Ara
  • Olga Ateş

Vergisel İşlemlere Karşı Başvurulacak Yargı Yolları

Yunus DEMİRKOL

Lebib Yalkın Dergisi

Özet

2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununda yapılan son değişiklikler ile birlikte vergi yargısına ilişkin olarak önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler ile birlikte yargının daha etkin işlemesi, yargılamanın gereksiz yere uzatılmaması vb. hedeflenmiştir. Bu çalışmamızda son değişiklikler ışığında vergi yargısı anlatılmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Vergi mahkemesi, vergi davası, vergi yargısı, istinaf, temyiz.

1. Giriş

Mükellefler, vergi idaresi tarafından tarh edilen vergiler ve kesilen cezaları ödemekle birlikte kimi zaman da yargı yoluna başvurabilmektedirler.

Bu çalışmamızda mükelleflerin tarh eden vergi ve kesilen cezalara karşı yargı yoluna başvurması durumları ele alınmıştır. Vergi idaresi tarafından yapılan vergisel işlemlere karşı, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında kurulan Vergi Mahkemelerine dava açılabilmekte, ilgili davalar ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu ve ilgili diğer mevzuatlar kapsamında görülmektedir.

Çalışmamızda 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununda (İYUK) vergisel işlemlere karşı açılacak davalara ilişkin yapılan son değişiklikler irdelenmiştir.

2. İlgili Mevzuat

2.1. Başvurulacak Yargı Yolu ve Başvuru Dilekçesi

2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununa göre; menfaati ihlal edilenler idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından herhangi birine ilişkin hukuka aykırılıkları dolayısıyla iptal davası açabilirler.

Davaya bakmakla yetkili mahkeme;

- Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen,

- Gümrük Kanunu'na göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikâyet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri tarh ve tahakkuk ettiren,

- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasında ödeme emrini düzenleyen,

- Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işleri yapan,

vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.

Vergi mahkemeleri; Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, belirtilen konulara ilişkin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümlemektedir.

Mükellefler tarafından vergi idaresinin bulunduğu yer vergi mahkemesine dava açılırken verilecek dilekçede aşağıdaki hususların yer alması gerekmektedir;

1- Tarafların veya varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

2- Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,

3- Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,

4- Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda uyuşmazlık konusu miktar,

5- Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası,

gösterilir.

Dilekçeler, ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilmektedir.

Her bir idari işleme ayrı ayrı dava açılabilmektedir. Ancak bazı durumlarda tek dilekçe ile birden fazla işleme karşı dava açılabileceği gibi, bazı durumlarda da tek dilekçe ile birden fazla kişi ortak dava açabilmektedir. Tek dilekçe ile birden fazla işleme dava açılabilmesi için işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunması gerekmektedir. Aynı dilekçe ile birden fazla kişinin ortak dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekmektedir.

2.2. Dava Açma Süresi ve Mahkemece Yapılacak İlk İnceleme

Mükellefler, vergi, resim, harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda; Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde vergi mahkemesine dava açabilmektedirler.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ek 11. maddesinde (VUK) Tarhiyat Öncesi Uzlaşmaya ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Tarhiyat öncesi uzlaşma neticesinde vergi ve cezalarda, "uzlaşma görüşmeleri sonucunda uzlaşma sağlanamaz ise vergi dairesine gelen inceleme raporunda önerilen matrah veya matrah farkı üzerinden vergi dairesince gerekli tarh işlemi yapılır.

Uzlaşılamayan söz konusu vergi ve cezaya ilişkin olarak ilgili vergi dairesince yapılacak tarhiyata karşı, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihini takip eden 30 günlük dava açma süresi içinde dava açılabilir."

213 sayılı VUK'un ek 1. maddesinde Tarhiyat Sonrası Uzlaşmaya ilişkin hükümler yer almaktadır. Mükellefler tarafından tarhiyat sonrası uzlaşma talep edilmesi durumunda dava açma süreleri durmaktadır. Uzlaşma sağlanamaması durumunda, bu hususa ilişkin tutanağın mükellefe tebliğ tarihinden itibaren ise dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir. Dava açma süresi yeniden işlemeye başladığında, dava açmak için 15 günden fazla bir zaman kalmışsa bu süre içinde dava açılmalıdır. Ancak dava açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmışsa dava açma süresi 15 gün olarak uzamaktadır.

Mükellefler tarafından vergi mahkemesine başvuru yapılması neticesinde mahkeme tarafından aşağıda yer alan hususlar sırasıyla ilk olarak incelenir;

- Görev ve yetki,

- İdari merci tecavüzü,

- Ehliyet,

- İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

- Süre aşımı,

- Husumet,

- İYUK'da yer alan dilekçelere ilişkin 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları.

2.3. Davanın Mahkemede Görülmesi ve Duruşma, Yürütmenin Durdurulması Kararı, Mahkeme Kararlarının İcrası ve Vergi Mahkemesi Kararlarına Karşı Başvurulacak Yargı Yolları

2.3.1. Davanın Mahkemede Görülmesi ve Duruşmaya İlişkin Hususlar:

Mahkeme tarafından ilk inceleme neticesinde dilekçenin kabul edilmesi üzerine, dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma dilekçesi ise davacıya tebliğ olunur. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde cevap verebilirler. Bu süre haklı sebeplere dayanarak 30 gün daha uzatılabilmektedir.

