Ara
  • Olga Ateş

Yurdışı Grup Firmaları İle Yapılan İşlemlerde Transfer Fiyatlandırması Ve Kurumlar Vergisi Tevkifatı

Eyyup İnce

Vergi Sorunları Dergisi

ÖZ

Yurt dışı grup firmalarının grup içi hizmetlerini transfer fiyatlandırması açısından irdelerken yurt dışındaki firmanın hizmetleri sağlayıp sağlanmadığı, yerli firmanın hizmete ihtiyaç duyup duymadığı ve hizmet bedelinin emsallere uygun olup olmadığı hususlarının değerlendirilmesinin nelere göre yapılacağı hususu önemlidir. Ayrıca hizmetlere ilişkin daha önceden beyan edilen kurumlar vergisi tevkifatının, grup içi hizmetlerde olumsuz anlamda transfer fiyatlandırması olması durumunda ne olacağı önemli başka bir husustur. Makalemizde söz konusu hususlar ele alınacaktır.

Anahtar Kelimeler: Yurtdışı Grup Firmaları, Grup İçi Hizmet, Transfer Fiyatlandırması, Kurumlar Vergisi Tevkifatı

GİRİŞ

Birden fazla şirketi bünyesinde barındıran ana şirket veya grup içi firmalar en başta idari, teknik, finansal ve ticari hizmetler olmak üzere, çok geniş bir kapsam içinde yer alan hizmetlerini üyelerine temin edebilmektedirler. Küreselleşen dünyada, ülkeler arasında ilişkili firmalar birbirlerine çeşitli hizmetler sunmaktadır. Söz konusu hizmetlerin yerine getirilmesindeki amaçlarından biri de transfer fiyatlandırması yoluyla kazançların örtülü olarak diğer ülkedeki ana şirketten veya aynı grubun üyesi başka bir firmaya aktarılmasını temin etmektir.

Bununla birlikte diğer ülkelerden sağlanan hizmetlere ait bedellerden KVK 30. madde veya çifte vergilendirme anlaşmaları uyarınca vergi tevkifatı yapılmaktadır. Ancak söz konusu hizmetlerin transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına tabi tutulduğu durumda daha önceden kesilen vergilerin durumu tartışmalıdır. Makalemizde yurt dışı grup firmaları arasındaki grup içi hizmetlerin transfer fiyatlandırması açısından değerlendirilmesiyle KVK 30. madde veya çifte vergilendirme anlaşmaları uyarınca yapılan vergi tevkifatının transfer fiyatlandırması açısından değerlendirmesi yapılacaktır.

1. GRUP İÇİ FİRMALAR AÇISINDAN TRANSFER FİYATLANDIRMASI MEVZUATI

Kurumlar Vergisi Kanununun 01/01/2007 tarihinde yürürlüğe giren 13 üncü maddesinin;

- Birinci fıkrasında; kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı, alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği,

- İkinci fıkrasında, ilişkili kişi tanımının, kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade ettiği,

- Üçüncü fıkrasında, emsallere uygunluk ilkesinin, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği,

- Dördüncü fıkrasında da, kurumların ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, bu fıkrada belirtilen yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit edeceği

hükme bağlanmıştır.

Anılan madde hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usullerin düzenlendiği 27/11/2007 tarih ve 2007/12888 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, bu düzenlemenin amacının ilişkili kişilerle mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan gerçek kişi ve kurumların gelirlerinin tam ve doğru olarak beyan edilmesini sağlamak ve transfer fiyatlandırması yoluyla vergi matrahının aşındırılmasının engellenmesi olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan konuya ilişkin ayrıntılı açıklamaların yer aldığı 1 seri no.lu Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğin “11- Grup İçi Hizmetler” bölümünde grup içi hizmetlerin ilişkili şirketler arasında gerçekleşen, genellikle ana şirketin bağlı şirketlerine veya aynı gruba bağlı şirketlerden birinin diğerlerine verdiği hizmetleri ifade ettiği belirtilmiştir.

