuğunuzun bulunması halinde Türkiye'de yaptığınız eğitim ve sağlık harcamalarının gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi ve beyan ettiğiniz gelirin %10'unu aşmaması şartıyla gider olarak indirime konu etmeniz mümkün bulunmaktadır.

- Eczanelere ödediğiniz ilaç bedeli ile kırtasiyelere ödediğiniz kalem-defter vb. bedeli karşılığı aldığınız yazar kasa fişleri "tevsik edilecek belge" olarak kabul edilmemekte olup kendinize, eşinize ve küçük çocuklarınıza ait faturaların kullanılması gerekmektedir.

- Diğer yandan, gerçek veya götürü gider yöntemi safi iradın bulunmasına yöneliktir. Eğitim ve sağlık harcamaları ise Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendine göre beyanname üzerinden yapılacak indirimlerle ilgili olup, mezkur maddeye göre beyanname üzerinde indirim konusu yaptığınız bu harcamalarla ilgili belgeleri, götürü gider yöntemini seçseniz dahi, yapılacak inceleme sırasında kanıtlayıcı vesika olarak ibraz edilmek üzere, tanzim tarihlerini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeniz gerekmekte olup, ayrıca beyannameye eklemenize gerek bulunmamaktadır.”

denilmiştir.

Çocuğun eğitim gördüğü okul tarafından alınan, kullanılması zorunlu kılınan ve faturalı olarak okulda satışı yapılan, okulun logosunu taşıyan ve haricen başka yerde kullanılamayacak olan tek tip okul kıyafetlerine yapılan harcamaların Gelir Vergisi Kanunu'nun 89. maddesi gereğince eğitim harcaması olarak indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Ankara Vergi Dairesi’nce verilen özelgede([2]), “eğitim kurumlarına devam eden öğrencilerin zorunlu olarak kullanmaları gereken okul kıyafetlerini sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılan ödemelerin eğitim harcaması olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, söz konusu harcamalarınızın eğitim gideri olarak kabul edilmesi ve Gelir Vergisi Kanunu'nun 89/2. bendine göre yıllık gelir vergisi beyannamesinde eğitim harcaması olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.” şeklinde görüş bildirilmiştir.

İstanbul Vergi Dairesi’nce verilen bir özelgede([3]), 18 yaşından büyük engelli bakıma muhtaç çocuğa yapılan sağlık harcamaların, Gayrimenkul Sermaye İradı Beyannamesinde, matrahın tespitinde indirim konusu yapılıp yapılmayacağı ile ilgili olarak;

“193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde, beyan edilen gelirin %10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının, gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirden indirilebileceği hükme bağlanmış, 13.08.2003 tarih ve 2003/3 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "küçük çocuk" tabirinden, 18 yaşını doldurmamış ve mükellef tarafından bakmakla yükümlü olunan (nafaka suretiyle bakılanlar dahil) kişilerin anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, 18 yaşından büyük olduğunu belirttiğiniz çocuğunuz, "küçük çocuk" kapsamında değerlendirilemeyeceğinden söz konusu çocuk için yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendine göre indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.”

denilmiştir.

Ayrı tespit edilebilen yemek bedelinin eğitim harcaması olarak gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılamayacağına ilişkin olarak Konya Vergi Dairesi’nce verilen özelgede([4]), “… Ancak, dilekçeniz ekinde yer alan ... İlköğretim Okulunun fatura plan listesinin incelenmesinden, faturada yer alan yemek ve eğitim bedelinin ayrı ayrı hesaplandığı anlaşılmıştır.

Bu çerçevede, söz konusu okul tarafından verilen ve bedeli ayrı olarak tespit edilebilen yemek hizmetine ait ücretin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca eğitim harcaması olarak yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.” şeklinde görüş bildirilmiştir.

