Ara
  • Olga Ateş

TTK’ya Göre Ortaklara Borçlanma Yasağı ve Avans Kâr Payı Dağıtımı

Mustafa Sefa KARA*

Yaklaşım Dergisi

I- GİRİŞ

Bilindiği üzere 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK beraberinde birçok tartışmalı konuyu da gündeme getirmiştir. Bunlardan biri de şirket ortaklarının Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren, şirket kasasını “kendi keseleri” olarak görerek şirkete borçlanmalarının yasaklanmasıdır. Bu düzenlemeyle ortakların şirketin sahip olduğu varlıkları kendi ihtiyaçlarına kanalize etmeleri engellenmeye çalışılmıştır. Uygulamanın yaratacağı olumsuzluğu gidermek amacıyla 6762 sayılı TTK ile halka açık anonim şirketler tarafından uygulanmış olan avans kâr payı dağıtımı müessesesi 6102 sayılı TTK ile tüm sermaye şirketleri tarafından uygulanabilir hale getirilmiştir. 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde düzenlenmiş olan Avans Kâr Payı Dağıtımı müessesesi 6 ve 7 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğleri ile son halini almıştır.

Biz de bu bilgiler ışığında Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle beraber ortakların şirketle olan ticari münasebetlerinde nasıl bir yol izlemeleri gerektiği hususunu değerlendirmeye çalışacağız.

II- TTK’DA ORTAKLARA BORÇ KULLANDIRMA YASAĞI

Türk ticari hayatında en önemli sorunlardan biri şirket ortaklarının finansman ihtiyaçlarını şirket varlıklarından karşılayarak şirketi ortaklar için bir kredi kuruluşu olarak algılamalarıdır. Halbuki bu algı hem vergi kanunları açısından sorun teşkil etmekte hem de şirketin ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olduğu hususunu göz ardı etmektedir. Ticaret şirketleri kuruluş amaçları doğrultusunda gerçekleştirmiş oldukları ticari iş ve işlemlerinden dolayı ortaklardan ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulurlar. Dolayısıyla her ne kadar kuruluş aşamasına kadar sermayedar bir başka gerçek ya da tüzel kişi olsa da şirket kurulduktan itibaren asıl amaç kendi tüzel kişiliğinin devamını sağlamaktır. Buradan hareketle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler basiretli bir ticaret erbabı gibi davranarak şirket kaynaklarının efektif şekilde kullanılması yönünde hareket etmelidirler.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun([1]) 358. maddesinin ilk halinde sermaye şirketleri bakımından kurumsal yönetimi hakim kılabilmek amacıyla “iştirak taahhüdünden doğan borç hariç, pay sahipleri şirkete borçlanamaz.” hükmüne yer verilerek, şirket varlıklarının ortakların kişisel amaçları doğrultusunda kullanılması yasaklanmıştır. Ancak 26.06.2012 tarihinde 6335 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu madde hükmü “Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.” şeklini almıştır. Görüleceği üzere madde hükmü yumuşatılmış olup, sert çizgilerle yasaklanan ortaklara borçlanma durumu belirli şartların sağlanması halinde yasak kapsamından çıkarılmıştır. Ancak ortakların şirkete borçlanmaları durumunda KVK’nın 13. maddesinde yer alan Transfer Fiyatlandırması hükümlerinin uygulanacağı tabiidir. Vergilendirme noktasında bu hususun gözden kaçırılmaması gerekir.

TTK’nın 395. maddesinin 2. fıkrasında “Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393. maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir.” denilerek pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin ve bunların pay sahibi olmayan alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut (üçüncü derece dâhil) üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının da şirketten borçlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun’un 644. Maddesinde; anonim şirketler için belirlenen, borçlanma yasağına ilişkin 358. maddesi, müdürlerin yakınlarının şirkete borçlanmasına ilişkin 395. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi, kâr payı avansına ilişkin 509. maddenin üçüncü fıkrası hükümlerinin limited şirketler için de uygulanacağı belirtilmiştir.

Görüleceği üzere, bu düzenlemeler, şirket varlıklarının ortaklar ve yöneticiler tarafından kişisel amaçlar için kullanılmasının önüne geçilmesine ve sermaye şirketlerinin kurumsal kimliklerinin korunmasına yöneliktir.

Peki ya hükme aykırı davranılmasının cezai yaptırımı ne olacaktır?