Anılan Tebliğe göre, ilişkili bir şirketin ana şirketten veya aynı grubun üyesi olan diğer bir şirketten aldığı hizmetin “grup içi hizmet” olarak kabul edilmesi için,

- Hizmetin fiilen sağlanıp sağlanmadığı,

- Hizmet alan şirket/şirketlerin söz konusu hizmete ihtiyacının olup olmadığı,

- Hizmetin alınmış olması halinde hizmet bedelinin emsallere uygunluk ilkesine uygun olup olmadığının,

belirlenmesi gerekmektedir.

Bununla beraber 1 seri numaralı KVK Genel tebliğinin “8.7. Holding şirketlerin genel idare giderlerinin bağlı şirketlere dağılımı” bölümünde, holding şirketler tarafından bağlı şirketlere araştırma ve geliştirme, finansman temini, pazarlama ve dağıtım, yatırım projelerinin hazırlanması, hedeflerin tayini, planlama, örgütlendirme kararlarının uygulanması, bilgisayar hizmetleri, sevk ve idare, mali revizyon ve vergi müşavirliği, piyasa araştırmaları, halkla ilişkilerin tanzimi, personel temini ve eğitimi, muhasebe organizasyon ve kontrolü, hukuk müşavirliği konularında hizmetler verilebildiği belirtilmiştir. Holding tarafından bağlı şirketlere verilen hizmetler için fatura düzenlenmesi zorunlu olup verilen hizmetin karşılığını teşkil eden bedelin, Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinde yer alan emsallere uygunluk ilkesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu tür hizmetlerin mutlaka verilmiş olması, kesilen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirlenmesi ve tek faturada birden fazla hizmet bedelinin bir arada yer alması halinde, her hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterilmesi şartıyla, holding tarafından verilen hizmetlerin bağlı şirketlerce gider yazılabileceği ifade edilmiştir.

2. YURT DIŞI İLİŞKİLİ GRUP FİRMASINDAN HİZMET SATIN ALINMASINDA ÖZELLİKLİ HUSUSLAR

Transfer fiyatlandırması mevzuatına göre, ilişkili bir şirketin yurtdışı ana şirketten veya aynı grubun üyesi olan diğer bir şirketten hizmetin “grup içi hizmet” olarak kabul edilebilmesi için; hizmeti alan şirketin söz konusu hizmete ihtiyacı olması, şirketin bu hizmetlerden fiilen yararlanması ve hizmet bedelinin uygun bir dağıtım anahtarı kullanmak suretiyle tespit edilen emsallere uygun hizmet bedeli olması gerekmektedir.

Emsallere uygunluk ilkesi gereği grup içi hizmetin verilip verilmediğinin belirlenmesinde, hizmeti alan grup üyesinin ticari pozisyonunu güçlendirecek ticari veya ekonomik bir değer sağlayıp sağlamadığı dikkate alınmalıdır. İlişkili bir şirketin yurt dışı ana şirketten veya aynı grubun üyesi olan diğer bir şirketten ihtiyacı olmayan bir hizmeti olması ya da bir hizmetin grup üyesine, sadece grup üyesi olması nedeniyle verilmesi durumunda, söz konusu şirketin grup içi hizmet elde ettiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır.