Bu konuda İstanbul Vergi Dairesi’nce verilen bir özelgede([5]);

“…

- Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) master ve doktora eğitimi yapan çocuğunuzun yurt giderlerini, kayıt harçlarını, kitap, ders notları vb. masraflarını, master tezi harcamaları, master ve doktora sırasında ulusal ya da uluslararası toplantılara katılım masrafları, buralarda tebliğ sunmak için yapılan masraflar vb. giderlerin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı,

- Üniversite öğrenimi sırasında çocuğunuzun almış olduğu karşılıklı bursun geri ödemesini yaptığınız ve bu ödemeleri eğitim gideri olarak gösterip gösteremeyeceğiniz,

….

hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup, konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde; aynı maddede bentler halinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun’un 74. maddesinde, "Safi iradın bulunması için, 21. maddeye göre istisna edilen gayrisafi hasılata isabet edenler hariç olmak üzere gayrisafi hasılattan aşağıda yazılı giderler indirilir:

1. Kiraya veren tarafından ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri;

2. Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün ehemmiyeti ile mütenasip olan idare giderleri;

...

6- Kiraya verilen mal ve haklar için ayrılan amortismanlar (Amortismana tabi değer, malum ise maliyet bedeli, malum değilse, bina ve arazi için vergi değeri, diğer mallar için Vergi Usul Kanunu'nun 267. maddesinin 3. sırasına göre tespit edilen emsal değeridir.);

7- Kiraya verenin yaptığı onarım giderleri (Emlakın iktisadi değerini artıracak surette tevsii, tadili veya bunlara ilaveler yapılması için ihtiyar olunan giderler onarım gideri sayılmaz);

8- Kiraya verilen mal ve haklara ait bakım ve idame giderleri;

...." hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, aynı Kanun’un 89. maddesinde, "Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir:

1. Beyan edilen gelirin %15'ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla (Bu şartın tespitinde işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ile 63. maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ve bu bent kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı birlikte dikkate alınır.) mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin %50'si ile ölüm, kaza, hastalık, sağlık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri (Sigortanın Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması, prim tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması ve ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında ayrıca indirilmemiş bulunması şartıyla, eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde, bunlara ait prim kendi gelirlerinden indirilir.).

...

2. Beyan edilen (5281 sayılı Kanun’un 43/8-c maddesiyle değişen ibare. Geçerlilik; 01.01.2005, Yürürlük; 31.12.2004) gelirin % 10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121. madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler.) hükme bağlanmış olup 13/08/2013 tarih ve 2003/3 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde; "küçük çocuk" tabirinden, 18 yaşını doldurmamış ve mükellef tarafından bakmakla yükümlü olunan (nafaka suretiyle bakılanlar dahil) kişilerin anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

..." denilmektedir.

Ayrıca, 23.10.2012 tarih ve GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "çocuk" veya "küçük çocuk" tabirinden, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukların anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 315. maddesinde; "Mükellefler amortismana tâbi iktisadî kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilân edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlân edilecek oranların tespitinde iktisadî kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır." denilmiş, anılan maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden amortismana tabi iktisadi kıymetler için uygulanacak "Faydalı ömür ve Amortisman oranları" tespit edilmiş ve bu oranlar 339, 365, 389, 399 ve 406 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile değişik 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği eki liste açıklanmıştır.

Bu itibarla, gayrimenkul sermaye iradına kaynak teşkil eden konutların, 333 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ eki listenin "1.4.İkamet olarak kullanımdan kiralık hale getirilen evler" kısmında yer verilen 50 yıl ve % 2,00 amortisman oranı ile amortismana tabi tutulması gerekmektedir.

Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde;

- 25 yaşını doldurmamış olmak koşuluyla, bakmakla yükümlü olduğunuz çocuğunuz için yaptığınız ve beyan edilecek gelirinizin safi tutarının %10'luk kısmını aşmayan eğitim harcamalarının; Türkiye'de yapılması ve harcamaların yapıldığı eğitim kurumunun gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişiliğe haiz kurumlardan olması halinde, bu kurumdan alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden indirilmesi mümkün olup, kurumlar vergisinden muaf olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından tanzim edilen faturalarda yer alan eğitim harcamalarının (kayıt harçları, kalınan yurt için ödenen tutarlar, üniversite öğrenimi sırasında alınan karşılıklı burs geri ödemesi vb.) gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirilmesi mümkün değildir.