Yeni TTK’nın “Suçlar ve cezalar” başlıklı 562. maddesinin 5. fıkrasının (c) ve (d) bentlerinde yer alan hükümlere göre şirkete borçlanan ortakların ve yöneticilerin üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları gerekmektedir. Gözden kaçırılmaması gereken bir husus, cezai yaptırım olarak idari para cezası değil adli para cezası öngörülmüş olmasıdır. Adli para cezalarıyla idari para cezaları arasındaki ayrım infaz noktasında devreye girmektedir.

İlgili kanunlarında ödeme zamanı gösterilmemiş olan idari para cezalarının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 37. maddesine göre kesinleştikten sonra 1 ay içinde ödenmesi gerekmektedir. Bu süre içerisinde ödenmeyen idari para cezaları, ödeme emri tebliğ edilmek suretiyle cebri icra takibine tabi tutularak tahsil edilecektir.

Adli para cezaları ise Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesinin 4. fıkrasında; hakimin, kişinin ekonomik ve şahsi hallerini de göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği ve bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebileceği belirtilerek taksit süresinin iki yılı geçemeyeceği ve taksit miktarının dörtten az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, maddenin devamında taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilmiştir. Görüleceği üzere idari para cezasının ödenmemesi halinde cebri icra takibi gündeme gelirken adli para cezasının ödenmemesinin yaptırımı hapsen tazyike bağlanmıştır.

III- YENİ TTK’YA GÖRE AVANS KÂR PAYI DAĞITIMI VE VERGİLENDİRİLMESİ

Yukarıda ayrıntılarıyla ele almış olduğumuz üzere 6102 sayılı TTK, şirketlerin sahip oldukları mevcutlarını ortaklara kullandırmasını belli koşullar altında yasaklamış ve kullandıran şirketler açısından cezai yaptırımlar öngörmüştür. Kanun koyucu bu düzenlemenin şirket pay sahipleri açısından doğurabileceği olumsuzluğu da göz önünde bulundurarak Kanun’un yürürlük tarihine kadar halka açık A.Ş.’ler tarafından uygulanan avans kâr payı düzenlemesini halka açık olmayan şirketler açısından da uygulanabilir hale getirmiştir.

6102 sayılı TTK’nın 509/3. maddesine göre “kâr payı avansı, sermaye piyasasına tabi olmayan şirketlerde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın tebliği ile düzenlenir.” Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da Yasa’nın kendisine verdiği bu yetkiyi kullanarak “Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ”i([2]) yayımlamıştır. Uygulamanın vergisel yönü ise 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 15.6.6. bölümünde “Avans kâr payı dağıtımı” başlığı altında açıklanmıştır. Avans kâr payı dağıtımı müessesesi yukarıda yer vermiş olduğumuz yasal düzenlemeler çerçevesinde yürütülmektedir. Biz de aşağıda iki başlık altında bu iki yasal düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerimizi sunduktan sonra konuyu bir örnekle açıklığa kavuşturmaya çalışacağız.

A- KÂR PAYI AVANSI DAĞITIMI HAKKINDA TEBLİĞ’E İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

TTK’nın 509. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan “Kâr Payı Dağıtımı Hakkında Tebliğ” 09.08.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Tebliğ ile şirketlerin kâr payı avansı dağıtımında uyacakları usul ve esaslar düzenlenmiştir. Tebliğ 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olmayan anonim şirketler ile limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri kapsamaktadır.

Tebliğe göre şirketlerin kâr payı avansı dağıtabilmeleri için, şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtılmasına ilişkin karar alınması ve kâr payı avansı dağıtılacak hesap döneminde hazırlanan üç, altı veya dokuz aylık ara dönem finansal tablolara göre kâr edilmiş olması gereklidir.