Ayrıca, yurt dışı grup içi şirket tarafından sağlandığı belirtilen hizmetler karşılığı yurt dışı grup firmasına ödeme yapılmış olması ve yapılan ödemenin yönetim gideri, pazarlama gideri gibi isimlerle tanımlanmış olması söz konusu hizmetlerin fiilen sağlandığını göstermeyecektir.1 Bu tür hizmetlere ilişkin kesilen faturada hizmet türünün ayrıntılı olarak belirlenmesi ve tek faturada birden fazla hizmet bedelinin bir arada yer alması halinde, her hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte yurt dışı grup firmasının sağladığı hizmetin verilip verilmediğinin somut olarak belirlenmesinde yurt dışı ana şirket veya aynı grup üyesi ile yapılmış anlaşma ve ilgili firmanın vergi dairesine verdiği “Yıllık Transfer Fiyatlandırması Raporlarının” ile diğer kanıtların incelenmesi gerekecektir. Söz konusu belgelerin incelenmesinde hizmetlerin yapılmasından Türkiye’deki firmanın elde ettiği faydalar, hizmete ihtiyacı olup olmadığı, bu hizmetlerin şirketin ticari pozisyonunun güçlendirecek ticari veya ekonomik bir değer sağlanıp sağlanmadığı, yurtdışı hizmet veren ilişkili firmanın hizmet sunma konusunda uzmanlığa sahip olunup olunmadığı hususları detaylı olarak ortaya konulmalıdır.

Bu açıklamalar çerçevesinde, Türkiye’deki firmanın yurt dışındaki ana şirket veya aynı grup üyesinden aldığı yönetim, finans, pazarlama, satın alma, insan kaynakları, bilgi teknolojileri, stratejik planlama ve iş birimleri yönetimi ve benzeri hizmetlere ihtiyacının olması ve hizmetlerin filen sağlanmış olması şartıyla, söz konusu hizmetlere ilişkin olarak fatura edilen bedeller ile kullanılan dağıtım anahtarlarının emsallere uygun olması gerekmektedir. Aksi takdirde yurtdışı ilişkili firmaya yapılan ödemelerle ilgili olarak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımından söz edilecek olup vergi tarhiyatı yapılabilecektir. Bu durumda Türkiye’deki firma, ilgili hizmeti gider konusu olarak indiremeyecek, ayrıca transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç üzerinden yapılan ödemeler dağıtılmış kar payı olarak değerlendirilerek 5520 sayılı KVK 30. maddesi uyarınca % 15 oranında kurumlar vergisine tabi tutulacak ve KDV indiriminin reddi söz konusu olacaktır.

Yurt dışındaki ana şirketten veya aynı grup üyesinden alınan finans, pazarlama, satın alma, yönetim, bilgi teknolojileri ve benzeri hizmetler, 5520 sayılı KVK 30. maddesi uyarınca gerekli şartların oluşması halinde tevkif suretiyle vergilendirilecektir. Tabi ki ilgili ülkeyle yapılan çifte vergilendirme anlaşması var ise anlaşma hükümleri geçerli olacaktır. Peki bu hizmetler üzerinden KVK 30. madde veya çifte vergilendirme anlaşmalarına göre yapılan tevkif suretiyle kesilen vergiler, Türkiye’deki firmayla yurt dışındaki ana şirketten veya aynı grup üyesi arasındaki grup içi hizmet durumu transfer fiyatlandırması suretiyle örtülü olarak dağıtılan kazanç olarak değerlendirilmesi durumunda bu nedenle yapılacak kar payı vergilendirmesinden mahsup edilebilecek midir?

Öncelikle vergi idaresi, hizmete ihtiyacın olmadığı, hizmetin fiilen sağlanmadığı veya hizmet bedelinin emsallere uygun olmaması transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç nedeniyle ilgili tarhiyatı yapacaktır. Ancak söz konusu grup içi hizmetler 5520 sayılı KVK 30. maddesi uyarınca gerekli şartların oluşması halinde tevkif suretiyle vergilendirme yapılmasıyla ilgili üç durum geçerli olacaktır:

- Hizmete ihtiyacın olmaması durumunda, hizmetin alınmadığı iddia edilmektedir. Bu durumda 5520 sayılı KVK 30. maddesi uyarınca yapılan vergilendirmenin konusu ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla ilgili yerli firmanın ilgili madde uyarınca beyan ettiği kurumlar vergisi tevkifatının vergilendirme hatası olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle önceden kesilen verginin yapılacak % 15 vergi tevkifatından mahsup edilmesi gerekecektir.