- Diğer taraftan, kira geliri elde ettiğiniz gayrimenkullerin idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile orantılı olan idare giderleri ile söz konusu gayrimenkul için yapılan onarım giderleri harcamanın yapıldığı yılın gideri olarak indirim konusu yapılması mümkün bulunmakta olup, gayrimenkulün iktisadi değerini arttıracak nev'iden yapılan harcamaların ise Gelir Vergisi Kanunu’nun 74. maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendine göre normal onarım gideri olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, gayrimenkulün değerini artıracak nev'iden harcamanın maliyet bedeline eklenerek amortisman yoluyla hasılattan indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

- Öte yandan, 6327 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yapılan değişiklik uyarınca, 1.1.2013 tarihinden itibaren, elde edilen gelirler için verilecek yıllık gelir vergisi beyannamelerinde, bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortaları için ödenen primlerin beyan edilen gelirin % 15'ine kadar olan kısmı matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir. Beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır. Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları hiçbir surette indirim konusu yapılmayacaktır.

Buna göre, yapmış olduğunuz özel sağlık sigortası primine ilişkin tutarlar beyan edilen gelirin % 15'i sınırı dahilinde gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecektir. Ayrıca, özel sağlık sigortası priminin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin (1) numaralı bendinde düzenlendiğinden ayrıca aynı maddenin (2) numaralı bendinde yer alan sağlık harcamaları kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

- Diğer taraftan, kiraya verilen gayrimenkulün maliyet bedeli üzerinden edinme tarihinden itibaren 50 yılda % 2,00 oranında amortisman ayrılması ve ayrılan amortismanların (istisnaya isabet eden kısım hariç olmak üzere) yıllar itibariyle indirime konu edilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak maliyet bedelinin bilinmemesi durumunda gayrimenkulün edinim tarihindeki vergi değerinin esas alınarak amortisman ayrılacağı da tabiidir.”

şeklinde görüş verilmiştir.(5)

Eğitim harcamalarının yıllık gelir vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı konusunda İstanbul Vergi Dairesi’nce verilen bir özelgede([6]);

“193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun "Diğer indirimler" başlıklı 89. maddesinde, gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimler bentler halinde sayılmış olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, "Beyan edilen gelirin % 10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121. madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler)" hükmüne yer verilmiştir.

Konuyla ilgili 23.10.2012 tarih ve GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "çocuk" veya "küçük çocuk" tabirinden, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukların anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3708 sayılı Kanunla değişik 56/b maddesinde, üniversitelerin ve yüksek teknoloji enstitülerinin, genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyetlerden, istisnalardan ve diğer mali kolaylıklardan aynen yararlanacakları; Ek 7. maddesinde ise vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarının, bu Kanun’un 56. maddesinde yer alan mali kolaylıklardan, muafiyetlerden ve istisnalardan aynen istifade edecekleri hükme bağlanmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, çocuğunuz için yaptığınız ve beyan edilecek gelirin %10'luk kısmını aşmayan eğitim harcamalarının; çocuğunuzun 25 yaşını doldurmamış olması, Türkiye'de yapılması, harcamanın yapıldığı eğitim kurumunun gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişiliğe haiz kurumlardan olması ve bu kurumlardan alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden indirilebilmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, indirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında, yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinde gayrisafi hasılattan giderler düşüldükten, indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki safi irat tutarı esas alınacaktır.

Ancak, vakıflar tarafından kurulan üniversiteler kurumlar vergisinden muaf olduklarından, anılan kurumlara çocuğunuz için ödemiş olduğunuz tutarların gelir vergisi beyannamenizde indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.”

şeklinde görüş verilmiştir.

* Gelir İdaresi Başkanlığı Müdürü

[1] Ankara VDB’nin, 21.02.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.18.02-32227-8512-267 sayılı özelgesi

[2] Ankara VDB’nin, 24.08.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.16.01-120[89-11/1]-666 sayılı özelgesi

[3] İstanbul VDB’nin, 26.04.2012 tarih ve 62030549-120[89-2012/100]-1458 sayılı özelgesi

[4] Konya VDB’nin, 24.04.2014 tarih ve 31435689-120[89-2013/1153]-57 sayılı özelgesi

[5] İstanbul VDB’nin, 15.04.2014 tarih ve 62030549-120[74-2013/220]-948 sayılı özelgesi

[6] İstanbul VDB’nin, 21.05.2013 tarih ve 62030549-120[89-2013/140]-744 sayılı özelgesi

438 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81