1- Şirket Genel Kurulunca Alınacak Kararın İçeriği

Şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtımına karar verildiği durumda bu kararda aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur.

a) İlgili hesap dönemi sonunda, yıl içinde dağıtılan kâr payı avansını karşılayacak tutarda net dönem kârı oluşmaması durumunda, net dönem kârını aşan kâr payı avanslarının varsa bir önceki yıla ait bilançoda yer alan serbest yedek akçelerden mahsup edileceği, serbest yedek akçe tutarının da dağıtılan kâr payı avanslarını karşılayamaması halinde fazla ödenmiş olan kâr payı avanslarının yönetim organının ihtarı üzerine ortaklar tarafından şirkete iade edileceği,

Örnek:

2014 yılında dağıtılan kâr payı avansı tutarı: 30.000 TL

Dönem sonu dağıtılabilir kâr: 20.000 TL

Önceki yıl serbest yedek akçe: 5.000 TL

Geri çağırılması gereken kâr payı avansı tutarı: 5.000 TL [(30.000-20.000)–5.000]= 5.000 TL

b) İlgili hesap dönemi sonunda zarar oluşması;

- Varsa bir önceki yıla ait bilançoda yer alan genel kanuni yedek akçeler ile serbest yedek akçelerin öncelikle oluşan zararın mahsubunda kullanılacağı, bu akçelerin oluşan zararı karşılayamaması halinde dönem içinde dağıtılan kâr payı avanslarının tamamının yönetim organının ihtarı üzerine ortaklar tarafından şirkete iade edileceği,

Örnek:

Önceki yıl genel kanuni yedek akçe: 5.000 TL

Serbest yedek akçe: 7.500 TL

Dönem Zararı: 15.000 TL

Dönem içi dağıtılan kâr payı avansı: 20.000 TL

Geri çağırılması gereken tutar: 20.000 TL’dir.

- Genel kanuni yedek akçeler ile serbest yedek akçelerin, oluşan dönem zararından mahsubu sonrasında bakiye serbest yedek akçe tutarının dağıtılan kâr payı avanslarından indirileceği, indirim işlemi sonucunda dönem içinde dağıtılan kâr payı avansı tutarının bakiye serbest yedek akçe tutarını aşması halinde ise aşan kısmının yönetim organının ihtarı üzerine ortaklar tarafından şirkete iade edileceği.

Örnek:

Önceki yıl genel kanuni yedek akçe: 10.000 TL

Serbest yedek akçe: 7.500 TL

Dönem Zararı: 15.000 TL

Dönem içi dağıtılan kâr payı avansı: 20.000 TL

Geri çağırılması gereken tutar: 20.000-[(7.500+10.000)-15.000]=17.500 TL’dir.

Dağıtım kararı, kâr payı avansı dağıtılacak hesap dönemi içinde yapılacak genel kurul toplantısında karara bağlanır. Anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, genel kurulca bu yönde karar alınabilmesi için sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır olması, bu nisabın toplantı süresince korunması ve toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğunun kâr payı avansı dağıtılması yönünde kullanılmış olması, limited şirketlerde ise toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğunun kâr payı avansı dağıtılması yönünde olması gereklidir.

İlgili hesap dönemi öncesinde ödenen kâr payı avanslarının, ilgili olduğu yılın net dönem kârından mahsup edilmesi şarttır. Bu işlem yapılmadan, şirket genel kurulunca kâr payı dağıtılmasına ve kâr payı avansı ödenmesine karar verilemez.

2- Dağıtılacak Kâr Payı Avansı Tutarı ve Hesaplanması

Dağıtılacak kâr payı avansı tutarının tespiti ve hesaplama şekline ise Tebliğin 7. maddesinde yer verilmiştir. Dağıtılacak kâr payı avansı; varsa geçmiş yıllar zararlarının tamamının, vergi, fon ve mali karşılıkların, kanunlara ve sözleşmeye göre ayrılması gereken yedek akçelerin, varsa imtiyazlı pay sahipleri, intifa senedi sahipleri ve kâra katılan diğer kimseler için ayrılacak tutarların, oluşan ara dönem kârından indirilmesi suretiyle hesaplanır. Ödenecek kâr payı avansı, bu şekilde hesaplanan tutarın yarısını geçemez.

Aynı hesap dönemi içinde izleyen ara dönemlerde de kâr oluşması halinde dağıtılacak kâr payı avansı tutarı birinci fıkrada belirtilenlerin yanı sıra önceki ara dönem veya dönemlerde ödenmiş olan kâr payı avansı tutarları da indirilerek hesaplanır. Ödenecek kâr payı avansı, bu şekilde hesaplanan tutarın yarısını geçemez.

3- Kâr Payı Avansı Ödemeleri

Hesaplanan kâr payı avansı tutarlarının ödenmesi esnasında ise aşağıdaki hususları göz önünde bulunmak gerekir.

(1) Kâr payı avansı, dağıtım tarihleri itibarıyla ortaklara payları oranında ödenir.