Vergi mahkemelerinde açılan iptal ve (2014 yılı için) 28.000,00 TL'yi (yirmi sekiz bin TL) aşan vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin vergi davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.

Temyiz ve istinaflarda ise duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili Bölge İdare Mahkemesinin kararına bağlıdır.

Duruşmalı davalarda duruşma yapıldıktan sonra en geç 15 gün içinde karar verilmesi gerekmektedir.

2.3.2. Yürütmenin Durdurulması Kararı ve Mahkeme Kararlarının İcrası:

Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurmaktadır. Ancak, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması üzerine verilen dosyanın işlemden kaldırılması kararı durumunda işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam etmektedir. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmamaktadır. Bunlar hakkında da yürütmenin durdurulması istenebilmektedir.

Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilmektedir. Ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenmektedir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.

Burada yer alan adli yardımın tanımı ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yapılmıştır. Buna göre; "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler." hükmü yer almaktadır.

Vergi mahkemeleri tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararlarına karşı 7 gün içinde bölge idare mahkemesine, çalışmaya ara verme sırasında ise en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilmektedir. İtiraz üzerine verilen kararlar ise kesindir.

Vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu işlemde süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak 30 günü geçemeyecektir.

2.3.3. Vergi Mahkemesi Kararlarına Karşı Başvurulacak Yargı Yolları:

2.3.3.1. İstinaf

Vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak bu hüküm vergi mahkemesinin her türlü kararlarına karşı bölge idare mahkemesine istinaf yolunun açık olduğu anlamına gelmemektedir. Vergi mahkemesi tarafından verilen ve konusu 5.000,00 TL'yi (beş bin TL) geçmeyen vergi davalarına hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacaktır. Bunun dışında kalıp da vergi mahkemesince verilen tüm kararlara karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulabilmektedir.

Vergi davalarına konu olan idari işlemin tutarının 100.000,00 TL'yi (yüz bin TL) aşmaması durumunda bölge idare mahkemesi tarafından verilen karar kesindir. Yani bölge idare mahkemesi tarafından verilen bu kararlara karşı başka herhangi bir yargı merciine gidilememektedir.

2.3.3.2. Temyiz

Bölge idare mahkemesi kararlarına karşı Danıştay'a temyiz yoluyla başvurulabilmektedir. Bu başvuruda süre bölge idare mahkemesinin kararının tebliği tarihinden itibaren 30 gündür. İfadeden de anlaşılacağı üzere son değişikliklerle birlikte artık vergi mahkemesi kararlarına karşı Danıştay'a başvurulamamaktadır. Ancak bölge idare mahkemesine başvurulabilmekte, bölge idare mahkemesi kararına karşı Danıştay'a başvurulabilmektedir.

Bölge idare mahkemesi tarafından verilen ve konusu 100.000,00 TL'yi (yüz bin TL) aşan kararlara karşı temyiz yoluyla Danıştay'a başvurulabilmektedir.

2.3.3.3. Yargılamanın Yenilenmesi

Vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilmektedir.

a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,

b) Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,

c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,

d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,

e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,

f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,

g) Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,

h) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.

ı) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.

Yargılamanın yenilenmesi süresi, (h) bendinde yazılı sebep için on yıl, (ı) bendinde yazılı sebep için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl ve diğer sebepler için altmış gündür. Bu süreler, dayanılan sebebin istemde bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanmaktadır.

3. Sonuç

Kamuoyunda 5. Yargı paketi olarak bilinen 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Yasa ile birlikte yargısal işlemlere ilişkin önemli değişiklikler yapılmıştır. Vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz yollarında yapılan değişiklikler de bu değişiklikler arasında önemli bir yere sahiptir.

Yeni düzenlemelerle birlikte vergi mahkemesinin kesin nitelikli kararına yer verilmiş, vergi mahkemesi tarafından tek hakimle verilen kararlara karşı itiraz yoluyla bölge idare mahkemesine, kurul halinde verilen kararlara karşı ise temyiz yoluyla Danıştay'a gitme şeklinde ikili düzenleme kaldırılmış yerine vergi mahkemesi tarafından verilen ve kesinlik niteliği taşımayan kararlarına karşı istinaf yoluyla bölge idare mahkemesine gidilebileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Yeni düzenleme ile birlikte Danıştay'a ancak bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluyla gidilebilmektedir.

Ancak yukarıda yer alan düzenlemeler bölge idare mahkemesinin tüm yurtta faaliyete geçinceye kadar uygulanmayacak olup, eski düzenlemelere göre yargılamanın yapılmasına devam olunacaktır.

Kaynakça

-2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun

-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu

-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

-Vergi Uyuşmazlıklarının Yargı Aşamasında Çözümlenmesi, Gelir İdaresi Başkanlığı, Yayın No:92, Mayıs 2009

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81