- Hizmetin fiilen sağlanmadığı durumunda, hizmet hiç alınmamıştır. Bu durumda 5520 sayılı KVK 30. maddesi uyarınca yapılan vergilendirmenin konusu ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla ilgili yerli firmanın ilgili madde uyarınca beyan ettiği kurumlar vergisi tevkifatının vergilendirme hatası olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle önceden kesilen verginin yapılacak % 15 vergi tevkifatından mahsup edilmesi gerekecektir.

- Hizmet bedelinin emsallere uygun olmaması durumunda, hizmet bedelinin bir kısmı veya tamamı transfer fiyatlandırması suretiyle örtül olarak dağıtılan kazanç olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda 5520 sayılı KVK 30. maddesi uyarınca yapılan vergilendirmenin konusu ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla ilgili yerli firmanın ilgili madde uyarınca beyan ettiği kurumlar vergisi tevkifatının bir kısmı veya tamamının vergilendirme hatası olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle önceden kesilen verginin yapılacak % 15 vergi tevkifatından mahsup edilmesi gerekecektir.

SONUÇ

Türkiye’deki firmanın yurt dışındaki ana şirket veya aynı grup üyesinden aldığı grup içi hizmetlerin transfer fiyatlandırması suretiyle örtülü olarak dağıtılan kazanç olarak değerlendirilmemesi için hizmeti alan şirketin söz konusu hizmete ihtiyacı olması, şirketin bu hizmetlerden fiilen yararlanması ve hizmet bedelinin emsallere uygun olması gerekmektedir. Emsallere uygunluk ilkesi gereği, grup içi hizmetin verilip verilmediğinin belirlenmesinde, hizmeti alan grup üyesinin ticari pozisyonunu güçlendirecek ticari veya ekonomik bir değer sağlayıp sağlamadığı dikkate alınmalıdır. Yurt dışı grup firmasının sağladığı hizmetin verilip verilmediğinin somut olarak belirlenmesinde yurt dışı ana şirket veya aynı grup üyesi ile yapılmış anlaşma ve ilgili firmanın vergi dairesine verdiği “Yıllık Transfer Fiyatlandırması Raporlarının” ile diğer kanıtların incelenmesi gerekecektir.

Ayrıca, yurt dışı grup içi şirket tarafından sağlandığı belirtilen hizmetler karşılığı yurt dışı firmaya ödeme yapılmış olması ve yapılan ödemenin yönetim gideri, pazarlama gideri gibi isimlerle tanımlanmış olması söz konusu hizmetlerin fiilen sağlandığını göstermeyecektir.

Grup içi hizmetin transfer fiyatlandırması suretiyle örtülü olarak dağıtılan kazanç olarak değerlendirilmesi durumunda daha önce 5520 sayılı KVK 30. maddesi uyarınca tevkif edilen vergi, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç üzerinden yapılan ödemeler dağıtılmış kar payı olarak değerlendirilmesi nedeniyle hesaplanacak % 15 oranında vergisi tevkifatından mahsup edilmesi mümkün olacaktır.

KAYNAKÇA

Gelir İdaresi Başkanlığı, 16.11.2011 Tarih ve 23 Sayılı Özelgesi.

Gelir İdaresi Başkanlığı, 21.11.2011 Tarih ve 94 Sayılı Özelgesi.

Resmi Gazete

Gelir İdaresi Başkanlığı Mevzuat, www.gib.gov.tr

* E. Gelirler Başkontrolörü, Vergi Başmüfettişi

1 Gelir İdaresi Başkanlığı, 16.11.2011 Tarih ve 23 Sayılı Özelgesi ile 21.11.2011 Tarih ve 94 Sayılı Özelgesi.

71 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tayyar Ateş Yeminli Mali Müşavirlik

Merkez Mah. Perihan Sk. No:67/1 Emin Bey Apt. Kat:4 D:5 Şişli / İstanbul 

+90 212 219 74 81