(2) Kâr payı avansı, kârdan imtiyazlı paylara imtiyaz dikkate alınmadan ödenir. İntifa senedi sahiplerine, ortak olmayan yönetim organı üyelerine ve ortaklar dışında kâra katılan diğer kimselere kâr payı avansı ödenemez.

(3) Ortakların sermaye taahhüt borçları dışında şirkete borçlu olmaları halinde söz konusu borç ortağa ödenecek kâr payı avansından mahsup edilir.

Bir hesap döneminde kâr payı avansı dağıtan ve ardından sermaye artırımı gerçekleştiren şirket, aynı hesap döneminde tekrar kâr payı avansı dağıtmak istediğinde aşağıda belirtilen esaslara uyar.

(1) Sermaye artırımı sonrasında yapılacak kâr payı avansı ödemesinde, yeni ortaklara öncelik verilir.

(2) Söz konusu öncelik, eski ve yeni ortakların dönem içerisinde her pay için aldıkları toplam kâr payı avans tutarları eşitleninceye kadar devam eder.

(3) Eski ve yeni ortakların hesap dönemi içerisinde her pay için aldıkları toplam kâr payı avans tutarları eşitlendikten sonra, kalan kâr payı avansı tutarı veya bir sonraki ara hesap döneminde ödenecek kâr payı avansı tutarı mevcut ortaklara payları nispetinde ödenir.

4- Kâr Payı Avansı İşlemlerinde Yönetim Organının Görevleri

Genel kurul tarafından kâr payı avansı dağıtılmasına karar verilmesi ve ara dönem finansal tablolara göre de kâr edilmiş olması halinde şirket yönetim organınca sırasıyla aşağıdaki görevler yerine getirilir.

1- Kâr payı avansı dağıtımına ilişkin rapor hazırlanır ve bu raporda;

- Kâr payı avansı dağıtımına dayanak oluşturan ara dönem finansal tabloların Kanun’un 515. maddesinde belirtilen dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlandığı,

- Dağıtılacak kâr payı avansı tutarının 7. maddeye uygun olarak hesaplandığı,

belirtilir. Yapılan hesaplamalara ve diğer şartların yerine getirilmiş olduğuna dayanak teşkil eden belgeler bu rapora ek yapılır.

2- Raporda tespit edilen kâr payı avansının ortaklara ödenmesine ve bu ödemelerin yapılma usulüne ilişkin karar alınır.

3- Kâr payı avansı tutarları 8. maddeye uygun olarak kararı izleyen en geç 6 hafta içerisinde ödenir.

4- Hamiline yazılı pay senedi sahiplerine kâr payı avansı ödenirken gerekli güvence yönetim organı tarafından alınır.

5- Zarar durumu veya dağıtılan kâr payı avansı tutarının ilgili hesap dönemi sonunda oluşan kardan fazla olması halinde fazladan ödenen kâr payı avanslarının ortaklardan tahsil edilerek şirkete iadesine ilişkin işlemler yönetim organınca yerine getirilir.

B- 1 SERİ NO.LU KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ’NE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

Avans Kâr Payı Dağıtımı müessesesinin vergisel yönü ise 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 15.6.6. bölümünde açıklanmıştır. Söz konusu Tebliğde yer alan düzenleme 6 ve 7 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğleri ile değişikliğe uğramıştır. Düzenlemenin son şekline göre kurumlar vergisi mükelleflerince avans kâr payı dağıtımı yapılması halinde, dağıtılan kâr payları üzerinden elde edenin hukuki niteliğine göre GVK’nın 94. ve KVK’nın 15 ve 30. maddelerine göre vergi kesintisi yapılacaktır. Kesilen vergiler, avans kâr payı dağıtımının yapıldığı aya ait muhtasar beyanname ile beyan edilecektir.

Avans kâr payı dağıtımında kurum ortakları açısından elde etme, kurumun yıllık safi kazancının kesinleşip, kârın nakden veya hesaben dağıtıldığı, diğer bir ifadeyle avansın kâr dağıtım kararı uyarınca dağıtılan kârdan mahsup edildiği tarihte gerçekleşecektir. Şu kadar ki; bu süre, ilgili hesap dönemine ilişkin beyannamenin verilmesi gereken tarihi içeren hesap döneminin sonunu geçemeyecektir. Yani kurum 2014 yılının 3. geçici vergi döneminde avans kâr payı dağıtımı yapmışsa, ortaklar açısından elde etme 2014 yılına ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannamesinin verildiği dönem olan 2015/Nisan ayından sonra nihai kâr dağıtımının yapıldığı tarihte gerçekleşecektir. Buradan hareketle elde eden açısından söz konusu kâr payı 2015 yılının geliri olacaktır.

Avans kâr payı dağıtılması halinde, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükümleri uygulanmayacaktır.

Ancak, hesap dönemi itibarıyla zarar doğması veya safi kazancın avans olarak dağıtımı yapılan kârdan düşük çıkması halinde, ilgili mevzuatına göre geri çağrılan tutarlara transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükümleri uygulanacaktır. Aynı husus, birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerinin bitiminde zarar doğması veya safi kazancın avans olarak dağıtımı yapılan kârdan düşük olması halinde de geçerlidir.

Peki geri çağırılan tutarlara ilişkin olarak daha önce kesinti suretiyle ödenen vergiler ne şekilde iade edilecektir? 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde yapılan açıklama aşağıdaki gibidir:

“Geri çağrılan avans kâr payları üzerinden şirket tarafından kesinti suretiyle ödenmiş olan vergiler, bu işlemin yapıldığı vergilendirme döneminde 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “3. Gelir ve Kurumlar Vergisi ile İlgili Vergi Hatalarından Kaynaklanan İade İşlemleri” bölümünde yapılan açıklamalara göre mahsup veya iade edilecektir.”

Tebliğde yıllara sari inşaat işi ile iştigal edenlerin dağıtılabilecek avans kâr payı tutarlarını, devam eden işlerin gerçekleşen maliyet ve hakedişleri arasındaki müspet farktan, kesinti suretiyle ödenen vergiler, varsa geçmiş yıl zararlarının tamamı ile kanunlara ve esas sözleşmeye göre ayrılmak zorunda olan yedek akçeler düşüldükten sonra kalan kısmın yarısı üzerinden hesaplayacakları ve bu hesaplamanın yapılması için ayrıca bir bilanço düzenlemesine gerek bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak burada tartışılması gereken öncelikli konu YYİO işleri ile iştigal edenlerin kâr payı avansı dağıtıp dağıtamayacaklarıdır. Çünkü hatırlarsanız çalışmamızın III/A bölümünde yer verilen Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ’de, şirketlerin kâr payı avansı dağıtabilmeleri için, şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtılmasına ilişkin karar alınmasının ve kâr payı avansı dağıtılacak hesap döneminde hazırlanan üç, altı veya dokuz aylık ara dönem finansal tablolara göre kâr edilmiş olmasının şart olduğu belirtilmişti. Söz konusu düzenleme avans kâr payı dağıtımı müessesesinin iskeletidir. Dolayısıyla bu düzenlemeyi görmezden gelerek herhangi bir kâr hesaplanmadan avans kâr payı dağıtılabileceğine müsaade etmek ne kadar doğru olur?

Şimdilik tartışmalı olan bu hususun ilerleyen dönemlerde tebliğ ve özelgelerle açıklığa kavuşacağını düşünmekle beraber YYİO işleri ile iştigal edenlerin de bu uygulamadan faydalanması gerektiği düşüncesindeyiz.

IV- KÂR PAYI AVANSI OLARAK DAĞITILACAK TUTARIN TESPİTİNE İLİŞKİN ÖRNEK

(X) A.Ş. nin 2014 yılı 3.Geçici Vergi Dönemi kurumlar vergisi beyanı aşağıdaki gibidir.

Ticari Bilanço Kârı 4.000.000,00 TL

KKEG 1.000.000,00 TL

Mali Kâr 5.000.000,00 TL

Hesaplanan KV 1.000.000,00 TL

Şirketin ödenmiş sermayesi 25.000.000,00 TL’dir.

Önceki dönem ayrılan I.Tertip Yasal Yedek Akçe = 350.000,00 TL’dir.

Ayrılacak I. Tertip yasal yedek 4.000.000,00 × 0.05 = 200.000,00 TL’dir.

(1) Ticari Bilanço Kârı 4.000.000,00 TL

(2) Hesaplanan KV 1.000.000,00 TL

(3) KALAN (1 – 2 =) 3.000.000,00 TL

(4) I Tertip Yasal Yedek Akçe (1 × 0.05 ) 200.000,00 TL

(5) Kâr Payı Avansına Esas Teşkil Eden Tutar 2.800.000,00 TL

(6) Dağıtılabilecek Kâr Payı Avansı Tutarı (2.800.000,00/2=) 1.400.000,00 TL

(7) II Tertip Yasal Yedek Akçe (1.400,000,00 x 0.10=) 140.000,00 TL

(8) Ödenecek Kâr Payı Avansı Tutarı 1.260.000,00 TL

Ödenecek avans kâr payı tutarı; 3. geçici vergi döneminde doğan ticari bilanço karı üzerinden yasal yedek akçeler ve vergi karşılıkları ayrıldıktan sonra, kalan kısmın Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ’in 7. maddesinde öngörüldüğü üzere yarısı olacaktır.

Hesaplanan 1.260.000,00 TL’nin dağıtımına karar verilmesi halinde, bu tutar üzerinden elde edenin tam mükellef gerçek kişi, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar veya bu vergilerden muaf olanlardan herhangi biri olması halinde, GVK’nın 94-6/b-ii maddesine göre vergi kesintisi yapılacaktır. Kesilen 189.000,00 TL tutarındaki vergi, avans kâr payı dağıtımının yapıldığı aya ait muhtasar beyanname ile beyan edilecektir.

Ödenecek Kâr Payı Avansı Tutarı 1.260.000,00 TL

GVK 94-6/b-ii (1.260.000,00×0,15) = 189.000,00 TL

Ortaklara Dağıtılacak Net Avans Kâr Payı 1.071,000,00 TL

Kâr payı avansı, dağıtım tarihleri itibarıyla ortaklara payları oranında ödenir. Ortakların sermaye taahhüt borçları dışında şirkete borçlu olmaları halinde söz konusu borç ortağa ödenecek kâr payı avansından mahsup edilir.

Avans kâr payı dağıtımında kurum ortakları açısından elde etme, kurumun yıllık safi kazancının kesinleşip, nakden veya hesaben dağıtıldığı tarihte gerçekleşecektir. Şu kadar ki bu süre ilgili hesap dönemine ilişkin beyannamenin verildiği hesap döneminin sonunu geçemeyecektir.

Dolayısıyla X A.Ş. ortakları açısından elde etme, 2014 yılına ilişkin Kurumlar Vergisi beyannamesinin verilme gereken tarih olan Nisan/2015’ den sonra gerçekleşecektir. Çünkü safi kazancın kesinleşmesi beyannamenin verilmesi ve verginin hesaplanması ile mümkündür. Ancak elde etme tarihinin 2015 yılının sonunu geçemeyeceği gözden kaçırılmamalıdır.

Normal şartlar altında çalışmamızın III. Bölümünde yer verilen yasal düzenlemeler çerçevesinde geçici vergi dönemleri itibariyle hesaplanan avans kâr payları, hesap dönemi sonunda hesaplanan net dağıtabilir kâr tutarından mahsup edilir. Mahsup işleminden sonra halen dağıtılabilir kâr söz konusu ise pay sahiplerine hisseleri oranında dağıtımı yapılır.

V- SONUÇ

Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile ticaret hayatının kurumsallaşması yolunda yeni adımlar atılmıştır. Bu adımlardan bir tanesi de pay sahiplerinin şirketten borçlanmasının yasaklanmasıdır. Kanun koyucu bu uygulamanın doğuracağı olumsuzlukları da gidermek maksadıyla avans kâr payı dağıtımı müessesini tüm sermaye şirketleri açısından uygulanır hale getirmiştir. Uygulamaya ilişkin tartışmalı birkaç husus söz konusu olsa da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı yayımlamış oldukları tebliğlerle uygulamanın çerçevesini çizmiştir. Söz konusu yasal düzenlemelerin göz önünde bulundurulması halinde cezalı tarhiyatlarla karşılaşma ihtimali en aza inecektir.

* Vergi Müfettiş Yrd.

[1] 14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[2] 09.08.2012 tarih ve 28379 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İdari Para Cezalarına İtiraz Yolları

Fahrettin YÜKSEK* Yaklaşım Dergisi I- GİRİŞ Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ceza uygulamaları yönünden ülkemizdeki birçok kamu kurumunun cezaları ile karşılaştırıldığında daha ağır yaptırımları bulunmaktad

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81